Doğanın Silahlaştırılması: Marş Mira

Doğanın Silahlaştırılması: Marş Mira

Rabiya Kahya

Rabiya Kahya

Hayatta kalacağınızı bilseniz en fazla kaç kilometre yürüyebilirdiniz? 

Tarihteki bazı insanlar için bu durum yakın tarihteki örnekleriyle trajik gerçekleri yansıtmaktadır. Onlar için yürümek bir yere ulaşmaktan ya da yalnızca seyahat etmekten ötede hayatta kalmak, esir olmamak için zorunlu bir seçenektir. İşte bu zorunlu yürüyüşlerden biri de Marş Mira yürüyüşüdür. 

1992’de başlayan Bosna Savaşı’nın ilerlemesiyle Bosna halkı ağır bir kuşatma altında yaşamaya başlamış ve pek çok insan kendi ülkesinde toplama kamplarında yaşamak zorunda kalmıştır. Bu toplama kamplarından en tanınmış olanı Srebrenitsa’ydı. Savaşın sonlarına doğru barış anlaşmaları müzakere edilirken insanlar BM tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa’da toplanmaya başlamıştır. Ancak Sırp kuvvetleri 9 Temmuz 1995 tarihinde Srebrenitsa’yı kuşatmış ve bölgeyi koruması gereken Birleşmiş Milletler askerlerinin direniş göstermemesiyle birlikte 11 Temmuz 1995 günü gece yarısı Srebrenitsa Sırp ordusuna teslim edilmiştir. Srebrenitsa’nın düşmesiyle sivil halktan erkekler, yaşlılar ve çocuklar bu yürüyüş ile Tuzla’daki Müslümanların kontrolünde olan güvenli bölgeye ulaşmaya çalışmışlardır. 

11 Temmuz 1995 – 17 Temmuz 1995 tarihleri arasında Srebrenitsa’dan kaçmak için 10.000 ila 15.000 Boşnak erkek ve çocuktan oluşan bir kol, sık ormanlar ve engebeli dağlar arasından bir kaçış hattı oluşturdu. Ancak bu yol en az Srebrenitsa’da kalmak kadar tehlikeliydi. Bu yolda ilerlerken Sırp güçleri tarafından avlanan, ağır toplarla pusuya düşürülen, kimyasal maddelerle hedef alınan siviller tuzak teslim olma çağrılarıyla ikna edilerek öldürülmeye devam edildi. Bu ölüm-kalım yürüyüşünden sadece 3500 ila 4000 Bosnalı hayatta kalabildi, yaklaşık 11.000 Bosnalı katledildi. Günümüzde barış yürüyüşü olarak anılan bu yürüyüş, kurbanların güvenli bölgeye ulaşmak için 1995’te yürüdüğü bir ölüm yürüyüşü (Marš Smrti) olmuştur. Uluslararası Marş Mira barış yürüyüşü her yıl Srebrenitsa Soykırımı’nın kurbanlarını anmak amacıyla Bosna Hersek’te düzenlenmektedir. 

Marş Mira yürüyüşü rotası

Bu kaçış rotasında yer almayan ve geride kalan 8.372’den fazla Boşnak Müslüman erkek ve çocuk ise sistematik olarak birkaç gün içinde öldürüldü. Günümüzde hâlâ Srebrenitsa’da öldürülmüş olan kişilerin gömüldüğü toplu mezarlar ortaya çıkarılıyor. Bu soykırımın ardından 100’den fazla toplu mezar kaldı. Her sene kurbanların kimlikleri tespit ediliyor ve 11 Temmuz’da Srebrenitsa’daki Potoçari’de toplu bir törenle defnediliyor. 

