Filistin, İsrail'in Test Sahası Mı?

Filistin, İsrail'in Test Sahası Mı?

10 Şubat 2026

Fatma Dilara Ak

Giriş

İsrail, kendisine ait saldırı ve savunma teknolojilerini, Filistin başta olmak üzere Orta Doğu’nun bazı bölgelerindeki askeri eylemlerinde geliştirmiştir. Filistin, bu askeri ve savaş teknolojilerinin kontrol ve imha yöntemleri, baskı ve gözetim tekniklerini geliştirdiği bir laboratuvar işlevi görmektedir. İsrail’in Filistinliler üzerinde geliştirdiği bu yöntemler birçok ülkeye ihraç edilmektedir. Bu teknikler ihraç edilen bölgelerdeki savaş suçları ve baskı sistemlerinin altyapısını oluşturmaktadır.

İsrail Filistinlileri yok sayan ırksal söylem ve nekropolitik[1] mantık üretmekte ve uygulamaktadır. Özellikle Gazze yalnızca soykırıma sahne olmuş bir şehir değil, ırksal şiddetin uygulandığı bir saha haline getirilmiştir. İsrail nekropolitikasının ürettiği silah ve teknoloji, dünyanın farklı yerlerindeki baskıcı rejimlerin şiddet politikalarını uygulama aracı olmuştur. Dolayısıyla küresel ölçekte baskı, gözetim ve şiddet sarmalı inşa edilmektedir.[2]

Yazıda, gazeteci Amina Shareef'in makalesinde[3] çizdiği çerçeve temel alınarak, Gazze’de üretilen şiddetin küresel ölçekte nasıl dolaşıma sokulduğu incelenmiştir. Dünya üzerindeki benzer örnekler incelendiğinde Filistinliler üzerinde test edilen bu yöntemler istisnai değildir. Aksine süreklilik arz eden ve bilinçli olarak yapılandırılmış bir devlet politikasıdır.

İsrail’in Uygulamaları ve Dünyaya İhracı

İhraç edilen savunma ürünlerinden elde edilen gelirler, İsrail ekonomisini ayakta tutan kaynaklardan birisidir.[4] İsrail silah ve ürünleri ihraç ettiği rejimlerin mahiyetiyle, ürünlerin nerede ve nasıl kullanılacağıyla ilgilenmemektedir. Gelişmiş savunma sanayisi, İsrail'in uluslararası izolasyondan kurtulması ve işgal politikalarını sürdürebilmesi için hayati bir dış politika aracı olarak işlev görmektedir. İsrailli Yahudi yazar Loewenstein’in Filistin Laboratuvarı adlı çalışmasına göre İsrail, 20. yüzyılda Latin Amerika ülkelerine ihraç ettiği silahlar ile çatışmaları körüklemiş, diktatörlerin (örneğin Şili’de Pinochet, Guatemala’da Montt rejimi) halk üzerindeki katliamlarını desteklemiş ve iç savaşlarda her iki tarafa da silahlar göndermiştir. Gazze ve Batı Şeria’da uygulanan silahlı yöntemler daha sonra küresel pazarda “Savaşta test edildi (battle-tested)” etiketiyle pazarlanmaktadır.[5] Bu silah ve teknolojiler dünya pazarına sunulurken, bunların teorik tasarımlar olmadığını, bizzat sahada (Filistinliler üzerinde) denendiğini ve başarısının kanıtlandığını vurgulamaktadırlar.Guatemala’da yerli topluluklara yönelik operasyonlarda, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’de kullandığı askeri teçhizatlar ve İsrail’in sağladığı danışmanlıktan yararlanılmıştır.[6] Örneğin, Elbit Systems gibi şirketler, uluslararası fuarlarda (Paris Air Show gibi) potansiyel müşterilerine ürünlerini tanıtırken, Filistinlilerin hedef alındığı ve öldürüldüğü gerçek operasyon görüntülerini ‘tanıtım videosu’ olarak kullanabilmektedir.[7] Hebron (El-Halil) şehri, gözetim teknolojilerinin, yapay zeka destekli kameraların ve uzaktan kumandalı silah sistemlerinin sivil nüfus üzerinde denendiği bir ‘akıllı şehir’ laboratuvarına dönüştürülmüştür.

Filistin Laboratuvarı’nda ani ölüm yerine yavaş ölüm stratejisi uygulanmakta, uzuvları hedef alarak ateş edilmekte[8], kalori hesabı ile gıda girişine izin verilmekte ve altyapı yok edilmektedir. İsrail, 2005 yılında çekilmesi ile birlikte havadan, karadan ve denizden ablukaya aldığı Gazze’yi insansız hava araçları, yapay zeka destekli teknolojiler ve dron sistemleri ile aralıksız kontrol ederek işgali sürdürmektedir. Özellikle bir gölge gibi hayatlarının üzerinde gezinen, Gazze halkı tarafından ‘zanana’ yani vızıltı olarak tabir edilen insansız hava araçları, fiziksel ölümlerin dışında psikolojik baskı aracı haline gelmiştir.[9]

İngiliz mandası döneminden İsrail işgaline kadar bu laboratuvarda farklı ülkelerin aşırıcılıkla mücadele teknikleri geliştirilmiştir. 11 Eylül sonrası ‘terörle mücadele’ politikaları dünya çapında yayılırken bu yöntemler temel alınmıştır. İsrail, 11 Eylül sonrasında küresel bir güvenlik ve gözetim endüstrisi liderine dönüşmüş, kendi geliştirdiği baskı araçlarını hem demokrasilere hem de despot rejimlere satmıştır. İsrail menşeli NSO Group gibi şirketler tarafından Pegasus casus yazılımı geliştirilmiştir. Bu yazılım, Meksika'daki uyuşturucu kartelleriyle mücadeleden Suudi Arabistan'daki muhaliflerin takibine, Hindistan'daki insan hakları savunucularının izlenmesinden Ruanda ve Fas gibi ülkelere kadar geniş alanlarda kullanılmıştır.[10] Batı Şeria’daki Ayrım Duvarı’nı inşa eden ve yüksek teknolojili çit duvarlar konusunda uzman olan İsrailli şirket Magal Security Systems, Çin'in havaalanlarına tespit sistemleri kurmuştur.[11]

İsrail’in güneyinde savaşın simüle edildiği ve ‘Mini Gazze’ olarak bilinen hayalet kasaba kurulmuştur. Çölün ortasında 600 binadan oluşan, askerler için bir eğitim alanı olan bu hayalet kasabada sadece İsrail askerlerine değil, aynı zamanda ABD subaylarına gözetim, kişi-mekan-durum profilleme ve protesto bastırma teknikleri öğretilmektedir. Burada geliştirilen teknikler farklı bölgelerde uygulanmakta, hatta ABD’deki kampüs eylemlerinin bastırılması için kullanıldığına dair iddialar medyaya yansımaktadır.[12]


İsrail'in güneyindeki Zeelim askeri üssünde bulunan ve Filistin köyünü andıran bir maket olarak tasarlanan IDF Kentsel Savaş Eğitim Merkezi'nin bir görüntüsü, 4 Ocak 2022 Salı. (AP Fotoğrafı/Oded Balilty)

Aksa Tufanı sonrası Gazze’ye yönelik saldırılarda, silah teknolojilerinin yapay zeka ile kullanımı önemli aşama kaydetmiştir. İsrail ordusu tarafından kullanılan ‘Lavender’ ve ‘Where is Daddy’ gibi yapay zeka tabanlı hedefleme sistemleri ile sistematik bir yöntem izlenmiş, sivil kayıpları daha önce görülmemiş seviyelere çıkmıştır.[13] Bu sistemler, Gazze'deki bireyleri birer veriye indirgeyerek, onları Hamas ile olası bağlantıları üzerinden puanlamakta ve —bazen evlerinde ve aileleri ile birlikte—bombalanmalarına karar vermektedir.[14]

Irksal Söylem ve Nekropolitik Mantık

Filistinliler üzerinden geliştirilen nekropolitik söylem din ayırt etmeksizin birçok insanı etkilemiştir. Ancak İsrail’in özellikle Müslümanlar üzerinde kullandığı ‘terörist’ söylemi, dünyadaki diğer Müslüman toplumlarını olumsuz etkilemiş, terörle mücadele kapsamında yaşamlarının tehdit edilmesini olağan bir durum haline getirmiştir.

