BÜYÜK FELAKET

29 Mayıs 2024

Fatma Nur Taş

Nekbe | nakba | Büyük Felaket
Nekbe | nakba | Büyük Felaket

Büyük Felaket

Sözlükte çok büyük üzüntüye ve sıkıntıya, onarılması güç, büyük zarara yol açan olay ya da durum olarak açıklanan “Nekbe (felaket)” kelimesi, bugün bir halkın kanayan en büyük yaralarından birisini nitelemektedir. Her yıl Mayıs ayının on beşinci günü bu unutulmayan felaketin yeniden hatırlandığı gündür. 15 Mayıs Filistin ve İsrail halkı için taban tabana zıt anlamlar içermektedir. Tam da bugün bir taraf öz topraklarında hareket edemez hale gelmiş, diğer taraf ise Hitlervari duruşla vadedilen topraklar rüyasına adım atmıştır.

İsrail’in kuruluşunu Filistinlilerin Nekbe’sini tetikleyen olaylar silsilesi Yahudilerin Avrupa’da ve bulundukları ülkelerin ekseriyetinde sosyal hayatta ve temas ettikleri her alanda antisemitik muamelelere maruz kalmalarıyla başlamıştır. Siyonizmin, 19. yüzyılın sonlarında Avrupa`da büyüyen bir siyasal hareket olarak ortaya çıkmasının peşinden, siyasal siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, 1896'da bir Yahudi devletinin kurulmasının, Avrupa'da yüzyıllardır başlamış olan Yahudi karşıtı duygu ve saldırılara çözüm olacağını söyledi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasıyla beraber de İngiltere, Filistin'in kontrolünü ele geçirdi ve 1917'de Balfour Deklarasyonu'nu yayınladı. Belgede "Yahudiler için ulusal bir anayurttan" söz edilmiş ayrıca "Yahudi olmayan Filistinli toplulukların sivil ve dini haklarını baltalayacak hiç bir eylemde bulunulmaması gerektiği" belirtilmişti. Ancak bu 67 kelimelik mektup günümüze kadarki 107 yıllık problemler sarmalının önünü açmaktan başka hiçbir işe yaramadı. Çünkü artık Yahudilerin bu topraklara gelişi hızlanmış ve Filistin halkını gölgede bırakmak için çalışılmaya başlanmıştı.

İsrail'in 14 Mayıs 1948'de bağımsızlığını ilan etmesinin akabinde beş Arap ülkesi İsrail'e karşı askeri operasyonlar başlatarak 1948 Arap-İsrail Savaşı'nı tetikledi. Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Irak ordularına karşı başarıya ulaşmış bir biçimde savaşan İsrail, Filistin bölgesinde bir devlet oluşturmak için Araplara bırakılan toprakların bir kısmını işgal etti. Savaş esnasında Filistinli Araplar topraklarından kaçmak zorunda kaldı. Deir Yasin katliamına benzer katliamları yaşama korkusu insanların topraklarını terk etmelerine neden oldu. Bu biçimde sistematik zorunlu göç adım adım uygulanmaya devam etti.

Savaş esnasında topraklarını terk etmek zorunda kalan Filistinli Ebu Avad ve Ebu Lubde yaşadıklarını şu sözlerle ifade ediyor:

"İsrail'in Gazze saldırıları Nekbe'den daha acımasız ancak topraklarımızı terk etmeyeceğiz."

- Ebu Lubde

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-filistinli-kadin-israilin-gazze-saldirilari-nekbeden-daha-acimasiz/3219760
"O zaman henüz 12 yaşındaydım, o günlerde Siyonist çetelerin yaptığı katliamlardan kaçmak üzere Sabbarin köyünü terk ettik. Yanımıza çok az şey alabildik, çünkü birkaç gün veya hafta sonra geri döneceğimizi düşünüyorduk ancak günler çok uzun zamanlara döndü."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213
"Sabbarin köyündeki günlerimiz çok güzeldi, sonrasında mülteci durumuna düştük ve İsrail bugüne kadar hâlâ peşimizi bırakmadı."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213
"Bu belgeleri ve evin anahtarını koruyoruz ki sahip olduğumuz topraklarımıza ve evimize bir gün geri döneceğimizi dünyaya ispatlıyoruz."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213

"Bugün yaşananlar, Nekbe sırasında işlenen suçlardan daha korkunç. İsrail, mülteci kamplarına düzenlediği baskınlarla her şeyi yerle bir ediyor, insanları öldürüyor, gözaltına alıyor. Gazze Şeridi'nde yaşananlar ise tam bir soykırım. Filistin halkı 2024 yılında daha kötü yeni bir felaketi yaşıyor."

