HARFLERLE AYRIM: FİLİSTİN’İN BATI ŞERİA’SINA GİRİŞ
HARFLERLE AYRIM: FİLİSTİN’İN BATI ŞERİA’SINA GİRİŞ
Turgut Sağlam



HARFLERLE AYRIM: FİLİSTİN’İN BATI ŞERİA’SINA GİRİŞ
Filistin'in tamamını kapsayan bölgenin bir kısmı Batı Şeria olarak adlandırılır. Bu tarz bölge yazılarında sıkça yazının başında bahsedilen “coğrafi tanım” prosedürünü tamamlamak gerek: Batı Şeria, Ürdün Nehri’nin batısında yer alan ve yaklaşık 5.600–5.700 kilometrekare büyüklüğünde bir kara parçası. Bugünkü ismi Şeria Nehri'ne göre Ürdün tarafından verildi. Doğusunda Ürdün Nehri ve Ürdün Krallığı, batısında 1949 Ateşkes Hattı olarak bilinen Yeşil Hat ve İsrail bulunur. Kuzey ve güney sınırları da İsrail topraklarıyla çevrilidir. Coğrafi olarak denize kıyısı yoktur ve kara ile çevrili bir bölgedir. Doğu Kudüs dahil edilirse: toplam Filistinli nüfus —Gazze hariç— yaklaşık 3,3 – 3,4 milyon civarında.
Bölge içinde Ramallah, Nablus, El-Halil (Hebron), Beytüllahim (Bethlehem) ve Eriha (Jericho) gibi önemli şehirler yer alır. Bu şehirler tarihsel olarak Osmanlı döneminden beri var olan yerleşim merkezleridir. Batı Şeria’nın ortası genellikle dağlık ve tepeli bir yapıya sahiptir, doğu kesimi ise Ürdün Vadisi olarak bilinir ve tarıma elverişli bir bölgedir. İleride bahsedeceğimiz gibi İsrail'in yasa dışı yerleşimleri bu vadide de yer almaktadır.
Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı’ya katılan bu coğrafya yaklaşık 400 yıl Osmanlı idaresinde kaldı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiliz Mandası yönetimine geçti. 1948’de İsrail’in kurulmasıyla Arap-İsrail savaşı çıktı ve Batı Şeria Ürdün kontrolüne girdi. 1967 savaşından sonra ise İsrail Batı Şeria’yı ele geçirdi. Böylece bölge kısa aralıklarla üç farklı yönetimin kontrolüne geçmiş oldu.
Doğu Kudüs coğrafi olarak Batı Şeria’nın bir parçasıdır. Ancak 1967’den sonra İsrail tarafından ilhak edilmiş ve İsrail'e ait Kudüs Belediyesi sınırlarına dahil edilmiştir. Bu nedenle hukuki statüsü ile fiili yönetimi arasında fark bulunmaktadır. Hukuki statüsü Filistin toprağı, fiili statüsü karma bir yapıdır.

A, B, C Bölgeleri haritası (Al Jazeera, AJLabs)
Harf Meselesi
Bölge A, B ve C adı verilen üç bölgeden oluşur. Bu ayrım 1990’lı yıllardaki Oslo süreci kapsamında belirlenmiştir.
A Bölgesi’nin sivil yönetimi ve güvenliği Filistin Yönetimi’nin kontrolündedir ve Batı Şeria’nın yaklaşık %18’ini oluşturur. B Bölgesi’nde sivil yönetim Filistin Yönetimi’ne ait olmakla birlikte güvenlik yetkisi büyük ölçüde İsrail’in kontrolündedir. Bu bölge Batı Şeria’nın yaklaşık %22’sini kapsar. C Bölgesi’nde ise sivil planlama ve güvenlik kontrolü İsrail’in elindedir ve Batı Şeria’nın yaklaşık %60’ını oluşturur.
Kudüs
Birçok röportajda geçen ortak ifade şudur:“Şehrimde misafirim.”