Bu söylemle bir profil oluşturulmuştur: Hukuk tanımaz ve şiddete eğilimli kurgulanan bir Müslüman figürü. Bu durumda bu profilde bir insanın ölümü siyasi bir gereklilik olarak kodlanmıştır.

“Biri yaşayacaksa diğeri ölmeli.” olarak da ifade edilebilen nekropolitika mantığı, başta Filistinliler olmak üzere tehdit olarak gördükleri insanların yok edilmesini meşrulaştıran politik aklın oluştuğu bir anlayıştır.

Buna göre İsraillilerin güvende yaşaması için Filistinlilerin ölmesi gerekmekte ve bu durum —bir cinayet değilmiş gibi lanse edilerek— kendi yaşamlarını mümkün kılan bir gereklilik gibi gösterilmektedir. Bu anlayış çoğu Batılı politikacı tarafından onaylandığı için; İsrail’e silah satışı yapılıyor, İsrail hükümeti destekleniyor. Sonuç olarak ‘İsrail’in kendini savunma hakkı’ adı altında kitlesel ölümler meşrulaştırılıyor.

Bu nekropolitik anlayış ‘battle-tested’ olarak uluslararası güvenlik sektöründe meşruiyet kazandıkça başka coğrafyalara da ihraç edilme riski taşımaktadır. İsraillilerin ortaya çıkardığı bu ırksal söylem farklı ülkelerin toplumlarına dayattığı şiddet ve baskıda da karşımıza çıkmaktadır. Hindistan, Keşmir’de uyguladığı baskı politikalarında İsrail’i model aldığı, yerleşimci sömürgeciliği projelerini savunurken açıkça İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim modelini örnek göstererek "İsrail yapabiliyorsa biz de yapabiliriz" mantığını güttüğü görülmektedir.[15] Benzer şekilde Hindistan’ın Pakistan’a yönelik başlattığı, dini mekanları hedef alan Sindoor Operasyonu’nda İsrail’in Gazze’de uyguladığı yöntemlerden ilham alınmıştır.[16]

Nekropolitik mantık ile yalnızca savaş alanlarında değil, sınır güvenliği politikalarında da karşılaşılmaktadır. İsrail'in geliştirdiği sınır gözetim teknolojilerinin (akıllı duvarlar, dronlar, sensörler), Avrupa Birliği'nin (Frontex) Akdeniz'deki mültecileri durdurma çabalarında ve ABD-Meksika sınırında kullanılmıştır.[17] Bu teknolojiler, ‘istenmeyen’ nüfusların yaşamlarını değersizleştirerek onları ölüme terk etme veya dışlama fikrini küreselleştirmektedir.

Sonuç

Gazze’de uygulanan yavaş ölüm stratejileri, sivilleri merkeze alan hedefleme sistemleri ve psikolojik yıkımı derinleştiren gözetim teknikleri, modern savaşın sınırlarını aşarak insan yaşamını bir deney konusu haline getirmiştir. İsrail, Filistin topraklarında ‘sahada test edilmiş’ gözetim ve baskı teknolojilerini küresel pazara sunmakta, bu durum Gazze’yi şiddet ve gözetim tekniklerinin üretim laboratuvarına dönüştürmektedir. Bu durum aynı zamanda şiddeti ölçülebilir, pazarlanabilir ve ihraç edilebilir bir güvenlik modeli olarak sunmaktadır. Filistin’de test edilen zihniyet, dünyanın diğer ‘istenmeyen’ topluluklarına karşı da kullanılabilecek bir modele dönüşmekte, gelecekte bu topluluklardaki kitlesel katliamları normalleştirebilmektedir.

Gazze’deki bu şiddet biçimleri meşru görülmeye devam ettikçe, burada üretilen modelin başka coğrafyalara ihraç edilme riski artmaktadır. Farklı ülkelerde aşırıcılıkla mücadele, kullanılan metotlar ve sistemler aslında Filistin laboratuvarında geliştirilen yöntemlerin çoktan sınırları aştığını göstermektedir. Bu durum, Filistin meselesini yalnızca bölgesel bir çatışma olarak ele almanın yetersizliğini ortaya koyuyor.

Sözün özü Filistin’de başlayan çoğu zaman Filistin’de kalmıyor.

Son Notlar

[1] İktidarın kimin yaşayacağına, kimin öleceğine karar verme gücünü ifade eden bir kavramdır. Kavram, siyaset felsefecisi Achille Mbembe tarafından üretilmiştir.

[2] Gazeteci Amina Shareef, İsrail’in Gazze’deki uygulamalarını askeri ve savaş teknolojilerinin kontrol ve imha yöntemleri, baskı ve gözetim tekniklerini geliştirdiği bir laboratuvar olarak tarif etmektedir. Shareef, A. (2025, Ağustos 21). Why the Gaza genocide risks becoming a model for targeting Muslims worldwide. Middle East Eye. https://www.middleeasteye.net/opinion/gaza-genocide-risks-becoming-model-muslims-targeted-globally

[3] Shareef, a.g.e.

[4] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[5] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[6] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[7] Loewenstein, a.g.e., s.25

[8] Kor, Z.,T., (2025). Gazze: Geçmişten Günümüze Direnişin Toprağı. Timaş yayınları.

[9] Abu Saif, A. (2014). Sleepless in Gaza: Israeli drone war on the Gaza Strip. Rosa-Luxemburg-Stiftung. https://www.rosalux.de/en/publication/id/7639/sleepless-in-gaza/

[10] Loewenstein, a.g.e.

[11] Loewenstein, a.g.e., s.160

[12] Şarku’l Avsat. (2022, Haziran 23). İsrail askerleri şehir savaşları için ‘Mini Gazze’de eğitim alıyorlar. https://turkish.aawsat.com/home/article/3719856/i%CC%87srail-askerleri-%C5%9Fehir-sava%C5%9Flar%C4%B1-i%C3%A7in-%E2%80%98mini-gazze%E2%80%99de-e%C4%9Fitim-al%C4%B1yorlar

[13] Goodman, A. (2024, Nisan 5). Lavender & Where’s Daddy: How Israel used AI to form kill lists & bomb Palestinians in their homes [Audio broadcast]. Democracy Now. https://www.democracynow.org/2024/4/5/israel_ai

[14] Mhajne, A. (2025). Gaza: Israel’s AI human laboratory. The Cairo Review of Global Affairs. https://www.thecairoreview.com/essays/gaza-israels-ai-human-laboratory/

[15] Kaul, N. (2022, June 17). India, Israel, and geopolitical imaginaries of cooperation and oppression. Georgetown Journal of International Affairs. https://gjia.georgetown.edu/2022/06/17/india-israel-and-geopolitical-imaginaries-of-cooperation-and-oppression/

[16] Aral, B. (2025). Hakim uluslararası düzenin yıkımı. Yıkımlar. Kudüs Çalışma Grubu.