İsrail’in kuruluşu ve Nekbe; 76 sene önce yaşanmış ve tarihe karışmış olan vakıalar değildir. Aksine iki taraf için de yıllardır süregelen vâroluş mücadelesidir. Bugün Filistin tarafında etnik kimliği baskılamaya yönelik sınırlamalar, yasal, ekonomik ve kültürel ayrımcılık, anti-demokratik rejim, elverişsiz ekonomik koşullar, adaletsiz kaynak dağılımı, devlet otoritesinin çökmesi, kontrol noktaları ve yol kapamalarıyla seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, toprak kaybı, tıp ve eğitim hizmetlerine ulaşmayla ilgili artan zorluklar gibi birçok özgürlüğü kısıtlayan politikalar bulunmaktadır. 7 Ekim’de başladı sanılan Filistin-İsrail savaşı, aslında uzun yıllar devam eden ancak sesi yeteri kadar duyurulamamış bir özgürlük çağrısıdır. Kendi ülkesinde ikinci sınıf insan muamelesi gören, her türlü temel hakkı elinden alınan, dışlanmış, ötekileştirilmiş ve köşeye sıkışmış hissettirilen insanların savunma mekanizmalarının “terör” olarak adlandırılmasıdır. İsrail’in bugün tüm değerleri, uluslararası hukuk mekanizmalarını ve dünya kamuoyunu görmezden gelerek yaptığı soykırım aslında yıllardır uygulanan sistematik zorbalığın açıkça ve hoyratça ortaya çıkan halidir. Nekbe’de vuku bulan “büyük felaket” bir gündür ancak Filistin her gün kocaman bir Nekbe’dir.


*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Kudüs Çalışma editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Büyük Felaket

Sözlükte çok büyük üzüntüye ve sıkıntıya, onarılması güç, büyük zarara yol açan olay ya da durum olarak açıklanan “Nekbe (felaket)” kelimesi, bugün bir halkın kanayan en büyük yaralarından birisini nitelemektedir. Her yıl Mayıs ayının on beşinci günü bu unutulmayan felaketin yeniden hatırlandığı gündür. 15 Mayıs Filistin ve İsrail halkı için taban tabana zıt anlamlar içermektedir. Tam da bugün bir taraf öz topraklarında hareket edemez hale gelmiş, diğer taraf ise Hitlervari duruşla vadedilen topraklar rüyasına adım atmıştır.

İsrail’in kuruluşunu Filistinlilerin Nekbe’sini tetikleyen olaylar silsilesi Yahudilerin Avrupa’da ve bulundukları ülkelerin ekseriyetinde sosyal hayatta ve temas ettikleri her alanda antisemitik muamelelere maruz kalmalarıyla başlamıştır. Siyonizmin, 19. yüzyılın sonlarında Avrupa`da büyüyen bir siyasal hareket olarak ortaya çıkmasının peşinden, siyasal siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, 1896'da bir Yahudi devletinin kurulmasının, Avrupa'da yüzyıllardır başlamış olan Yahudi karşıtı duygu ve saldırılara çözüm olacağını söyledi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasıyla beraber de İngiltere, Filistin'in kontrolünü ele geçirdi ve 1917'de Balfour Deklarasyonu'nu yayınladı. Belgede "Yahudiler için ulusal bir anayurttan" söz edilmiş ayrıca "Yahudi olmayan Filistinli toplulukların sivil ve dini haklarını baltalayacak hiç bir eylemde bulunulmaması gerektiği" belirtilmişti. Ancak bu 67 kelimelik mektup günümüze kadarki 107 yıllık problemler sarmalının önünü açmaktan başka hiçbir işe yaramadı. Çünkü artık Yahudilerin bu topraklara gelişi hızlanmış ve Filistin halkını gölgede bırakmak için çalışılmaya başlanmıştı.