Bu ifade gazeteci Amira Hass’ın ve çeşitli insan hakları raporlarının aktardığı mülakatlarda yer almaktadır.[1]
1949'da barış anlaşması ile Kudüs Batı (İsrail kontrolü) ve Doğu (Ürdün kontrolü) olarak ikiye ayrıldı. 1967 savaşında İsrail Doğu Kudüs’ü ele geçirdi. Ardından belediye sınırlarını genişletti ve 1980’de Kudüs’ü “birleşik ve ebedi başkent” ilan etti. 1995 Oslo II ile harf kodlarının dışında kalarak “durumu ileride karara bağlanacak” olarak bırakıldı. Birleşmiş Milletler ve çoğu ülke bu ilhakı tanımadı; Doğu Kudüs’ü işgal altındaki toprak sayan kararlar aldı.
15 Kasım 1988’de Filistin Ulusal Konseyi, Cezayir’de “Filistin Devleti”ni ilan etti ve Kudüs’ü başkent olarak tanımladı.Fiili durumda ise şehir üzerinde idari ve siyasi bir ayrışma bulunuyor. İdari ayrışma; Mescid-i Aksa'nın Ürdün Vakıflar İdaresi’nde olması, geri kalan sivil ve güvenlik yönetiminin ise İsrail yönetiminde olmasıdır. Ancak güvenlik kontrolü İsrail polisindedir. Alanın çevresi ve Eski Şehir’in tamamı İsrail belediyesi ve güvenlik birimleri tarafından yönetilir. Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya girişleri yasak olmasına rağmen - özellikle son 2 yıldır– İsrail güvenlik güçleri korumasına Aksa sınırları içerisine girmektedir. İsrail’in problemli Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir bu baskınlarda başrolü oynamaktadır.[2]
Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin büyük bölümü İsrail vatandaşı değildir. Bu kişiler “daimi ikamet” statüsüne sahiptir. Bu statü, İsrail içinde yaşama, çalışma ve sosyal hizmetlerden yararlanma hakkı tanır; ancak vatandaşlık değildir. İsrail Filistinlilere “misafirlik” hakkı vermiştir. Örneğin yerel seçimlerde oy kullanırlar ancak ulusal seçimlerde kullanamazlar. İkametin devamı için kişinin “hayat merkezinin” Kudüs olması gerekir. Uzun süre şehir dışında yaşadığı tespit edilirse bu statü iptal edilebilir. Örneğin evinden 1 hafta uzaklaşan bir Filistinli'nin evine el konulabilmekte, oturma izinleri iptal edilmektedir.[3] 1967’de İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgalinden 2016 sonuna kadar, Doğu Kudüs’te en az 14.595 Filistinlinin ikamet hakkı iptal edildi.[4] Yetkililer bu iptallerin çoğunu, kişilerin Kudüs’te “yaşam merkezinin” bulunmadığı iddiasına dayandırdı. Ancak son yıllarda, İsraillilere saldırmakla suçlanan Filistinlileri cezalandırmak ve saldırı şüphesi bulunan kişilerin ailelerine toplu ceza uygulamak amacıyla da ikamet iptalleri yapıldı.
Filistin Yönetimi Doğu Kudüs'ü başkent ilan etmiş olsa da hükümet kurumları Batı Şeria’daki Ramallah’ta faaliyet göstermektedir. Bakanlıklar, başbakanlık ve idari kurumlar burada toplanmıştır.
Yerleşim Yoluyla İşgal
“Birisinin toprağını işgal ediyorsunuz. Evine el koyuyorsunuz, dışarı atıyorsunuz, birini getirip oraya koyuyorsunuz, 'yerleşimci' diyorsunuz. Bunun adı hırsızlıktır.”[5]
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ekim 2023
C Bölgesi’nin İsrail kontrolüne bırakılması yerleşimleri meşru yapmaz. Uluslararası hukuka göre (1949 Dördüncü Cenevre Sözleşmesi m.49), bir işgalci güç kendi sivil nüfusunu işgal altındaki topraklara transfer edemez.[6] Batı Şeria’da yaklaşık 450 binden fazla, Doğu Kudüs’te ise 200 bini aşkın İsrailli yerleşimci yaşamaktadır. Toplam sayı 650–700 bin aralığında kabul edilir.