[17] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

 

Giriş

İsrail, kendisine ait saldırı ve savunma teknolojilerini, Filistin başta olmak üzere Orta Doğu’nun bazı bölgelerindeki askeri eylemlerinde geliştirmiştir. Filistin, bu askeri ve savaş teknolojilerinin kontrol ve imha yöntemleri, baskı ve gözetim tekniklerini geliştirdiği bir laboratuvar işlevi görmektedir. İsrail’in Filistinliler üzerinde geliştirdiği bu yöntemler birçok ülkeye ihraç edilmektedir. Bu teknikler ihraç edilen bölgelerdeki savaş suçları ve baskı sistemlerinin altyapısını oluşturmaktadır.

İsrail Filistinlileri yok sayan ırksal söylem ve nekropolitik[1] mantık üretmekte ve uygulamaktadır. Özellikle Gazze yalnızca soykırıma sahne olmuş bir şehir değil, ırksal şiddetin uygulandığı bir saha haline getirilmiştir. İsrail nekropolitikasının ürettiği silah ve teknoloji, dünyanın farklı yerlerindeki baskıcı rejimlerin şiddet politikalarını uygulama aracı olmuştur. Dolayısıyla küresel ölçekte baskı, gözetim ve şiddet sarmalı inşa edilmektedir.[2]

Yazıda, gazeteci Amina Shareef'in makalesinde[3] çizdiği çerçeve temel alınarak, Gazze’de üretilen şiddetin küresel ölçekte nasıl dolaşıma sokulduğu incelenmiştir. Dünya üzerindeki benzer örnekler incelendiğinde Filistinliler üzerinde test edilen bu yöntemler istisnai değildir. Aksine süreklilik arz eden ve bilinçli olarak yapılandırılmış bir devlet politikasıdır.

İsrail’in Uygulamaları ve Dünyaya İhracı

İhraç edilen savunma ürünlerinden elde edilen gelirler, İsrail ekonomisini ayakta tutan kaynaklardan birisidir.[4] İsrail silah ve ürünleri ihraç ettiği rejimlerin mahiyetiyle, ürünlerin nerede ve nasıl kullanılacağıyla ilgilenmemektedir. Gelişmiş savunma sanayisi, İsrail'in uluslararası izolasyondan kurtulması ve işgal politikalarını sürdürebilmesi için hayati bir dış politika aracı olarak işlev görmektedir. İsrailli Yahudi yazar Loewenstein’in Filistin Laboratuvarı adlı çalışmasına göre İsrail, 20. yüzyılda Latin Amerika ülkelerine ihraç ettiği silahlar ile çatışmaları körüklemiş, diktatörlerin (örneğin Şili’de Pinochet, Guatemala’da Montt rejimi) halk üzerindeki katliamlarını desteklemiş ve iç savaşlarda her iki tarafa da silahlar göndermiştir. Gazze ve Batı Şeria’da uygulanan silahlı yöntemler daha sonra küresel pazarda “Savaşta test edildi (battle-tested)” etiketiyle pazarlanmaktadır.[5] Bu silah ve teknolojiler dünya pazarına sunulurken, bunların teorik tasarımlar olmadığını, bizzat sahada (Filistinliler üzerinde) denendiğini ve başarısının kanıtlandığını vurgulamaktadırlar.Guatemala’da yerli topluluklara yönelik operasyonlarda, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’de kullandığı askeri teçhizatlar ve İsrail’in sağladığı danışmanlıktan yararlanılmıştır.[6] Örneğin, Elbit Systems gibi şirketler, uluslararası fuarlarda (Paris Air Show gibi) potansiyel müşterilerine ürünlerini tanıtırken, Filistinlilerin hedef alındığı ve öldürüldüğü gerçek operasyon görüntülerini ‘tanıtım videosu’ olarak kullanabilmektedir.[7] Hebron (El-Halil) şehri, gözetim teknolojilerinin, yapay zeka destekli kameraların ve uzaktan kumandalı silah sistemlerinin sivil nüfus üzerinde denendiği bir ‘akıllı şehir’ laboratuvarına dönüştürülmüştür.

Filistin Laboratuvarı’nda ani ölüm yerine yavaş ölüm stratejisi uygulanmakta, uzuvları hedef alarak ateş edilmekte[8], kalori hesabı ile gıda girişine izin verilmekte ve altyapı yok edilmektedir. İsrail, 2005 yılında çekilmesi ile birlikte havadan, karadan ve denizden ablukaya aldığı Gazze’yi insansız hava araçları, yapay zeka destekli teknolojiler ve dron sistemleri ile aralıksız kontrol ederek işgali sürdürmektedir. Özellikle bir gölge gibi hayatlarının üzerinde gezinen, Gazze halkı tarafından ‘zanana’ yani vızıltı olarak tabir edilen insansız hava araçları, fiziksel ölümlerin dışında psikolojik baskı aracı haline gelmiştir.[9]

İngiliz mandası döneminden İsrail işgaline kadar bu laboratuvarda farklı ülkelerin aşırıcılıkla mücadele teknikleri geliştirilmiştir. 11 Eylül sonrası ‘terörle mücadele’ politikaları dünya çapında yayılırken bu yöntemler temel alınmıştır. İsrail, 11 Eylül sonrasında küresel bir güvenlik ve gözetim endüstrisi liderine dönüşmüş, kendi geliştirdiği baskı araçlarını hem demokrasilere hem de despot rejimlere satmıştır. İsrail menşeli NSO Group gibi şirketler tarafından Pegasus casus yazılımı geliştirilmiştir. Bu yazılım, Meksika'daki uyuşturucu kartelleriyle mücadeleden Suudi Arabistan'daki muhaliflerin takibine, Hindistan'daki insan hakları savunucularının izlenmesinden Ruanda ve Fas gibi ülkelere kadar geniş alanlarda kullanılmıştır.[10] Batı Şeria’daki Ayrım Duvarı’nı inşa eden ve yüksek teknolojili çit duvarlar konusunda uzman olan İsrailli şirket Magal Security Systems, Çin'in havaalanlarına tespit sistemleri kurmuştur.[11]

İsrail’in güneyinde savaşın simüle edildiği ve ‘Mini Gazze’ olarak bilinen hayalet kasaba kurulmuştur. Çölün ortasında 600 binadan oluşan, askerler için bir eğitim alanı olan bu hayalet kasabada sadece İsrail askerlerine değil, aynı zamanda ABD subaylarına gözetim, kişi-mekan-durum profilleme ve protesto bastırma teknikleri öğretilmektedir. Burada geliştirilen teknikler farklı bölgelerde uygulanmakta, hatta ABD’deki kampüs eylemlerinin bastırılması için kullanıldığına dair iddialar medyaya yansımaktadır.[12]


İsrail'in güneyindeki Zeelim askeri üssünde bulunan ve Filistin köyünü andıran bir maket olarak tasarlanan IDF Kentsel Savaş Eğitim Merkezi'nin bir görüntüsü, 4 Ocak 2022 Salı. (AP Fotoğrafı/Oded Balilty)

Aksa Tufanı sonrası Gazze’ye yönelik saldırılarda, silah teknolojilerinin yapay zeka ile kullanımı önemli aşama kaydetmiştir. İsrail ordusu tarafından kullanılan ‘Lavender’ ve ‘Where is Daddy’ gibi yapay zeka tabanlı hedefleme sistemleri ile sistematik bir yöntem izlenmiş, sivil kayıpları daha önce görülmemiş seviyelere çıkmıştır.[13] Bu sistemler, Gazze'deki bireyleri birer veriye indirgeyerek, onları Hamas ile olası bağlantıları üzerinden puanlamakta ve —bazen evlerinde ve aileleri ile birlikte—bombalanmalarına karar vermektedir.[14]

Irksal Söylem ve Nekropolitik Mantık

Filistinliler üzerinden geliştirilen nekropolitik söylem din ayırt etmeksizin birçok insanı etkilemiştir. Ancak İsrail’in özellikle Müslümanlar üzerinde kullandığı ‘terörist’ söylemi, dünyadaki diğer Müslüman toplumlarını olumsuz etkilemiş, terörle mücadele kapsamında yaşamlarının tehdit edilmesini olağan bir durum haline getirmiştir.