İsrail'in 14 Mayıs 1948'de bağımsızlığını ilan etmesinin akabinde beş Arap ülkesi İsrail'e karşı askeri operasyonlar başlatarak 1948 Arap-İsrail Savaşı'nı tetikledi. Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Irak ordularına karşı başarıya ulaşmış bir biçimde savaşan İsrail, Filistin bölgesinde bir devlet oluşturmak için Araplara bırakılan toprakların bir kısmını işgal etti. Savaş esnasında Filistinli Araplar topraklarından kaçmak zorunda kaldı. Deir Yasin katliamına benzer katliamları yaşama korkusu insanların topraklarını terk etmelerine neden oldu. Bu biçimde sistematik zorunlu göç adım adım uygulanmaya devam etti.

Savaş esnasında topraklarını terk etmek zorunda kalan Filistinli Ebu Avad ve Ebu Lubde yaşadıklarını şu sözlerle ifade ediyor:

"İsrail'in Gazze saldırıları Nekbe'den daha acımasız ancak topraklarımızı terk etmeyeceğiz."

- Ebu Lubde

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-filistinli-kadin-israilin-gazze-saldirilari-nekbeden-daha-acimasiz/3219760
"O zaman henüz 12 yaşındaydım, o günlerde Siyonist çetelerin yaptığı katliamlardan kaçmak üzere Sabbarin köyünü terk ettik. Yanımıza çok az şey alabildik, çünkü birkaç gün veya hafta sonra geri döneceğimizi düşünüyorduk ancak günler çok uzun zamanlara döndü."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213
"Sabbarin köyündeki günlerimiz çok güzeldi, sonrasında mülteci durumuna düştük ve İsrail bugüne kadar hâlâ peşimizi bırakmadı."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213
"Bu belgeleri ve evin anahtarını koruyoruz ki sahip olduğumuz topraklarımıza ve evimize bir gün geri döneceğimizi dünyaya ispatlıyoruz."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213

"Bugün yaşananlar, Nekbe sırasında işlenen suçlardan daha korkunç. İsrail, mülteci kamplarına düzenlediği baskınlarla her şeyi yerle bir ediyor, insanları öldürüyor, gözaltına alıyor. Gazze Şeridi'nde yaşananlar ise tam bir soykırım. Filistin halkı 2024 yılında daha kötü yeni bir felaketi yaşıyor."

İsrail’in kuruluşu ve Nekbe; 76 sene önce yaşanmış ve tarihe karışmış olan vakıalar değildir. Aksine iki taraf için de yıllardır süregelen vâroluş mücadelesidir. Bugün Filistin tarafında etnik kimliği baskılamaya yönelik sınırlamalar, yasal, ekonomik ve kültürel ayrımcılık, anti-demokratik rejim, elverişsiz ekonomik koşullar, adaletsiz kaynak dağılımı, devlet otoritesinin çökmesi, kontrol noktaları ve yol kapamalarıyla seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, toprak kaybı, tıp ve eğitim hizmetlerine ulaşmayla ilgili artan zorluklar gibi birçok özgürlüğü kısıtlayan politikalar bulunmaktadır. 7 Ekim’de başladı sanılan Filistin-İsrail savaşı, aslında uzun yıllar devam eden ancak sesi yeteri kadar duyurulamamış bir özgürlük çağrısıdır. Kendi ülkesinde ikinci sınıf insan muamelesi gören, her türlü temel hakkı elinden alınan, dışlanmış, ötekileştirilmiş ve köşeye sıkışmış hissettirilen insanların savunma mekanizmalarının “terör” olarak adlandırılmasıdır. İsrail’in bugün tüm değerleri, uluslararası hukuk mekanizmalarını ve dünya kamuoyunu görmezden gelerek yaptığı soykırım aslında yıllardır uygulanan sistematik zorbalığın açıkça ve hoyratça ortaya çıkan halidir. Nekbe’de vuku bulan “büyük felaket” bir gündür ancak Filistin her gün kocaman bir Nekbe’dir.