İsrail, Filistin’in özel seçilmiş noktalarına toplu konutlar yaparak, radikal unsurları ve yerleşimci ismiyle meşhur sivillerin buralara oturmasını sağlamaktadır. Bu yerleşimler çoğunlukla Doğu Kudüs çevresi, Ürdün Vadisi ve stratejik tepelerde yoğunlaşmaktadır. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail yerleşimleri rastgele dağılmış yapılar değildir; belirli bloklar ve stratejik hatlar boyunca yoğunlaşmıştır. En yoğun alanların başında Doğu Kudüs ve çevresi gelir. Ma'ale Adumim, Gilo, Pisgat Ze'ev ve Har Homa gibi büyük yerleşimler Kudüs’ün doğu ve kuzey hattında kümelenmiştir. Bu bölge hem demografik dengeyi etkileme hem de Kudüs’ü Batı Şeria’dan coğrafi olarak ayırma stratejisinin merkezindedir. Müslümanlar / Filistinliler için kutsal olan Mescid-i Aksa ve etrafı “bereketli” topraklar yumuşak işgal yoluyla çevrelenerek, Filistin’den koparılmaktadır.

6 Eylül 2024 Pazartesi günü Kudüs'teki bir İsrail inşaat alanından bir görüntü
Batı Şeria’nın orta kesiminde ise Ariel Yerleşimi öne çıkmaktadır.[7] Ariel’de üniversite, yurt, evler gibi sosyal yaşama dair alanlar da kurulmuştur. Ariel ve çevresindeki yerleşimler, Batı Şeria’nın içine doğru uzanarak kuzey-güney bağlantısını bir kama gibi böler. Beklendiği gibi su kaynaklarına yakındır ve ulaşım hatları üzerinde konumlanmıştır; yerleşim yeri önce kendisini düşünür.

Ariel Yerleşimi. (AP Fotoğrafı/Ariel Schalit)
Ürdün sınırındaki Ürdün Vadisi’nde ise yerleşimler nüfus olarak daha azdır fakat kapladıkları alan geniştir. Bu bölge askeri ve stratejik açıdan İsrail için önemlidir. Ürdün Vadisi’nde Filistinlilere belirli tarım arazilerine erişim verilirse yıllık 1 milyar dolar gelir üretilebileceği belirtiliyor (Dünya Bankası verisi).[8]

Özellikle B’Tselem, Yesh Din, El-Halil’de —özellikle eski şehir çevresinde— zeytin hasadı döneminde ürünlere ve ağaçlara zarar verme, yakma, Filistinli çiftçilere saldırılar yaşanıyor. Yerleşimci şiddetini takip edilebileceği platformlar mevcut.[9] Bölgede sık sık “Price tag attacks – תג מחיר – Tag Mechir” adı verilen durum yaşanıyor. Bazı radikal yerleşimcilerin, İsrail’in yerleşimlere müdahalesine veya Filistinlilerin müdahalelerine karşı “bunun bir bedeli olacak” mesajı vermek için yaptığı misilleme eylemleridir.[10] 7 Ekim’den hemen sonra yerleşimciler tarafından 121 Filistinli öldürüldü.[11]

Filistinli bir kişi, 2014 yılında Batı Şeria'da bir evin yakılmasının ardından, üzerinde İbranice "price tag/bedel etiketi" yazan bir evin önünde duruyor. Nasser Ishtayeh / AP
El-Halil (Hebron) ise İsrail harflendirmelerinden nasibini alarak tuhaf bir bölünme ile karşılaştı. H1 ve H2 olarak ikiye ayrıldı. H1 bölgesi El-Halil’in yaklaşık yüzde 80’ini kapsamakta ve burada güvenlik ile sivil idare Filistin Yönetimi tarafından yürütülmektedir. Bu alanda yaklaşık 200 binden fazla Filistinli yaşamaktadır. H2 bölgesi ise şehrin eski merkezini ve İbrahim Camii çevresini kapsamaktadır. Başlıca yerleşim yeri Kiryat Arba’dır. Bu bölgelerde güvenlik kontrolü İsrail ordusu tarafından sağlanmaktadır. H2’de yaklaşık 30–35 bin Filistinli ile birlikte 700–800 civarında İsrailli yerleşimci yaşamaktadır. Yerleşimciler “kutsal ve değerli” noktalara dağıtılmış durumdadır. İsrail 2026 başlarında aldığı kararlarla birçok Batı Şeria bölgesi gibi El-Halil’i de ilhaka hazırlanıyor.[12]
Yerleşimler, yüksek tepelere ve stratejik geçiş noktalarına, İsrailliler için tarihsel ve dini iddialarında bahsi geçen yerlere (özellikle El-Halil çevresi), demografi ve kutsal mekanı ayırmak için Kudüs’ün çevresine yoğunlaşmaktadır. Yerleşim demek, İsrail için ileride bir müzakere veya de facto bir çözüm için elini kuvvetlendiren imkan anlamına gelmektedir.