1995’te Potoçari kasabasından Tuzla’nın Nezuk Köyü’ne kadar yapılmış olan Marş Mira yürüyüşü 2005 yılından bu yana her yıl dünyanın pek çok yerinden insanın katılımıyla, Nezuk’tan Potočari’ye 3 gün boyunca, şehitleri ve hayatta kalanları anmak için düzenleniyor. Ormanlık alanda zorlu dağlık araziler ve çeşitli su kaynaklarının da bulunduğu güzergâh yaklaşık 100 km’dir. Yürüyüşçüler, Temmuz ayının yoğun sıcağı altında çamurlu vadilerde ilerleyerek günde yaklaşık 30 ila 35 kilometre yol kat ediyor. Yürüyüş 11 Temmuz’da düzenlenen toplu cenaze törenlerinin arefesinde sonlanıyor. Marş Mira her yıl yaklaşık 3000 ila 7000 katılımcıyla birlikte devam ediyor. 

Marş Mira sırasında katılımcılar ayaklarında su toplanmasını hisseder ve Temmuz sıcağında dehidrasyon (aşırı sıvı kaybı) sınırına yaklaşırlar, ormanın sabah vaktindeki nemini ve dik yamaçların yoruculuğunu hissederler. Bu şekilde yaşanan acıyı yalnızca zihinde yaşanan pasif bir olgu olmaktan çıkarıp bedensel olarak her adımda deneyimlerler. Bu yürüyüş uzun 100 kilometrelik bir ormanlık patikayı ve nehir yataklarını devasa bir yas ve onur alanına çevirerek onları hareket halindeki canlı bir abideye dönüştürür. 

Peki bir kaçış yürüyüşü ile hayatta kalmaya çalışmak yalnızca Marş Mira’daki Boşnakların yaşadığı bir şey miydi? Tarihin pek çok döneminde halklar “ölüm yürüyüşüne” katıldı. 1864’te Osmanlı’ya sığınmak için Rus askerlerinden kaçan Çerkezler dağlık ve sık ormanlık yollarda yürüyerek hayatta kalmaya çalıştılar. Kuzeybatı Kafkasya dağlarından başlayıp Karadeniz limanlarında düğümlenen, oradan da deniz yoluyla Balkanlar, Marmara, İç Anadolu ve Ortadoğu'ya (Suriye/Ürdün) uzanan ve Çerkez Sürgünü olarak anılan bu toplu harekette tıpkı Marş Mira’da olduğu gibi on binlerce insan açlık, dondurucu soğuk ve salgın hastalıklar sebebiyle yollarda hayatını kaybetti.  

2017 yılında Myanmar ordusunun katliamlarından kaçan yüz binlerce Arakanlı Müslüman Naf Nehri’ni geçerek Bangladeş’e ulaşmaya çalıştı. Gerek tekneler gerek sallarla ve gerek yüzerek kaçmaya çalışan insanlar nehri geçmeye çalışırken muson yağmurları, açlık ve dalgalar sebebiyle yolculuk sırasında öldüler. Örneklerde de görüldüğü gibi failler kurbanlarını doğanın insafına bırakarak bir nevi açık hava hapishanesinde infazlarını gerçekleştirmişlerdir ve bu kayıplara dair sorumlulukları ‘doğal sebeplere’ yormaya çalışmışlardır. İşte bu doğanın bir silah olarak kullanılması Filistin topraklarında da karşımıza çıkmaktadır. 

1947-1949 arasında Filistin’de başlayan Nakba, hem karadan hem denizden Filistin halkının soykırımdan kaçışını ve göçünü anlatmaktadır. On binlerce Filistinli dağlık patikalarda ve zorlu iklim şartlarında yürümek zorunda kalmışlardır. Yafa, Aşdod, el-Mecdel ve Gazze çevresindeki sahil köylerinde yaşayan Filistinliler, kara yollarının kesilmesi ve çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte derme çatma teknelerle deniz üzerinden Gazze ve Mısır’a ulaşmaya çalışmışlardır. Bilindiği üzere İngiltere, Filistin'deki manda yönetimini Mayıs 1948'de sonlandıracağını açıklamıştı. Bu geçiş sürecinde Filistinli Araplar, uluslararası hukuka göre asayişten sorumlu olan İngiliz yönetiminin en azından sivilleri koruyacağını ve tam tahliye gerçekleşene kadar şehirlerin işgaline izin vermeyeceğini umuyordu. Ancak Manda yönetiminin sonlarına doğru Filistinlilerin kendi kaderlerine terk edilerek deniz yoluyla tehlikeli bir kaçışa zorlanması, tarihte derin bir iz bırakmıştır.