Bu söylemle bir profil oluşturulmuştur: Hukuk tanımaz ve şiddete eğilimli kurgulanan bir Müslüman figürü. Bu durumda bu profilde bir insanın ölümü siyasi bir gereklilik olarak kodlanmıştır.

“Biri yaşayacaksa diğeri ölmeli.” olarak da ifade edilebilen nekropolitika mantığı, başta Filistinliler olmak üzere tehdit olarak gördükleri insanların yok edilmesini meşrulaştıran politik aklın oluştuğu bir anlayıştır.

Buna göre İsraillilerin güvende yaşaması için Filistinlilerin ölmesi gerekmekte ve bu durum —bir cinayet değilmiş gibi lanse edilerek— kendi yaşamlarını mümkün kılan bir gereklilik gibi gösterilmektedir. Bu anlayış çoğu Batılı politikacı tarafından onaylandığı için; İsrail’e silah satışı yapılıyor, İsrail hükümeti destekleniyor. Sonuç olarak ‘İsrail’in kendini savunma hakkı’ adı altında kitlesel ölümler meşrulaştırılıyor.

Bu nekropolitik anlayış ‘battle-tested’ olarak uluslararası güvenlik sektöründe meşruiyet kazandıkça başka coğrafyalara da ihraç edilme riski taşımaktadır. İsraillilerin ortaya çıkardığı bu ırksal söylem farklı ülkelerin toplumlarına dayattığı şiddet ve baskıda da karşımıza çıkmaktadır. Hindistan, Keşmir’de uyguladığı baskı politikalarında İsrail’i model aldığı, yerleşimci sömürgeciliği projelerini savunurken açıkça İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim modelini örnek göstererek "İsrail yapabiliyorsa biz de yapabiliriz" mantığını güttüğü görülmektedir.[15] Benzer şekilde Hindistan’ın Pakistan’a yönelik başlattığı, dini mekanları hedef alan Sindoor Operasyonu’nda İsrail’in Gazze’de uyguladığı yöntemlerden ilham alınmıştır.[16]

Nekropolitik mantık ile yalnızca savaş alanlarında değil, sınır güvenliği politikalarında da karşılaşılmaktadır. İsrail'in geliştirdiği sınır gözetim teknolojilerinin (akıllı duvarlar, dronlar, sensörler), Avrupa Birliği'nin (Frontex) Akdeniz'deki mültecileri durdurma çabalarında ve ABD-Meksika sınırında kullanılmıştır.[17] Bu teknolojiler, ‘istenmeyen’ nüfusların yaşamlarını değersizleştirerek onları ölüme terk etme veya dışlama fikrini küreselleştirmektedir.

Sonuç

Gazze’de uygulanan yavaş ölüm stratejileri, sivilleri merkeze alan hedefleme sistemleri ve psikolojik yıkımı derinleştiren gözetim teknikleri, modern savaşın sınırlarını aşarak insan yaşamını bir deney konusu haline getirmiştir. İsrail, Filistin topraklarında ‘sahada test edilmiş’ gözetim ve baskı teknolojilerini küresel pazara sunmakta, bu durum Gazze’yi şiddet ve gözetim tekniklerinin üretim laboratuvarına dönüştürmektedir. Bu durum aynı zamanda şiddeti ölçülebilir, pazarlanabilir ve ihraç edilebilir bir güvenlik modeli olarak sunmaktadır. Filistin’de test edilen zihniyet, dünyanın diğer ‘istenmeyen’ topluluklarına karşı da kullanılabilecek bir modele dönüşmekte, gelecekte bu topluluklardaki kitlesel katliamları normalleştirebilmektedir.

Gazze’deki bu şiddet biçimleri meşru görülmeye devam ettikçe, burada üretilen modelin başka coğrafyalara ihraç edilme riski artmaktadır. Farklı ülkelerde aşırıcılıkla mücadele, kullanılan metotlar ve sistemler aslında Filistin laboratuvarında geliştirilen yöntemlerin çoktan sınırları aştığını göstermektedir. Bu durum, Filistin meselesini yalnızca bölgesel bir çatışma olarak ele almanın yetersizliğini ortaya koyuyor.

Sözün özü Filistin’de başlayan çoğu zaman Filistin’de kalmıyor.

Son Notlar

[1] İktidarın kimin yaşayacağına, kimin öleceğine karar verme gücünü ifade eden bir kavramdır. Kavram, siyaset felsefecisi Achille Mbembe tarafından üretilmiştir.

[2] Gazeteci Amina Shareef, İsrail’in Gazze’deki uygulamalarını askeri ve savaş teknolojilerinin kontrol ve imha yöntemleri, baskı ve gözetim tekniklerini geliştirdiği bir laboratuvar olarak tarif etmektedir. Shareef, A. (2025, Ağustos 21). Why the Gaza genocide risks becoming a model for targeting Muslims worldwide. Middle East Eye. https://www.middleeasteye.net/opinion/gaza-genocide-risks-becoming-model-muslims-targeted-globally

[3] Shareef, a.g.e.

[4] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[5] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[6] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[7] Loewenstein, a.g.e., s.25

[8] Kor, Z.,T., (2025). Gazze: Geçmişten Günümüze Direnişin Toprağı. Timaş yayınları.

[9] Abu Saif, A. (2014). Sleepless in Gaza: Israeli drone war on the Gaza Strip. Rosa-Luxemburg-Stiftung. https://www.rosalux.de/en/publication/id/7639/sleepless-in-gaza/

[10] Loewenstein, a.g.e.

[11] Loewenstein, a.g.e., s.160

[12] Şarku’l Avsat. (2022, Haziran 23). İsrail askerleri şehir savaşları için ‘Mini Gazze’de eğitim alıyorlar. https://turkish.aawsat.com/home/article/3719856/i%CC%87srail-askerleri-%C5%9Fehir-sava%C5%9Flar%C4%B1-i%C3%A7in-%E2%80%98mini-gazze%E2%80%99de-e%C4%9Fitim-al%C4%B1yorlar

[13] Goodman, A. (2024, Nisan 5). Lavender & Where’s Daddy: How Israel used AI to form kill lists & bomb Palestinians in their homes [Audio broadcast]. Democracy Now. https://www.democracynow.org/2024/4/5/israel_ai

[14] Mhajne, A. (2025). Gaza: Israel’s AI human laboratory. The Cairo Review of Global Affairs. https://www.thecairoreview.com/essays/gaza-israels-ai-human-laboratory/

[15] Kaul, N. (2022, June 17). India, Israel, and geopolitical imaginaries of cooperation and oppression. Georgetown Journal of International Affairs. https://gjia.georgetown.edu/2022/06/17/india-israel-and-geopolitical-imaginaries-of-cooperation-and-oppression/

[16] Aral, B. (2025). Hakim uluslararası düzenin yıkımı. Yıkımlar. Kudüs Çalışma Grubu.