Duvar
Berlin Duvarı da bir duvardı. 28 yıl ayakta kalabildi.
Batı Şeria ile Kudüs çevresinde İsrail tarafından inşa edilen bir Ayrım Duvarı bulunmaktadır. Bu duvar İsrail’e göre bir güvenlik bariyeridir. Fakat “İsrail’e göre” ler her zaman hazırda bulunan bir bahane gibi politik açıklamalardan ibaret. Meşhur adıyla Utanç Duvarı, Kudüs ile Filistin'in Batı Şeria'sını ayırır. Yer yer beton duvar, yer yer tel örgü ve elektronik çit şeklindedir, bazı bölümlerde yüksekliği sekiz metreye kadar ulaşır. 2000’li yılların başlarında inşa edilmeye başlandı. Kendi içinde işgalin bir parçasıdır fakat güzergahı 1949’daki Yeşil Hat’ı dahi ihlal etmekte, Batı Şeria içine doğru kıvrılmaktadır. Bu durum fiilî sınır oluşturmakta ve toprak bütünlüğünü parçalamaktadır. Özellikle Kudüs çevresi ve El-Halil (Hebron) hattındaki güzergah, uluslararası hukuk açısından da ciddi tartışmalara yol açmıştır. Duvar bazı yasa dışı yerleşimleri “İsrail tarafında” bırakacak şekilde inşa edilmiştir. Bu da gelecekteki bir çözüm sürecinde İsrail'in fiilî sınırları elinde bulundurması sonucuna ulaştıracaktır. 2004 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD), bariyerin Batı Şeria içinden geçen kısımlarının uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde bağlayıcı olmayan bir danışma görüşü yayımladı. İsrail tabi ki bu kararı da dikkate almadı.

Batı Şeria'daki Beytüllahim şehrinde bulunan ayrılık duvarının bir bölümünün görünümü, 17 Eylül 2024. (AP Fotoğrafı/Mahmoud Illean)
Kudüs çevresi ve bazı şehir girişlerinde duvarın beton bölümleri daha belirgindir. Kuzeyinde ve doğusunda, bazı Filistin mahalleleri belediye sınırı içinde kalmasına rağmen fiziki olarak duvarın öte tarafında kalmıştır. El-Halil çevresi ve Batı Şeria’nın batı kıyı hattına yakın bölgelerinde de içeri doğru kıvrılmıştır.[13]
Batı Şeria'daki kısım günlük hayatı zorlaştırmaktadır. Ev ile tarla arasına bariyer girdiğinde, kişi en yakın resmi kapıya kadar kilometrelerce dolaşmak zorunda kalmakta, kısa mesafe sürecek yol saatlerce sürmektedir. Bezdirmenin farklı bir metodu olarak bazı tarım kapıları belirli saatlerde açılır; geç kalınırsa ertesi güne kadar beklenebilir. Filistinliler, en yakın şehre ulaşmak için iki ila beş kat daha uzun güzergâh kullanmak zorundadır.[14]

Rachel’in Türbesi yerleşiminde yaşayan Yahudi yerleşimciler çocukları ve aileleri ile vakit geçiriyor. Arka planda Beytüllahim şehri ve bu ikisini ayıran Ayrım Duvarı. (AP Fotoğrafı / Oded Balilty)
Duvardan dolayı Kudüs ile Batı Şeria arasındaki insani ve sosyal bağ zayıflatılmaya çalışılmakta, kutsal şehirle Filistinliler arasına beton örülmektedir. Daha önce Ramallah’tan Kudüs’e günlük gidip gelen kişiler kendi ülkesinde izin sistemine tabidir. Sağlık, eğitim ve ibadet için yolculuklar katmanlı bir güvenlik kontrolü ve katı bir izin sistemini geçmek zorundadır.