Bu kaderine terk ediliş, yakın tarihte Srebrenitsa’daki Boşnakların Birleşmiş Milletler korumasına güvenip yalnız bırakılmalarına benzemektedir. 

Lod (Lydda), Ramle, Kudüs ve orta bölgedeki düzlük köylerden Nakba’nın en trajik yürüyüşlerinden biri olan ‘Lod Ölüm Yürüyüşü’, Ramallah ve El-Halil (Hebron) dağlarına doğru gerçekleşmiştir. Yaklaşık 50.000-70.000 civarı sivil sıcak havada sürgün edilmeye zorlandı. Bazıları Şeria Nehri’ni geçerek Ürdün’e ulaşmışlardır. Özellikle bu yürüyüş etnik temizlikle doğrudan ilişkilendirilmiştir. İnsanlar yola çıkmadan önce aranarak eşyaları, paraları ve hatta su kapları ellerinden alınmıştır. Bu şekilde susuzluktan ölen yaşlı ve çocukların sayısı o kadar fazladır ki ölenlerin cesetlerinin yol boyunca yattığı tanıkların ifadeleriyle belgelenmiştir. Yol yaklaşık 45 ila 50 km sürmektedir. İnsanların sahip oldukları lojistik şartlarıyla bu yolu bitirerek güvenli bölgeye ulaşmaları üç gün sürmüştür. 

İster Bosna'nın sık ormanlarından, ister Kafkasya’nın çorak bozkırlarından, ister Bengal Körfezi'nin tehlikeli dalgalarından, ister Filistin'in kumlarından geçsin, zorla yerinden edilmenin yolları yürümekle birbirine bağlanır ve direniş haline gelir. Bir halkı yok etmek için bizzat doğa silah olarak kullanıldığında, atılan her adım bir hayatta kalma ilanıdır. Marş Mira, Nakba ve soykırımın küresel yankıları bize —failler suçlarını 'doğal ölümler' kılıfı altında örtbas etmeye çalışsalar da— toprağın asla unutmadığını hatırlatır. Bu yollar artık sadece haritadaki coğrafi koordinatlar değil; insan dayanıklılığının yaşayan tanıklıklarıdır. Bu yürüyüşleri hatırlamak, sadece ölenler için yas tutmak değil, adalet taleplerinin asla tamamen silinemeyeceğini kabul etmektir.  

Kaynakça

Abbasi, M. (2017). Arab Community Survival in the Galilee: The Village of Jish during Operation Hiram in the 1948 War. In Living in Mandatory Palestine (pp. 115-135). 

Routledge. 

Abu Sitta, S. (2004). Atlas of Palestine 1948. Palestine Land Society. 

Al Jazeera. (2015, 11 Temmuz). Thousands commemorate victims of Srebrenica genocide. https://www.aljazeera.com/news/2015/7/11/thousands-commemorate-victims-of-srebrenica-g enocide 

Çakan, V. (2018). Rohingya Müslümanları ve Arakan Soykırımı. Asya Araştırmaları Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, 2(1), 38-56. 

Demir, B. (2025). 21 Mayıs 1864: Büyük Çerkes Sürgünü. TroyAcademy, 10(2), 98-108. https://doi.org/10.31454/troyacademy.1749202 

Human Rights Watch (HRW). (1998). The march of death. Erişim tarihi: 29 Ağustos 2025, https://www.hrw.org/legacy/reports98/bosniacw/Bosni98o-03.htm adresinden edinilmiştir. 