[17] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

 

Giriş

İsrail, kendisine ait saldırı ve savunma teknolojilerini, Filistin başta olmak üzere Orta Doğu’nun bazı bölgelerindeki askeri eylemlerinde geliştirmiştir. Filistin, bu askeri ve savaş teknolojilerinin kontrol ve imha yöntemleri, baskı ve gözetim tekniklerini geliştirdiği bir laboratuvar işlevi görmektedir. İsrail’in Filistinliler üzerinde geliştirdiği bu yöntemler birçok ülkeye ihraç edilmektedir. Bu teknikler ihraç edilen bölgelerdeki savaş suçları ve baskı sistemlerinin altyapısını oluşturmaktadır.

İsrail Filistinlileri yok sayan ırksal söylem ve nekropolitik[1] mantık üretmekte ve uygulamaktadır. Özellikle Gazze yalnızca soykırıma sahne olmuş bir şehir değil, ırksal şiddetin uygulandığı bir saha haline getirilmiştir. İsrail nekropolitikasının ürettiği silah ve teknoloji, dünyanın farklı yerlerindeki baskıcı rejimlerin şiddet politikalarını uygulama aracı olmuştur. Dolayısıyla küresel ölçekte baskı, gözetim ve şiddet sarmalı inşa edilmektedir.[2]

Yazıda, gazeteci Amina Shareef'in makalesinde[3] çizdiği çerçeve temel alınarak, Gazze’de üretilen şiddetin küresel ölçekte nasıl dolaşıma sokulduğu incelenmiştir. Dünya üzerindeki benzer örnekler incelendiğinde Filistinliler üzerinde test edilen bu yöntemler istisnai değildir. Aksine süreklilik arz eden ve bilinçli olarak yapılandırılmış bir devlet politikasıdır.

İsrail’in Uygulamaları ve Dünyaya İhracı

İhraç edilen savunma ürünlerinden elde edilen gelirler, İsrail ekonomisini ayakta tutan kaynaklardan birisidir.[4] İsrail silah ve ürünleri ihraç ettiği rejimlerin mahiyetiyle, ürünlerin nerede ve nasıl kullanılacağıyla ilgilenmemektedir. Gelişmiş savunma sanayisi, İsrail'in uluslararası izolasyondan kurtulması ve işgal politikalarını sürdürebilmesi için hayati bir dış politika aracı olarak işlev görmektedir. İsrailli Yahudi yazar Loewenstein’in Filistin Laboratuvarı adlı çalışmasına göre İsrail, 20. yüzyılda Latin Amerika ülkelerine ihraç ettiği silahlar ile çatışmaları körüklemiş, diktatörlerin (örneğin Şili’de Pinochet, Guatemala’da Montt rejimi) halk üzerindeki katliamlarını desteklemiş ve iç savaşlarda her iki tarafa da silahlar göndermiştir. Gazze ve Batı Şeria’da uygulanan silahlı yöntemler daha sonra küresel pazarda “Savaşta test edildi (battle-tested)” etiketiyle pazarlanmaktadır.[5] Bu silah ve teknolojiler dünya pazarına sunulurken, bunların teorik tasarımlar olmadığını, bizzat sahada (Filistinliler üzerinde) denendiğini ve başarısının kanıtlandığını vurgulamaktadırlar.Guatemala’da yerli topluluklara yönelik operasyonlarda, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’de kullandığı askeri teçhizatlar ve İsrail’in sağladığı danışmanlıktan yararlanılmıştır.[6] Örneğin, Elbit Systems gibi şirketler, uluslararası fuarlarda (Paris Air Show gibi) potansiyel müşterilerine ürünlerini tanıtırken, Filistinlilerin hedef alındığı ve öldürüldüğü gerçek operasyon görüntülerini ‘tanıtım videosu’ olarak kullanabilmektedir.[7] Hebron (El-Halil) şehri, gözetim teknolojilerinin, yapay zeka destekli kameraların ve uzaktan kumandalı silah sistemlerinin sivil nüfus üzerinde denendiği bir ‘akıllı şehir’ laboratuvarına dönüştürülmüştür.

Filistin Laboratuvarı’nda ani ölüm yerine yavaş ölüm stratejisi uygulanmakta, uzuvları hedef alarak ateş edilmekte[8], kalori hesabı ile gıda girişine izin verilmekte ve altyapı yok edilmektedir. İsrail, 2005 yılında çekilmesi ile birlikte havadan, karadan ve denizden ablukaya aldığı Gazze’yi insansız hava araçları, yapay zeka destekli teknolojiler ve dron sistemleri ile aralıksız kontrol ederek işgali sürdürmektedir. Özellikle bir gölge gibi hayatlarının üzerinde gezinen, Gazze halkı tarafından ‘zanana’ yani vızıltı olarak tabir edilen insansız hava araçları, fiziksel ölümlerin dışında psikolojik baskı aracı haline gelmiştir.[9]

İngiliz mandası döneminden İsrail işgaline kadar bu laboratuvarda farklı ülkelerin aşırıcılıkla mücadele teknikleri geliştirilmiştir. 11 Eylül sonrası ‘terörle mücadele’ politikaları dünya çapında yayılırken bu yöntemler temel alınmıştır. İsrail, 11 Eylül sonrasında küresel bir güvenlik ve gözetim endüstrisi liderine dönüşmüş, kendi geliştirdiği baskı araçlarını hem demokrasilere hem de despot rejimlere satmıştır. İsrail menşeli NSO Group gibi şirketler tarafından Pegasus casus yazılımı geliştirilmiştir. Bu yazılım, Meksika'daki uyuşturucu kartelleriyle mücadeleden Suudi Arabistan'daki muhaliflerin takibine, Hindistan'daki insan hakları savunucularının izlenmesinden Ruanda ve Fas gibi ülkelere kadar geniş alanlarda kullanılmıştır.[10] Batı Şeria’daki Ayrım Duvarı’nı inşa eden ve yüksek teknolojili çit duvarlar konusunda uzman olan İsrailli şirket Magal Security Systems, Çin'in havaalanlarına tespit sistemleri kurmuştur.[11]

İsrail’in güneyinde savaşın simüle edildiği ve ‘Mini Gazze’ olarak bilinen hayalet kasaba kurulmuştur. Çölün ortasında 600 binadan oluşan, askerler için bir eğitim alanı olan bu hayalet kasabada sadece İsrail askerlerine değil, aynı zamanda ABD subaylarına gözetim, kişi-mekan-durum profilleme ve protesto bastırma teknikleri öğretilmektedir. Burada geliştirilen teknikler farklı bölgelerde uygulanmakta, hatta ABD’deki kampüs eylemlerinin bastırılması için kullanıldığına dair iddialar medyaya yansımaktadır.[12]


İsrail'in güneyindeki Zeelim askeri üssünde bulunan ve Filistin köyünü andıran bir maket olarak tasarlanan IDF Kentsel Savaş Eğitim Merkezi'nin bir görüntüsü, 4 Ocak 2022 Salı. (AP Fotoğrafı/Oded Balilty)

Aksa Tufanı sonrası Gazze’ye yönelik saldırılarda, silah teknolojilerinin yapay zeka ile kullanımı önemli aşama kaydetmiştir. İsrail ordusu tarafından kullanılan ‘Lavender’ ve ‘Where is Daddy’ gibi yapay zeka tabanlı hedefleme sistemleri ile sistematik bir yöntem izlenmiş, sivil kayıpları daha önce görülmemiş seviyelere çıkmıştır.[13] Bu sistemler, Gazze'deki bireyleri birer veriye indirgeyerek, onları Hamas ile olası bağlantıları üzerinden puanlamakta ve —bazen evlerinde ve aileleri ile birlikte—bombalanmalarına karar vermektedir.[14]

Irksal Söylem ve Nekropolitik Mantık

Filistinliler üzerinden geliştirilen nekropolitik söylem din ayırt etmeksizin birçok insanı etkilemiştir. Ancak İsrail’in özellikle Müslümanlar üzerinde kullandığı ‘terörist’ söylemi, dünyadaki diğer Müslüman toplumlarını olumsuz etkilemiş, terörle mücadele kapsamında yaşamlarının tehdit edilmesini olağan bir durum haline getirmiştir.