*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Kudüs Çalışma editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Büyük Felaket

Sözlükte çok büyük üzüntüye ve sıkıntıya, onarılması güç, büyük zarara yol açan olay ya da durum olarak açıklanan “Nekbe (felaket)” kelimesi, bugün bir halkın kanayan en büyük yaralarından birisini nitelemektedir. Her yıl Mayıs ayının on beşinci günü bu unutulmayan felaketin yeniden hatırlandığı gündür. 15 Mayıs Filistin ve İsrail halkı için taban tabana zıt anlamlar içermektedir. Tam da bugün bir taraf öz topraklarında hareket edemez hale gelmiş, diğer taraf ise Hitlervari duruşla vadedilen topraklar rüyasına adım atmıştır.

İsrail’in kuruluşunu Filistinlilerin Nekbe’sini tetikleyen olaylar silsilesi Yahudilerin Avrupa’da ve bulundukları ülkelerin ekseriyetinde sosyal hayatta ve temas ettikleri her alanda antisemitik muamelelere maruz kalmalarıyla başlamıştır. Siyonizmin, 19. yüzyılın sonlarında Avrupa`da büyüyen bir siyasal hareket olarak ortaya çıkmasının peşinden, siyasal siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, 1896'da bir Yahudi devletinin kurulmasının, Avrupa'da yüzyıllardır başlamış olan Yahudi karşıtı duygu ve saldırılara çözüm olacağını söyledi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasıyla beraber de İngiltere, Filistin'in kontrolünü ele geçirdi ve 1917'de Balfour Deklarasyonu'nu yayınladı. Belgede "Yahudiler için ulusal bir anayurttan" söz edilmiş ayrıca "Yahudi olmayan Filistinli toplulukların sivil ve dini haklarını baltalayacak hiç bir eylemde bulunulmaması gerektiği" belirtilmişti. Ancak bu 67 kelimelik mektup günümüze kadarki 107 yıllık problemler sarmalının önünü açmaktan başka hiçbir işe yaramadı. Çünkü artık Yahudilerin bu topraklara gelişi hızlanmış ve Filistin halkını gölgede bırakmak için çalışılmaya başlanmıştı.

İsrail'in 14 Mayıs 1948'de bağımsızlığını ilan etmesinin akabinde beş Arap ülkesi İsrail'e karşı askeri operasyonlar başlatarak 1948 Arap-İsrail Savaşı'nı tetikledi. Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Irak ordularına karşı başarıya ulaşmış bir biçimde savaşan İsrail, Filistin bölgesinde bir devlet oluşturmak için Araplara bırakılan toprakların bir kısmını işgal etti. Savaş esnasında Filistinli Araplar topraklarından kaçmak zorunda kaldı. Deir Yasin katliamına benzer katliamları yaşama korkusu insanların topraklarını terk etmelerine neden oldu. Bu biçimde sistematik zorunlu göç adım adım uygulanmaya devam etti.

Savaş esnasında topraklarını terk etmek zorunda kalan Filistinli Ebu Avad ve Ebu Lubde yaşadıklarını şu sözlerle ifade ediyor:

"İsrail'in Gazze saldırıları Nekbe'den daha acımasız ancak topraklarımızı terk etmeyeceğiz."

- Ebu Lubde

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-filistinli-kadin-israilin-gazze-saldirilari-nekbeden-daha-acimasiz/3219760
"O zaman henüz 12 yaşındaydım, o günlerde Siyonist çetelerin yaptığı katliamlardan kaçmak üzere Sabbarin köyünü terk ettik. Yanımıza çok az şey alabildik, çünkü birkaç gün veya hafta sonra geri döneceğimizi düşünüyorduk ancak günler çok uzun zamanlara döndü."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213
"Sabbarin köyündeki günlerimiz çok güzeldi, sonrasında mülteci durumuna düştük ve İsrail bugüne kadar hâlâ peşimizi bırakmadı."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213
"Bu belgeleri ve evin anahtarını koruyoruz ki sahip olduğumuz topraklarımıza ve evimize bir gün geri döneceğimizi dünyaya ispatlıyoruz."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213

"Bugün yaşananlar, Nekbe sırasında işlenen suçlardan daha korkunç. İsrail, mülteci kamplarına düzenlediği baskınlarla her şeyi yerle bir ediyor, insanları öldürüyor, gözaltına alıyor. Gazze Şeridi'nde yaşananlar ise tam bir soykırım. Filistin halkı 2024 yılında daha kötü yeni bir felaketi yaşıyor."