Khalidi, W. (Ed.). (1971). From haven to conquest: Readings in Zionism and the Palestine problem until 1948. Institute for Palestine Studies. https://yplus.ps/wp-content/uploads/2021/01/Khalidi-Walid-ed.-From-Haven-to-Conquest.pdf 

LeBor, A. (2017). City of oranges. Bloomsbury Publishing. https://archive.org/details/cityoforangesara0000lebo 

Masalha, N. (2018). Decolonizing methodology, reclaiming memory: Palestinian oral histories and. An oral history of the Palestinian Nakba, 6. 

Morris, B. (2004). The birth of the Palestinian refugee problem revisited (Vol. 18). 

Cambridge University Press. http://larryjhs.fastmail.fm.user.fm/The%20Birth%20of%20the%20Palestinian%20Refugee% 

20Problem%20Revisited.pdf 

Öztekin-Alpaydın, M. (2025). Eylemin Mekânı Kimliklendirmesi Üzerine: Marš Mira ve Boşnaklık. Uluslararası İnsan Çalışmaları Dergisi, 8(15), 149-176. 

Pappé, I. (2006). The ethnic cleansing of Palestine. Oneworld Publications. 

Palestine Liberation Organization [PLO] - Negotiations Affairs Department. (t.y.). Massacres in Lydd (Lod) and Ramle during the 1948 Nakba. Palestine Liberation Organization. 

https://www.nad.ps/en/publication-resources/faqs/massacres-lydd-lod-and-ramle-during-1948 -nakba 

Remembering Srebrenica (2014). The death march. 28 Ağustos 2025 https://srebrenica.org.uk/what-happened/history/column adresinden edinilmiştir. 

ŞAFAK, M. Y. (2019). ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE SİVİL TOPLUM: BOSNA MARS 

MİRA. Journal of International Social Research/Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 12(64), 273. 

Hayatta kalacağınızı bilseniz en fazla kaç kilometre yürüyebilirdiniz? 

Tarihteki bazı insanlar için bu durum yakın tarihteki örnekleriyle trajik gerçekleri yansıtmaktadır. Onlar için yürümek bir yere ulaşmaktan ya da yalnızca seyahat etmekten ötede hayatta kalmak, esir olmamak için zorunlu bir seçenektir. İşte bu zorunlu yürüyüşlerden biri de Marş Mira yürüyüşüdür. 

1992’de başlayan Bosna Savaşı’nın ilerlemesiyle Bosna halkı ağır bir kuşatma altında yaşamaya başlamış ve pek çok insan kendi ülkesinde toplama kamplarında yaşamak zorunda kalmıştır. Bu toplama kamplarından en tanınmış olanı Srebrenitsa’ydı. Savaşın sonlarına doğru barış anlaşmaları müzakere edilirken insanlar BM tarafından güvenli bölge ilan edilen Srebrenitsa’da toplanmaya başlamıştır. Ancak Sırp kuvvetleri 9 Temmuz 1995 tarihinde Srebrenitsa’yı kuşatmış ve bölgeyi koruması gereken Birleşmiş Milletler askerlerinin direniş göstermemesiyle birlikte 11 Temmuz 1995 günü gece yarısı Srebrenitsa Sırp ordusuna teslim edilmiştir. Srebrenitsa’nın düşmesiyle sivil halktan erkekler, yaşlılar ve çocuklar bu yürüyüş ile Tuzla’daki Müslümanların kontrolünde olan güvenli bölgeye ulaşmaya çalışmışlardır. 