Bu söylemle bir profil oluşturulmuştur: Hukuk tanımaz ve şiddete eğilimli kurgulanan bir Müslüman figürü. Bu durumda bu profilde bir insanın ölümü siyasi bir gereklilik olarak kodlanmıştır.

“Biri yaşayacaksa diğeri ölmeli.” olarak da ifade edilebilen nekropolitika mantığı, başta Filistinliler olmak üzere tehdit olarak gördükleri insanların yok edilmesini meşrulaştıran politik aklın oluştuğu bir anlayıştır.

Buna göre İsraillilerin güvende yaşaması için Filistinlilerin ölmesi gerekmekte ve bu durum —bir cinayet değilmiş gibi lanse edilerek— kendi yaşamlarını mümkün kılan bir gereklilik gibi gösterilmektedir. Bu anlayış çoğu Batılı politikacı tarafından onaylandığı için; İsrail’e silah satışı yapılıyor, İsrail hükümeti destekleniyor. Sonuç olarak ‘İsrail’in kendini savunma hakkı’ adı altında kitlesel ölümler meşrulaştırılıyor.

Bu nekropolitik anlayış ‘battle-tested’ olarak uluslararası güvenlik sektöründe meşruiyet kazandıkça başka coğrafyalara da ihraç edilme riski taşımaktadır. İsraillilerin ortaya çıkardığı bu ırksal söylem farklı ülkelerin toplumlarına dayattığı şiddet ve baskıda da karşımıza çıkmaktadır. Hindistan, Keşmir’de uyguladığı baskı politikalarında İsrail’i model aldığı, yerleşimci sömürgeciliği projelerini savunurken açıkça İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim modelini örnek göstererek "İsrail yapabiliyorsa biz de yapabiliriz" mantığını güttüğü görülmektedir.[15] Benzer şekilde Hindistan’ın Pakistan’a yönelik başlattığı, dini mekanları hedef alan Sindoor Operasyonu’nda İsrail’in Gazze’de uyguladığı yöntemlerden ilham alınmıştır.[16]

Nekropolitik mantık ile yalnızca savaş alanlarında değil, sınır güvenliği politikalarında da karşılaşılmaktadır. İsrail'in geliştirdiği sınır gözetim teknolojilerinin (akıllı duvarlar, dronlar, sensörler), Avrupa Birliği'nin (Frontex) Akdeniz'deki mültecileri durdurma çabalarında ve ABD-Meksika sınırında kullanılmıştır.[17] Bu teknolojiler, ‘istenmeyen’ nüfusların yaşamlarını değersizleştirerek onları ölüme terk etme veya dışlama fikrini küreselleştirmektedir.

Sonuç

Gazze’de uygulanan yavaş ölüm stratejileri, sivilleri merkeze alan hedefleme sistemleri ve psikolojik yıkımı derinleştiren gözetim teknikleri, modern savaşın sınırlarını aşarak insan yaşamını bir deney konusu haline getirmiştir. İsrail, Filistin topraklarında ‘sahada test edilmiş’ gözetim ve baskı teknolojilerini küresel pazara sunmakta, bu durum Gazze’yi şiddet ve gözetim tekniklerinin üretim laboratuvarına dönüştürmektedir. Bu durum aynı zamanda şiddeti ölçülebilir, pazarlanabilir ve ihraç edilebilir bir güvenlik modeli olarak sunmaktadır. Filistin’de test edilen zihniyet, dünyanın diğer ‘istenmeyen’ topluluklarına karşı da kullanılabilecek bir modele dönüşmekte, gelecekte bu topluluklardaki kitlesel katliamları normalleştirebilmektedir.

Gazze’deki bu şiddet biçimleri meşru görülmeye devam ettikçe, burada üretilen modelin başka coğrafyalara ihraç edilme riski artmaktadır. Farklı ülkelerde aşırıcılıkla mücadele, kullanılan metotlar ve sistemler aslında Filistin laboratuvarında geliştirilen yöntemlerin çoktan sınırları aştığını göstermektedir. Bu durum, Filistin meselesini yalnızca bölgesel bir çatışma olarak ele almanın yetersizliğini ortaya koyuyor.

Sözün özü Filistin’de başlayan çoğu zaman Filistin’de kalmıyor.

Son Notlar

[1] İktidarın kimin yaşayacağına, kimin öleceğine karar verme gücünü ifade eden bir kavramdır. Kavram, siyaset felsefecisi Achille Mbembe tarafından üretilmiştir.

[2] Gazeteci Amina Shareef, İsrail’in Gazze’deki uygulamalarını askeri ve savaş teknolojilerinin kontrol ve imha yöntemleri, baskı ve gözetim tekniklerini geliştirdiği bir laboratuvar olarak tarif etmektedir. Shareef, A. (2025, Ağustos 21). Why the Gaza genocide risks becoming a model for targeting Muslims worldwide. Middle East Eye. https://www.middleeasteye.net/opinion/gaza-genocide-risks-becoming-model-muslims-targeted-globally

[3] Shareef, a.g.e.

[4] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[5] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[6] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[7] Loewenstein, a.g.e., s.25

[8] Kor, Z.,T., (2025). Gazze: Geçmişten Günümüze Direnişin Toprağı. Timaş yayınları.

[9] Abu Saif, A. (2014). Sleepless in Gaza: Israeli drone war on the Gaza Strip. Rosa-Luxemburg-Stiftung. https://www.rosalux.de/en/publication/id/7639/sleepless-in-gaza/

[10] Loewenstein, a.g.e.

[11] Loewenstein, a.g.e., s.160

[12] Şarku’l Avsat. (2022, Haziran 23). İsrail askerleri şehir savaşları için ‘Mini Gazze’de eğitim alıyorlar. https://turkish.aawsat.com/home/article/3719856/i%CC%87srail-askerleri-%C5%9Fehir-sava%C5%9Flar%C4%B1-i%C3%A7in-%E2%80%98mini-gazze%E2%80%99de-e%C4%9Fitim-al%C4%B1yorlar

[13] Goodman, A. (2024, Nisan 5). Lavender & Where’s Daddy: How Israel used AI to form kill lists & bomb Palestinians in their homes [Audio broadcast]. Democracy Now. https://www.democracynow.org/2024/4/5/israel_ai

[14] Mhajne, A. (2025). Gaza: Israel’s AI human laboratory. The Cairo Review of Global Affairs. https://www.thecairoreview.com/essays/gaza-israels-ai-human-laboratory/

[15] Kaul, N. (2022, June 17). India, Israel, and geopolitical imaginaries of cooperation and oppression. Georgetown Journal of International Affairs. https://gjia.georgetown.edu/2022/06/17/india-israel-and-geopolitical-imaginaries-of-cooperation-and-oppression/

[16] Aral, B. (2025). Hakim uluslararası düzenin yıkımı. Yıkımlar. Kudüs Çalışma Grubu.