İsrail’in kuruluşu ve Nekbe; 76 sene önce yaşanmış ve tarihe karışmış olan vakıalar değildir. Aksine iki taraf için de yıllardır süregelen vâroluş mücadelesidir. Bugün Filistin tarafında etnik kimliği baskılamaya yönelik sınırlamalar, yasal, ekonomik ve kültürel ayrımcılık, anti-demokratik rejim, elverişsiz ekonomik koşullar, adaletsiz kaynak dağılımı, devlet otoritesinin çökmesi, kontrol noktaları ve yol kapamalarıyla seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, toprak kaybı, tıp ve eğitim hizmetlerine ulaşmayla ilgili artan zorluklar gibi birçok özgürlüğü kısıtlayan politikalar bulunmaktadır. 7 Ekim’de başladı sanılan Filistin-İsrail savaşı, aslında uzun yıllar devam eden ancak sesi yeteri kadar duyurulamamış bir özgürlük çağrısıdır. Kendi ülkesinde ikinci sınıf insan muamelesi gören, her türlü temel hakkı elinden alınan, dışlanmış, ötekileştirilmiş ve köşeye sıkışmış hissettirilen insanların savunma mekanizmalarının “terör” olarak adlandırılmasıdır. İsrail’in bugün tüm değerleri, uluslararası hukuk mekanizmalarını ve dünya kamuoyunu görmezden gelerek yaptığı soykırım aslında yıllardır uygulanan sistematik zorbalığın açıkça ve hoyratça ortaya çıkan halidir. Nekbe’de vuku bulan “büyük felaket” bir gündür ancak Filistin her gün kocaman bir Nekbe’dir.


*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Kudüs Çalışma editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Büyük Felaket

Sözlükte çok büyük üzüntüye ve sıkıntıya, onarılması güç, büyük zarara yol açan olay ya da durum olarak açıklanan “Nekbe (felaket)” kelimesi, bugün bir halkın kanayan en büyük yaralarından birisini nitelemektedir. Her yıl Mayıs ayının on beşinci günü bu unutulmayan felaketin yeniden hatırlandığı gündür. 15 Mayıs Filistin ve İsrail halkı için taban tabana zıt anlamlar içermektedir. Tam da bugün bir taraf öz topraklarında hareket edemez hale gelmiş, diğer taraf ise Hitlervari duruşla vadedilen topraklar rüyasına adım atmıştır.

İsrail’in kuruluşunu Filistinlilerin Nekbe’sini tetikleyen olaylar silsilesi Yahudilerin Avrupa’da ve bulundukları ülkelerin ekseriyetinde sosyal hayatta ve temas ettikleri her alanda antisemitik muamelelere maruz kalmalarıyla başlamıştır. Siyonizmin, 19. yüzyılın sonlarında Avrupa`da büyüyen bir siyasal hareket olarak ortaya çıkmasının peşinden, siyasal siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, 1896'da bir Yahudi devletinin kurulmasının, Avrupa'da yüzyıllardır başlamış olan Yahudi karşıtı duygu ve saldırılara çözüm olacağını söyledi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılmasıyla beraber de İngiltere, Filistin'in kontrolünü ele geçirdi ve 1917'de Balfour Deklarasyonu'nu yayınladı. Belgede "Yahudiler için ulusal bir anayurttan" söz edilmiş ayrıca "Yahudi olmayan Filistinli toplulukların sivil ve dini haklarını baltalayacak hiç bir eylemde bulunulmaması gerektiği" belirtilmişti. Ancak bu 67 kelimelik mektup günümüze kadarki 107 yıllık problemler sarmalının önünü açmaktan başka hiçbir işe yaramadı. Çünkü artık Yahudilerin bu topraklara gelişi hızlanmış ve Filistin halkını gölgede bırakmak için çalışılmaya başlanmıştı.