11 Temmuz 1995 – 17 Temmuz 1995 tarihleri arasında Srebrenitsa’dan kaçmak için 10.000 ila 15.000 Boşnak erkek ve çocuktan oluşan bir kol, sık ormanlar ve engebeli dağlar arasından bir kaçış hattı oluşturdu. Ancak bu yol en az Srebrenitsa’da kalmak kadar tehlikeliydi. Bu yolda ilerlerken Sırp güçleri tarafından avlanan, ağır toplarla pusuya düşürülen, kimyasal maddelerle hedef alınan siviller tuzak teslim olma çağrılarıyla ikna edilerek öldürülmeye devam edildi. Bu ölüm-kalım yürüyüşünden sadece 3500 ila 4000 Bosnalı hayatta kalabildi, yaklaşık 11.000 Bosnalı katledildi. Günümüzde barış yürüyüşü olarak anılan bu yürüyüş, kurbanların güvenli bölgeye ulaşmak için 1995’te yürüdüğü bir ölüm yürüyüşü (Marš Smrti) olmuştur. Uluslararası Marş Mira barış yürüyüşü her yıl Srebrenitsa Soykırımı’nın kurbanlarını anmak amacıyla Bosna Hersek’te düzenlenmektedir. 

Marş Mira yürüyüşü rotası

Bu kaçış rotasında yer almayan ve geride kalan 8.372’den fazla Boşnak Müslüman erkek ve çocuk ise sistematik olarak birkaç gün içinde öldürüldü. Günümüzde hâlâ Srebrenitsa’da öldürülmüş olan kişilerin gömüldüğü toplu mezarlar ortaya çıkarılıyor. Bu soykırımın ardından 100’den fazla toplu mezar kaldı. Her sene kurbanların kimlikleri tespit ediliyor ve 11 Temmuz’da Srebrenitsa’daki Potoçari’de toplu bir törenle defnediliyor. 

1995’te Potoçari kasabasından Tuzla’nın Nezuk Köyü’ne kadar yapılmış olan Marş Mira yürüyüşü 2005 yılından bu yana her yıl dünyanın pek çok yerinden insanın katılımıyla, Nezuk’tan Potočari’ye 3 gün boyunca, şehitleri ve hayatta kalanları anmak için düzenleniyor. Ormanlık alanda zorlu dağlık araziler ve çeşitli su kaynaklarının da bulunduğu güzergâh yaklaşık 100 km’dir. Yürüyüşçüler, Temmuz ayının yoğun sıcağı altında çamurlu vadilerde ilerleyerek günde yaklaşık 30 ila 35 kilometre yol kat ediyor. Yürüyüş 11 Temmuz’da düzenlenen toplu cenaze törenlerinin arefesinde sonlanıyor. Marş Mira her yıl yaklaşık 3000 ila 7000 katılımcıyla birlikte devam ediyor. 

Marş Mira sırasında katılımcılar ayaklarında su toplanmasını hisseder ve Temmuz sıcağında dehidrasyon (aşırı sıvı kaybı) sınırına yaklaşırlar, ormanın sabah vaktindeki nemini ve dik yamaçların yoruculuğunu hissederler. Bu şekilde yaşanan acıyı yalnızca zihinde yaşanan pasif bir olgu olmaktan çıkarıp bedensel olarak her adımda deneyimlerler. Bu yürüyüş uzun 100 kilometrelik bir ormanlık patikayı ve nehir yataklarını devasa bir yas ve onur alanına çevirerek onları hareket halindeki canlı bir abideye dönüştürür. 

Peki bir kaçış yürüyüşü ile hayatta kalmaya çalışmak yalnızca Marş Mira’daki Boşnakların yaşadığı bir şey miydi? Tarihin pek çok döneminde halklar “ölüm yürüyüşüne” katıldı. 1864’te Osmanlı’ya sığınmak için Rus askerlerinden kaçan Çerkezler dağlık ve sık ormanlık yollarda yürüyerek hayatta kalmaya çalıştılar. Kuzeybatı Kafkasya dağlarından başlayıp Karadeniz limanlarında düğümlenen, oradan da deniz yoluyla Balkanlar, Marmara, İç Anadolu ve Ortadoğu'ya (Suriye/Ürdün) uzanan ve Çerkez Sürgünü olarak anılan bu toplu harekette tıpkı Marş Mira’da olduğu gibi on binlerce insan açlık, dondurucu soğuk ve salgın hastalıklar sebebiyle yollarda hayatını kaybetti.  