Kontrol Noktaları
Filistin'in Batı Şeria'sında sokaklara, mahallelere, ana arterlere - sabit ve mobil biçimde- kontrol noktası (checkpoint) kurulumları 2000’li yıllarda başladı. Duvar örüldükçe açık olan kısımların birçoğuna bunlar eklendi. Buralar Filistinlilerin şehir içindeki seyahatleri esnasında İsrail askerleri tarafından durdurulup kimlik, araç vb. kontrolü yapılan noktalardır. Bugün Batı Şeria genelinde Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UN OCHA) verilerine göre son yıllarda toplam kontrol noktası veya fiziksel engel sayısı 500’ün üzerinde olduğu raporlanıyor.[15] Özellikle El-Halil, Nablus, Kalkilya, Beytüllahim ve Doğu Kudüs çevresi yoğun kontrol altındaki alanlar arasında.
Örneğin El-Halil’in eski şehir bölgesinde Filistinli mahalleleri ile yerleşimcilerin bulunduğu alanlar arasında çok sayıda askeri kontrol noktası var. Yaya geçişleri metal turnikelerden, x-ray cihazlarından ve kimlik kontrolünden geçiyor. Aynı şehirde bazı sokaklar Filistinlilere tamamen kapalı. Kalkilya çevresinde bir köylü, düz 2–3 km olan tarlasına ulaşmak için kontrol noktası ve bariyer nedeniyle 10–15 km dolanabiliyor. Bazen sadece belirli saatlerde geçiş var.

İşgal altındaki Batı Şeria'da, Beytüllahim'in güneyinde bulunan Filistinli mülteciler için kurulan El-Aroub kampında bir İsrail askeri kontrol noktasında— John Macdougall
Nablus’ta şehir girişleri yıllardır kontrol altında. Bir dönem şehir neredeyse tamamen çevrilmişti. Duvarın içinde kalan Kalkilya ise üç tarafı kapalı, tek ana girişli bir şehir hâline geldi.
Son yıllarda bu noktalarda teknolojik gözetim kullanılmaya başlandı.[16] İsrail'in Batı Şeria’da kullandığı “Blue Wolf” adlı yüz tanıma sistemi, kontrol noktalarında Filistinlilerin yüzünü taramak ve güvenlik sorunu olup olmadığını anında anlamak için kullanılıyor. Askerler cep telefonu benzeri cihazlarla Filistinlilerin yüzünü tarıyor; sistem veri tabanındaki bilgilerle eşleştiriyor. İddialara göre bir asker ne kadar çok yüz tarayıp veri tabanını zenginleştirirse izin vb. ek ödüller alıyor. Daha kapsamlı kamera ağına verilen isim ise “Red Wolf”. Özellikle El-Halil çevresinde sabit kameralarla entegre çalıştığı bildiriliyor. Red Wolf askere ihtiyaç duymadan doğrudan kameradan çalışıyor ve taramayı yaparak güvenlik durumunu görevliye iletiyor, duruma göre izin veriliyor veya asayiş işlemleri yapılıyor. “Wolf Pack” ise bu sistemlerin genel veri tabanı altyapısına verilen isim.

Ramallah-Nablus arası bariyer ile yol kapatılmış durumda.
Bu noktalardaki insan psikolojisini yoran bekleyişler günlük hayatın en zorlayıcı kısmı. Sabah işe giden biri 15 dakikalık mesafe için bir saat harcayabiliyor. Kontrol noktalarında bazen birkaç dakika, bazen saatler süren beklemeler yaşanıyor. Özellikle bayram, gösteri ya da güvenlik olaylarından sonra geçişler çileli bir yolculuğa dönüşüyor. Canlı bir örnek olarak Amer al-Salameen'in Ramallah’taki evinden ailesinin yanına Al-Samou’ya gitmesi bir zamanlar yarım saat iken artık 4 saat.[17]
Tüm bunlar Filistinlilerin kendi topraklarında İsrail tarafından uygulanıyor. Hasta taşıyan bir ambulans Batı Şeria içindeki bir şehirden başka bir Filistin şehrine gidiyorsa, hasta diğer tarafta başka bir Filistin ambulansına aktarılıyor.[18]

Kudüs'teki Kalandiya kontrol noktasında ambulanslar arasında transfer (WHO)
Eğer hasta Doğu Kudüs’teki hastanelere (örneğin Makassed Hastanesi) ya da İsrail içindeki bir hastaneye sevk edilecekse izin süreci başlıyor. Filistin makamları bu tuhaf kontrol sürecinin hayati tehlikelere yol açtığını bildirmişlerdir.