İsrail'in 14 Mayıs 1948'de bağımsızlığını ilan etmesinin akabinde beş Arap ülkesi İsrail'e karşı askeri operasyonlar başlatarak 1948 Arap-İsrail Savaşı'nı tetikledi. Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Irak ordularına karşı başarıya ulaşmış bir biçimde savaşan İsrail, Filistin bölgesinde bir devlet oluşturmak için Araplara bırakılan toprakların bir kısmını işgal etti. Savaş esnasında Filistinli Araplar topraklarından kaçmak zorunda kaldı. Deir Yasin katliamına benzer katliamları yaşama korkusu insanların topraklarını terk etmelerine neden oldu. Bu biçimde sistematik zorunlu göç adım adım uygulanmaya devam etti.

Savaş esnasında topraklarını terk etmek zorunda kalan Filistinli Ebu Avad ve Ebu Lubde yaşadıklarını şu sözlerle ifade ediyor:

"İsrail'in Gazze saldırıları Nekbe'den daha acımasız ancak topraklarımızı terk etmeyeceğiz."

- Ebu Lubde

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-filistinli-kadin-israilin-gazze-saldirilari-nekbeden-daha-acimasiz/3219760
"O zaman henüz 12 yaşındaydım, o günlerde Siyonist çetelerin yaptığı katliamlardan kaçmak üzere Sabbarin köyünü terk ettik. Yanımıza çok az şey alabildik, çünkü birkaç gün veya hafta sonra geri döneceğimizi düşünüyorduk ancak günler çok uzun zamanlara döndü."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213
"Sabbarin köyündeki günlerimiz çok güzeldi, sonrasında mülteci durumuna düştük ve İsrail bugüne kadar hâlâ peşimizi bırakmadı."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213
"Bu belgeleri ve evin anahtarını koruyoruz ki sahip olduğumuz topraklarımıza ve evimize bir gün geri döneceğimizi dünyaya ispatlıyoruz."

- Ebu Avad

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nekbenin-tanigi-ebu-avad-filistin-halki-2024te-daha-kotu-bir-felaketi-yasiyor/3219213

"Bugün yaşananlar, Nekbe sırasında işlenen suçlardan daha korkunç. İsrail, mülteci kamplarına düzenlediği baskınlarla her şeyi yerle bir ediyor, insanları öldürüyor, gözaltına alıyor. Gazze Şeridi'nde yaşananlar ise tam bir soykırım. Filistin halkı 2024 yılında daha kötü yeni bir felaketi yaşıyor."

İsrail’in kuruluşu ve Nekbe; 76 sene önce yaşanmış ve tarihe karışmış olan vakıalar değildir. Aksine iki taraf için de yıllardır süregelen vâroluş mücadelesidir. Bugün Filistin tarafında etnik kimliği baskılamaya yönelik sınırlamalar, yasal, ekonomik ve kültürel ayrımcılık, anti-demokratik rejim, elverişsiz ekonomik koşullar, adaletsiz kaynak dağılımı, devlet otoritesinin çökmesi, kontrol noktaları ve yol kapamalarıyla seyahat özgürlüğünün kısıtlanması, toprak kaybı, tıp ve eğitim hizmetlerine ulaşmayla ilgili artan zorluklar gibi birçok özgürlüğü kısıtlayan politikalar bulunmaktadır. 7 Ekim’de başladı sanılan Filistin-İsrail savaşı, aslında uzun yıllar devam eden ancak sesi yeteri kadar duyurulamamış bir özgürlük çağrısıdır. Kendi ülkesinde ikinci sınıf insan muamelesi gören, her türlü temel hakkı elinden alınan, dışlanmış, ötekileştirilmiş ve köşeye sıkışmış hissettirilen insanların savunma mekanizmalarının “terör” olarak adlandırılmasıdır. İsrail’in bugün tüm değerleri, uluslararası hukuk mekanizmalarını ve dünya kamuoyunu görmezden gelerek yaptığı soykırım aslında yıllardır uygulanan sistematik zorbalığın açıkça ve hoyratça ortaya çıkan halidir. Nekbe’de vuku bulan “büyük felaket” bir gündür ancak Filistin her gün kocaman bir Nekbe’dir.


*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Kudüs Çalışma editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bu Sayfada:

Title

Title

Title

İlginizi çekebilir

İlginizi çekebilir

İlginizi çekebilir

BÜYÜK FELAKET

BÜYÜK FELAKET

BÜYÜK FELAKET

BÜYÜK FELAKET

• Kudüs Çalışma Grubu • Kudüs Çalışma Grubu