[17] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

 

Giriş

İsrail, kendisine ait saldırı ve savunma teknolojilerini, Filistin başta olmak üzere Orta Doğu’nun bazı bölgelerindeki askeri eylemlerinde geliştirmiştir. Filistin, bu askeri ve savaş teknolojilerinin kontrol ve imha yöntemleri, baskı ve gözetim tekniklerini geliştirdiği bir laboratuvar işlevi görmektedir. İsrail’in Filistinliler üzerinde geliştirdiği bu yöntemler birçok ülkeye ihraç edilmektedir. Bu teknikler ihraç edilen bölgelerdeki savaş suçları ve baskı sistemlerinin altyapısını oluşturmaktadır.

İsrail Filistinlileri yok sayan ırksal söylem ve nekropolitik[1] mantık üretmekte ve uygulamaktadır. Özellikle Gazze yalnızca soykırıma sahne olmuş bir şehir değil, ırksal şiddetin uygulandığı bir saha haline getirilmiştir. İsrail nekropolitikasının ürettiği silah ve teknoloji, dünyanın farklı yerlerindeki baskıcı rejimlerin şiddet politikalarını uygulama aracı olmuştur. Dolayısıyla küresel ölçekte baskı, gözetim ve şiddet sarmalı inşa edilmektedir.[2]

Yazıda, gazeteci Amina Shareef'in makalesinde[3] çizdiği çerçeve temel alınarak, Gazze’de üretilen şiddetin küresel ölçekte nasıl dolaşıma sokulduğu incelenmiştir. Dünya üzerindeki benzer örnekler incelendiğinde Filistinliler üzerinde test edilen bu yöntemler istisnai değildir. Aksine süreklilik arz eden ve bilinçli olarak yapılandırılmış bir devlet politikasıdır.

İsrail’in Uygulamaları ve Dünyaya İhracı

İhraç edilen savunma ürünlerinden elde edilen gelirler, İsrail ekonomisini ayakta tutan kaynaklardan birisidir.[4] İsrail silah ve ürünleri ihraç ettiği rejimlerin mahiyetiyle, ürünlerin nerede ve nasıl kullanılacağıyla ilgilenmemektedir. Gelişmiş savunma sanayisi, İsrail'in uluslararası izolasyondan kurtulması ve işgal politikalarını sürdürebilmesi için hayati bir dış politika aracı olarak işlev görmektedir. İsrailli Yahudi yazar Loewenstein’in Filistin Laboratuvarı adlı çalışmasına göre İsrail, 20. yüzyılda Latin Amerika ülkelerine ihraç ettiği silahlar ile çatışmaları körüklemiş, diktatörlerin (örneğin Şili’de Pinochet, Guatemala’da Montt rejimi) halk üzerindeki katliamlarını desteklemiş ve iç savaşlarda her iki tarafa da silahlar göndermiştir. Gazze ve Batı Şeria’da uygulanan silahlı yöntemler daha sonra küresel pazarda “Savaşta test edildi (battle-tested)” etiketiyle pazarlanmaktadır.[5] Bu silah ve teknolojiler dünya pazarına sunulurken, bunların teorik tasarımlar olmadığını, bizzat sahada (Filistinliler üzerinde) denendiğini ve başarısının kanıtlandığını vurgulamaktadırlar.Guatemala’da yerli topluluklara yönelik operasyonlarda, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’de kullandığı askeri teçhizatlar ve İsrail’in sağladığı danışmanlıktan yararlanılmıştır.[6] Örneğin, Elbit Systems gibi şirketler, uluslararası fuarlarda (Paris Air Show gibi) potansiyel müşterilerine ürünlerini tanıtırken, Filistinlilerin hedef alındığı ve öldürüldüğü gerçek operasyon görüntülerini ‘tanıtım videosu’ olarak kullanabilmektedir.[7] Hebron (El-Halil) şehri, gözetim teknolojilerinin, yapay zeka destekli kameraların ve uzaktan kumandalı silah sistemlerinin sivil nüfus üzerinde denendiği bir ‘akıllı şehir’ laboratuvarına dönüştürülmüştür.

Filistin Laboratuvarı’nda ani ölüm yerine yavaş ölüm stratejisi uygulanmakta, uzuvları hedef alarak ateş edilmekte[8], kalori hesabı ile gıda girişine izin verilmekte ve altyapı yok edilmektedir. İsrail, 2005 yılında çekilmesi ile birlikte havadan, karadan ve denizden ablukaya aldığı Gazze’yi insansız hava araçları, yapay zeka destekli teknolojiler ve dron sistemleri ile aralıksız kontrol ederek işgali sürdürmektedir. Özellikle bir gölge gibi hayatlarının üzerinde gezinen, Gazze halkı tarafından ‘zanana’ yani vızıltı olarak tabir edilen insansız hava araçları, fiziksel ölümlerin dışında psikolojik baskı aracı haline gelmiştir.[9]

İngiliz mandası döneminden İsrail işgaline kadar bu laboratuvarda farklı ülkelerin aşırıcılıkla mücadele teknikleri geliştirilmiştir. 11 Eylül sonrası ‘terörle mücadele’ politikaları dünya çapında yayılırken bu yöntemler temel alınmıştır. İsrail, 11 Eylül sonrasında küresel bir güvenlik ve gözetim endüstrisi liderine dönüşmüş, kendi geliştirdiği baskı araçlarını hem demokrasilere hem de despot rejimlere satmıştır. İsrail menşeli NSO Group gibi şirketler tarafından Pegasus casus yazılımı geliştirilmiştir. Bu yazılım, Meksika'daki uyuşturucu kartelleriyle mücadeleden Suudi Arabistan'daki muhaliflerin takibine, Hindistan'daki insan hakları savunucularının izlenmesinden Ruanda ve Fas gibi ülkelere kadar geniş alanlarda kullanılmıştır.[10] Batı Şeria’daki Ayrım Duvarı’nı inşa eden ve yüksek teknolojili çit duvarlar konusunda uzman olan İsrailli şirket Magal Security Systems, Çin'in havaalanlarına tespit sistemleri kurmuştur.[11]

İsrail’in güneyinde savaşın simüle edildiği ve ‘Mini Gazze’ olarak bilinen hayalet kasaba kurulmuştur. Çölün ortasında 600 binadan oluşan, askerler için bir eğitim alanı olan bu hayalet kasabada sadece İsrail askerlerine değil, aynı zamanda ABD subaylarına gözetim, kişi-mekan-durum profilleme ve protesto bastırma teknikleri öğretilmektedir. Burada geliştirilen teknikler farklı bölgelerde uygulanmakta, hatta ABD’deki kampüs eylemlerinin bastırılması için kullanıldığına dair iddialar medyaya yansımaktadır.[12]


İsrail'in güneyindeki Zeelim askeri üssünde bulunan ve Filistin köyünü andıran bir maket olarak tasarlanan IDF Kentsel Savaş Eğitim Merkezi'nin bir görüntüsü, 4 Ocak 2022 Salı. (AP Fotoğrafı/Oded Balilty)

Aksa Tufanı sonrası Gazze’ye yönelik saldırılarda, silah teknolojilerinin yapay zeka ile kullanımı önemli aşama kaydetmiştir. İsrail ordusu tarafından kullanılan ‘Lavender’ ve ‘Where is Daddy’ gibi yapay zeka tabanlı hedefleme sistemleri ile sistematik bir yöntem izlenmiş, sivil kayıpları daha önce görülmemiş seviyelere çıkmıştır.[13] Bu sistemler, Gazze'deki bireyleri birer veriye indirgeyerek, onları Hamas ile olası bağlantıları üzerinden puanlamakta ve —bazen evlerinde ve aileleri ile birlikte—bombalanmalarına karar vermektedir.[14]

Irksal Söylem ve Nekropolitik Mantık

Filistinliler üzerinden geliştirilen nekropolitik söylem din ayırt etmeksizin birçok insanı etkilemiştir. Ancak İsrail’in özellikle Müslümanlar üzerinde kullandığı ‘terörist’ söylemi, dünyadaki diğer Müslüman toplumlarını olumsuz etkilemiş, terörle mücadele kapsamında yaşamlarının tehdit edilmesini olağan bir durum haline getirmiştir.