2017 yılında Myanmar ordusunun katliamlarından kaçan yüz binlerce Arakanlı Müslüman Naf Nehri’ni geçerek Bangladeş’e ulaşmaya çalıştı. Gerek tekneler gerek sallarla ve gerek yüzerek kaçmaya çalışan insanlar nehri geçmeye çalışırken muson yağmurları, açlık ve dalgalar sebebiyle yolculuk sırasında öldüler. Örneklerde de görüldüğü gibi failler kurbanlarını doğanın insafına bırakarak bir nevi açık hava hapishanesinde infazlarını gerçekleştirmişlerdir ve bu kayıplara dair sorumlulukları ‘doğal sebeplere’ yormaya çalışmışlardır. İşte bu doğanın bir silah olarak kullanılması Filistin topraklarında da karşımıza çıkmaktadır. 

1947-1949 arasında Filistin’de başlayan Nakba, hem karadan hem denizden Filistin halkının soykırımdan kaçışını ve göçünü anlatmaktadır. On binlerce Filistinli dağlık patikalarda ve zorlu iklim şartlarında yürümek zorunda kalmışlardır. Yafa, Aşdod, el-Mecdel ve Gazze çevresindeki sahil köylerinde yaşayan Filistinliler, kara yollarının kesilmesi ve çatışmaların yoğunlaşmasıyla birlikte derme çatma teknelerle deniz üzerinden Gazze ve Mısır’a ulaşmaya çalışmışlardır. Bilindiği üzere İngiltere, Filistin'deki manda yönetimini Mayıs 1948'de sonlandıracağını açıklamıştı. Bu geçiş sürecinde Filistinli Araplar, uluslararası hukuka göre asayişten sorumlu olan İngiliz yönetiminin en azından sivilleri koruyacağını ve tam tahliye gerçekleşene kadar şehirlerin işgaline izin vermeyeceğini umuyordu. Ancak Manda yönetiminin sonlarına doğru Filistinlilerin kendi kaderlerine terk edilerek deniz yoluyla tehlikeli bir kaçışa zorlanması, tarihte derin bir iz bırakmıştır.

Bu kaderine terk ediliş, yakın tarihte Srebrenitsa’daki Boşnakların Birleşmiş Milletler korumasına güvenip yalnız bırakılmalarına benzemektedir. 

Lod (Lydda), Ramle, Kudüs ve orta bölgedeki düzlük köylerden Nakba’nın en trajik yürüyüşlerinden biri olan ‘Lod Ölüm Yürüyüşü’, Ramallah ve El-Halil (Hebron) dağlarına doğru gerçekleşmiştir. Yaklaşık 50.000-70.000 civarı sivil sıcak havada sürgün edilmeye zorlandı. Bazıları Şeria Nehri’ni geçerek Ürdün’e ulaşmışlardır. Özellikle bu yürüyüş etnik temizlikle doğrudan ilişkilendirilmiştir. İnsanlar yola çıkmadan önce aranarak eşyaları, paraları ve hatta su kapları ellerinden alınmıştır. Bu şekilde susuzluktan ölen yaşlı ve çocukların sayısı o kadar fazladır ki ölenlerin cesetlerinin yol boyunca yattığı tanıkların ifadeleriyle belgelenmiştir. Yol yaklaşık 45 ila 50 km sürmektedir. İnsanların sahip oldukları lojistik şartlarıyla bu yolu bitirerek güvenli bölgeye ulaşmaları üç gün sürmüştür. 