Su, Zeytin, Eğitim
Batı Şeria’da sağlık hizmetleri Filistin Sağlık Bakanlığı, özel hastaneler ve UNRWA tarafından sağlanmaktadır. Temel sağlık hizmetleri bölgede sunulsa da ileri düzey tedaviler için zaman zaman mecburen İsrail hastanelerine sevk gerekebilmektedir. Bu geçişler izin sürecine bağlı ve tedaviye ihtiyaç duyan kişinin ailesinin “asayiş” durumu burada İsrail için ayırt edici bir etken.
Zeytin ağaçları Türkiye’de de olduğu gibi bu bölge için de hem ekonomik hem geleneksel, Filistinli varlığını ispatlayan doğal tapu konumdadır. Zeytin, zeytinyağı üretimi birçok aile için gelir kaynağı ve doğal olarak kimlik sembolüdür. Daha önce Filistinlilerin Filistin’de yaşamadığını ispat etmek için tapular, kimlikler ve sair evrakların işgalciler tarafından ortadan kaldırılmaya çalışıldığı biliniyor. Daha önce de bahsettiğimiz gibi her yıl muhtemelen Eylül gibi zeytin hasadı başladığında yerleşimlere yakın köylerde Filistinli köylülere saldırı ve engelleme vakaları yaşanıyor.[19] Bazı bölgelerde (özellikle Nablus, Salfit, El-Halil hattı) zeytin ağaçlarının kesildiği veya yakıldığı videolar ve raporlarla sabittir.
Batı Şeria’daki ana yeraltı su kaynağı “Dağ Akiferi” (Mountain Aquifer).[20] Büyük bölümü C Bölgesi’nde ve A, B bölgelerini de kapsıyor. En verimli kısmı olan Batı Havzası suyu İsrail kıyı ovasına doğru akmaktadır. Oslo sonrası su paylaşımı geçici kota sistemine bağlandı. Şu anda 1990'lardaki nüfusa göre su veriliyor. Yerleşimlerde sulama ve havuz görüntüleri varken, bazı Filistin köylerine haftalarca su verilemiyor, köylüler tankerle su satın almak zorunda kalıyorlar.[21] Bu bölgenin (C) verimli su ve tarım alanlarına sahip olduğunu bilirsek, burada tarımsal kuyu açmak için neden İsrail izni gerektiği daha iyi anlaşılabilir. Bölgede sulama altyapısı kurmak zor ve bazı bölgelerde yapı izni almak imkansız bir durumda.
Batı Şeria’daki devlet okulları Filistin Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı’na bağlıdır. Müfredat 1990’ların sonundan itibaren kademeli olarak geliştirildi; 2000’lerden sonra tamamen Filistin yönetimi tarafından hazırlanmaya başlandı.
Öne çıkan üniversiteler: Birzeit Üniversitesi, An-Najah National Üniversitesi, Hebron Üniversitesi. Özellikle Birzeit Üniversitesi'nde öğrenci seçimlerinde Hamas ve El-Fetih ekollerinin etkisi görülmekte, zaman zaman İsrail tarafından üniversitelere baskınlar düzenlenmektedir. Toplumda okullaşma oranı bölge ortalamasına göre yüksek; okuryazarlık oranı da %95’in üzerindedir (UNESCO Institute for Statistics. (2025).