Bu söylemle bir profil oluşturulmuştur: Hukuk tanımaz ve şiddete eğilimli kurgulanan bir Müslüman figürü. Bu durumda bu profilde bir insanın ölümü siyasi bir gereklilik olarak kodlanmıştır.

“Biri yaşayacaksa diğeri ölmeli.” olarak da ifade edilebilen nekropolitika mantığı, başta Filistinliler olmak üzere tehdit olarak gördükleri insanların yok edilmesini meşrulaştıran politik aklın oluştuğu bir anlayıştır.

Buna göre İsraillilerin güvende yaşaması için Filistinlilerin ölmesi gerekmekte ve bu durum —bir cinayet değilmiş gibi lanse edilerek— kendi yaşamlarını mümkün kılan bir gereklilik gibi gösterilmektedir. Bu anlayış çoğu Batılı politikacı tarafından onaylandığı için; İsrail’e silah satışı yapılıyor, İsrail hükümeti destekleniyor. Sonuç olarak ‘İsrail’in kendini savunma hakkı’ adı altında kitlesel ölümler meşrulaştırılıyor.

Bu nekropolitik anlayış ‘battle-tested’ olarak uluslararası güvenlik sektöründe meşruiyet kazandıkça başka coğrafyalara da ihraç edilme riski taşımaktadır. İsraillilerin ortaya çıkardığı bu ırksal söylem farklı ülkelerin toplumlarına dayattığı şiddet ve baskıda da karşımıza çıkmaktadır. Hindistan, Keşmir’de uyguladığı baskı politikalarında İsrail’i model aldığı, yerleşimci sömürgeciliği projelerini savunurken açıkça İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim modelini örnek göstererek "İsrail yapabiliyorsa biz de yapabiliriz" mantığını güttüğü görülmektedir.[15] Benzer şekilde Hindistan’ın Pakistan’a yönelik başlattığı, dini mekanları hedef alan Sindoor Operasyonu’nda İsrail’in Gazze’de uyguladığı yöntemlerden ilham alınmıştır.[16]

Nekropolitik mantık ile yalnızca savaş alanlarında değil, sınır güvenliği politikalarında da karşılaşılmaktadır. İsrail'in geliştirdiği sınır gözetim teknolojilerinin (akıllı duvarlar, dronlar, sensörler), Avrupa Birliği'nin (Frontex) Akdeniz'deki mültecileri durdurma çabalarında ve ABD-Meksika sınırında kullanılmıştır.[17] Bu teknolojiler, ‘istenmeyen’ nüfusların yaşamlarını değersizleştirerek onları ölüme terk etme veya dışlama fikrini küreselleştirmektedir.

Sonuç

Gazze’de uygulanan yavaş ölüm stratejileri, sivilleri merkeze alan hedefleme sistemleri ve psikolojik yıkımı derinleştiren gözetim teknikleri, modern savaşın sınırlarını aşarak insan yaşamını bir deney konusu haline getirmiştir. İsrail, Filistin topraklarında ‘sahada test edilmiş’ gözetim ve baskı teknolojilerini küresel pazara sunmakta, bu durum Gazze’yi şiddet ve gözetim tekniklerinin üretim laboratuvarına dönüştürmektedir. Bu durum aynı zamanda şiddeti ölçülebilir, pazarlanabilir ve ihraç edilebilir bir güvenlik modeli olarak sunmaktadır. Filistin’de test edilen zihniyet, dünyanın diğer ‘istenmeyen’ topluluklarına karşı da kullanılabilecek bir modele dönüşmekte, gelecekte bu topluluklardaki kitlesel katliamları normalleştirebilmektedir.

Gazze’deki bu şiddet biçimleri meşru görülmeye devam ettikçe, burada üretilen modelin başka coğrafyalara ihraç edilme riski artmaktadır. Farklı ülkelerde aşırıcılıkla mücadele, kullanılan metotlar ve sistemler aslında Filistin laboratuvarında geliştirilen yöntemlerin çoktan sınırları aştığını göstermektedir. Bu durum, Filistin meselesini yalnızca bölgesel bir çatışma olarak ele almanın yetersizliğini ortaya koyuyor.

Sözün özü Filistin’de başlayan çoğu zaman Filistin’de kalmıyor.

Son Notlar

[1] İktidarın kimin yaşayacağına, kimin öleceğine karar verme gücünü ifade eden bir kavramdır. Kavram, siyaset felsefecisi Achille Mbembe tarafından üretilmiştir.

[2] Gazeteci Amina Shareef, İsrail’in Gazze’deki uygulamalarını askeri ve savaş teknolojilerinin kontrol ve imha yöntemleri, baskı ve gözetim tekniklerini geliştirdiği bir laboratuvar olarak tarif etmektedir. Shareef, A. (2025, Ağustos 21). Why the Gaza genocide risks becoming a model for targeting Muslims worldwide. Middle East Eye. https://www.middleeasteye.net/opinion/gaza-genocide-risks-becoming-model-muslims-targeted-globally

[3] Shareef, a.g.e.

[4] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[5] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[6] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

[7] Loewenstein, a.g.e., s.25

[8] Kor, Z.,T., (2025). Gazze: Geçmişten Günümüze Direnişin Toprağı. Timaş yayınları.

[9] Abu Saif, A. (2014). Sleepless in Gaza: Israeli drone war on the Gaza Strip. Rosa-Luxemburg-Stiftung. https://www.rosalux.de/en/publication/id/7639/sleepless-in-gaza/

[10] Loewenstein, a.g.e.

[11] Loewenstein, a.g.e., s.160

[12] Şarku’l Avsat. (2022, Haziran 23). İsrail askerleri şehir savaşları için ‘Mini Gazze’de eğitim alıyorlar. https://turkish.aawsat.com/home/article/3719856/i%CC%87srail-askerleri-%C5%9Fehir-sava%C5%9Flar%C4%B1-i%C3%A7in-%E2%80%98mini-gazze%E2%80%99de-e%C4%9Fitim-al%C4%B1yorlar

[13] Goodman, A. (2024, Nisan 5). Lavender & Where’s Daddy: How Israel used AI to form kill lists & bomb Palestinians in their homes [Audio broadcast]. Democracy Now. https://www.democracynow.org/2024/4/5/israel_ai

[14] Mhajne, A. (2025). Gaza: Israel’s AI human laboratory. The Cairo Review of Global Affairs. https://www.thecairoreview.com/essays/gaza-israels-ai-human-laboratory/

[15] Kaul, N. (2022, June 17). India, Israel, and geopolitical imaginaries of cooperation and oppression. Georgetown Journal of International Affairs. https://gjia.georgetown.edu/2022/06/17/india-israel-and-geopolitical-imaginaries-of-cooperation-and-oppression/

[16] Aral, B. (2025). Hakim uluslararası düzenin yıkımı. Yıkımlar. Kudüs Çalışma Grubu.

[17] Loewenstein, A. (2023). Filistin laboratuvarı: İsrail işgal teknolojilerini dünyaya nasıl ihraç ediyor?. Metis yayınları.

 

Bu Sayfada:

title

title

title

İlginizi çekebilir

İlginizi çekebilir

İlginizi çekebilir

• Kudüs Çalışma Grubu • Kudüs Çalışma Grubu