İster Bosna'nın sık ormanlarından, ister Kafkasya’nın çorak bozkırlarından, ister Bengal Körfezi'nin tehlikeli dalgalarından, ister Filistin'in kumlarından geçsin, zorla yerinden edilmenin yolları yürümekle birbirine bağlanır ve direniş haline gelir. Bir halkı yok etmek için bizzat doğa silah olarak kullanıldığında, atılan her adım bir hayatta kalma ilanıdır. Marş Mira, Nakba ve soykırımın küresel yankıları bize —failler suçlarını 'doğal ölümler' kılıfı altında örtbas etmeye çalışsalar da— toprağın asla unutmadığını hatırlatır. Bu yollar artık sadece haritadaki coğrafi koordinatlar değil; insan dayanıklılığının yaşayan tanıklıklarıdır. Bu yürüyüşleri hatırlamak, sadece ölenler için yas tutmak değil, adalet taleplerinin asla tamamen silinemeyeceğini kabul etmektir.  

Kaynakça

Abbasi, M. (2017). Arab Community Survival in the Galilee: The Village of Jish during Operation Hiram in the 1948 War. In Living in Mandatory Palestine (pp. 115-135). 

Routledge. 

Abu Sitta, S. (2004). Atlas of Palestine 1948. Palestine Land Society. 

Al Jazeera. (2015, 11 Temmuz). Thousands commemorate victims of Srebrenica genocide. https://www.aljazeera.com/news/2015/7/11/thousands-commemorate-victims-of-srebrenica-g enocide 

Çakan, V. (2018). Rohingya Müslümanları ve Arakan Soykırımı. Asya Araştırmaları Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, 2(1), 38-56. 

Demir, B. (2025). 21 Mayıs 1864: Büyük Çerkes Sürgünü. TroyAcademy, 10(2), 98-108. https://doi.org/10.31454/troyacademy.1749202 

Human Rights Watch (HRW). (1998). The march of death. Erişim tarihi: 29 Ağustos 2025, https://www.hrw.org/legacy/reports98/bosniacw/Bosni98o-03.htm adresinden edinilmiştir. 

Khalidi, W. (Ed.). (1971). From haven to conquest: Readings in Zionism and the Palestine problem until 1948. Institute for Palestine Studies. https://yplus.ps/wp-content/uploads/2021/01/Khalidi-Walid-ed.-From-Haven-to-Conquest.pdf 

LeBor, A. (2017). City of oranges. Bloomsbury Publishing. https://archive.org/details/cityoforangesara0000lebo 

Masalha, N. (2018). Decolonizing methodology, reclaiming memory: Palestinian oral histories and. An oral history of the Palestinian Nakba, 6. 

Morris, B. (2004). The birth of the Palestinian refugee problem revisited (Vol. 18). 

Cambridge University Press. http://larryjhs.fastmail.fm.user.fm/The%20Birth%20of%20the%20Palestinian%20Refugee% 

20Problem%20Revisited.pdf 

Öztekin-Alpaydın, M. (2025). Eylemin Mekânı Kimliklendirmesi Üzerine: Marš Mira ve Boşnaklık. Uluslararası İnsan Çalışmaları Dergisi, 8(15), 149-176. 

Pappé, I. (2006). The ethnic cleansing of Palestine. Oneworld Publications. 

Palestine Liberation Organization [PLO] - Negotiations Affairs Department. (t.y.). Massacres in Lydd (Lod) and Ramle during the 1948 Nakba. Palestine Liberation Organization. 

https://www.nad.ps/en/publication-resources/faqs/massacres-lydd-lod-and-ramle-during-1948 -nakba 

Remembering Srebrenica (2014). The death march. 28 Ağustos 2025 https://srebrenica.org.uk/what-happened/history/column adresinden edinilmiştir. 

ŞAFAK, M. Y. (2019). ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE SİVİL TOPLUM: BOSNA MARS 

MİRA. Journal of International Social Research/Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 12(64), 273. 

Bu Sayfada:

title

İlginizi çekebilir

İlginizi çekebilir

• Kudüs Çalışma Grubu • Kudüs Çalışma Grubu