Eğitim müfredatının bir bölümünde İsrail’in haritalarda yer almaması, direniş figürlerinin öne çıkarılması ve şehitlik kavramının vurgulanmasına rastlanır. AB tarafından fonlanan Georg Eckert Enstitüsü bu konuları eleştirir ancak kendi tabirleri ile şiddet çağrısının müfredatta sistematik olmadığını da belirtir.[22] IMPACT-se (2025) raporuna göre Batı Şeria okullarındaki haritalarda Tel Aviv, Yafa, Hayfa, Akka ve Nasıra gibi şehirler "Filistin şehirleri" olarak öğretilmekte, İsrail'in adı neredeyse hiç geçmemekte, bunun yerine "Siyonist işgal" veya "Siyonist varlık" terimleri kullanılmaktadır.
2026’da İsrail’in Batı Şeria’daki operasyonlarından dolayı eğitime sık sık ara verilmeye başlandı. Bu zorbalığa karşı öğretmenler tarafından eylemler düzenlendi.[23] Gazze–Batı Şeria arası akademik geçiş zaten zordu, savaşla birlikte imkansızlaştı. Doğu Kudüs’te okuyan Batı Şerialı öğrenciler de izin prosedürüne tabi olarak eğitim görüyorlar.
Kudüs’te “İsrail Belediyeciliği”
Müslümanların yoğunlukta yaşadığı Doğu Kudüs’te (örneğin Silvan, Şuafat, Cebel Mukabber gibi mahallelerde) yapı ruhsatı almak zor ve pahalı. Ruhsat talepleri %95 oranında reddedildiği için mevcut yapılan evler kaçak yapı ilan ediliyor ve yıkılması için ihtarname gönderiliyor. İsraillilerin yaşadığı Batı Kudüs’te ise planlama süreçleri daha hızlı ve geniş imar planları mevcut.
İnsan hakları örgütleri, belediye bütçesinin planlama ve altyapı yatırımlarında Batı Kudüs’e daha fazla pay ayrıldığını vurgulamaktadır.
Doğu Kudüs’te bazı mahallelerde dar ve asfalt kalitesi düşük yollar, eski ve kötü kanalizasyon altyapısı, mahallelerden çöplerin toplanmaması veya düzensiz toplanması hem orada yaşayanlar hem Kudüs’ü ziyarete gidenler tarafından aktarılıyor.
Batı Kudüs’te ise parklar, bisiklet yolları ve kentsel dönüşüm projeleri gibi maddi açıdan gelişmiş bir şehir görebilirsiniz.
Sarı Plaka, Çifte Hukuk ve Ekonomi
Batı Şeria’da İsrailli yerleşimciler İsrail medeni ve ceza hukukuna göre yargılanmakta, İsrail mahkemelerinde işlem görmekte ve İsrail polisinin yetki alanında yer almaktadır. Buna karşılık Filistinliler özellikle güvenlik, arazi ve inşaat konularında İsrail askeri emirleri çerçevesinde askeri yargılama sistemine tabi tutulmaktadır.
Filistin Yönetimi’nin bütçesinin önemli bir bölümü İsrail tarafından toplanan ve daha sonra aktarılan vergi gelirlerine dayanmaktadır. Oslo düzenlemeleri çerçevesinde ithalat vergileri ve katma değer vergisi İsrail tarafından tahsil edilmekte ve belirli dönemlerde Filistin tarafına aktarılmaktadır. Ayrıca uluslararası yardım kuruluşlarının yardımları, vatandaşların gelir vergisi ve vergi ödemeleri de bütçeye para girişini sağlar.
Batı Şeria’da on binlerce Filistinli (7 Ekim’den önce 170.000 ve savaştan sonra 25.000’e düştüğü belirtiliyor) İsrail içinde veya yerleşim bölgelerinde çalışmaktadır.[24]
Filistinlilerin kullandığı araçların plakası genelde beyaz zemin ve yeşil harfler/rakamlar, İsraillilerin kullandığı araçlar ise sarı zemin ve siyah harfler/rakamlardan oluşmaktadır. Sonuç olarak kontrol noktasında Wolf Pack veya askerler “dost” ile “düşmanı” ayırabilmektedir.

Filistinli aracına ait plaka

İsrail aracına ait bir plaka. (Hadas Parush/Flash90 tarafından çekilen örnek fotoğraf)
Bölgede araç kullanımında karşılaşılan ayrımcılık ve ceza sistemleri için +972 Magazine’nin “Filistinli olarak Yeşil Hat'ı geçerken araba kullanmak” başlıklı yazısı incelenebilir.[25]
2026 İtibarıyla İlhakın Zemini
2026 başlarında İsrail Batı Şeria için parlamentoda yürütme organı (kabine/güvenlik kabinesi) idari ve mülkiyet rejimini değiştirerek kontrolü derinleştiren önlemleri onayladı.[26] Bu önlemlerin içeriği şöyle:
● Arazi tescil ve mülkiyet sistemi yeniden başlatıldı: İsrail hükümeti, Batı Şeria’daki toprakların ilk kez 1967’den beri yeniden “devlet mülkü” olarak tescili için prosedür onayladı. Bu, hâlihazırda kayıtlı olmayan geniş arazi parçalarının otomatik olarak İsrail devletine ait sayılmasına yol açacaktır.
● Yerleşimler için arazi edinimi kolaylaştırıldı, satın alma kısıtları gevşetildi ve çeşitli bölgelerde Filistinli idarelerin yetkileri kısmen İsrail idaresine aktarıldı.
● Güvenlik kabinesi tarafından imar ve idari kontrol alanı genişletildi; El-Halil vb. kritik bölgelerde Filistin belediyelerinin planlama yetkileri sınırlandırıldı veya İsrail mekanizmalarına devredildi.
Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye, Avrupa Birliği başta olmak üzere İsrail’in bu işgal altyapısı oluşturan hamlelerine karşı tepki gösterdiler. Filistin Dışişleri uluslararası mahkemelere başvuracaklarını belirttiler.
İsrail’in işgal tarzı sinsi bir şekilde ilerlemek, yasal alt yapıyı oluşturarak uluslararası hukukun karşısında elini güçlendirmek (uluslararası hukuk bunun farkında) ve insanların hayatlarını bezdirmek üzerine kuruludur. Gazze’de soykırım sürerken Batı Şeria bölgesi gözden kaçırılmamalıdır.
Son Notlar
[1] Hasson, N. (2015, 26 Eylül). East Jerusalem residents feel they have nothing left to lose. Haaretz. https://www.haaretz.com/2015-09-26/ty-article/.premium/east-jerusalem-residents-feel-they-have-nothing-left-to-lose/0000017f-e118-d75c-a7ff-fd9d3d550000
[2] Anadolu Ajansı. (2025, 12 Şubat). İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi.https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilin-asiri-sagci-ulusal-guvenlik-bakani-ben-gvir-mescid-i-aksaya-baskin-duzenledi/3798395
[3] HaMoked. (2024, 15 Mayıs). 61 East Jerusalem Palestinians were stripped of their permanent residency status as part of Israel's “quiet deportation” policy. http://www.hamoked.org/document.php?dID=Updates2424
[4] Human Rights Watch. (2017, 8 Ağustos). Israel: Jerusalem Palestinians stripped of status. https://www.hrw.org/news/2017/08/08/israel-jerusalem-palestinians-stripped-status
[5] Stratejik Düşünce Enstitüsü. (2023, 17 Ekim). Bakan Fidan: "Bunun adı yerleşimcilik değil, hırsızlık". https://www.sde.org.tr/haber/bakan-fidan-bunun-adi-yerlesimcilik-degil-hirsizlik-haberi-44167
[6] International Committee of the Red Cross. (1949, 12 Ağustos). Geneva Convention (IV) relative to the protection of civilian persons in time of war: Article 49. https://ihl-databases.icrc.org/en/ihl-treaties/gciv-1949/article-49
[7] Wikipedia. (2026, 18 Şubat). Ariel (Israeli settlement). https://en.wikipedia.org/wiki/Ariel_(Israeli_settlement
[8] United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs. (2012, Şubat). The Jordan Valley: Key humanitarian concerns [Bilgi notu]. https://www.ochaopt.org/sites/default/files/ocha_opt_jordan_valley_factSheet_february_2012_english.pdf
[9] B'Tselem. Settler violence. https://www.btselem.org/settler_violence
[10] Arad, B. (2015, 31 Temmuz). What is the ‘Price Tag’ behind the Israeli extremist movement? NBC News. https://www.nbcnews.com/news/world/what-price-tag-behind-israeli-extremist-movement-n401896
[11] BBC News Türkçe. (2024, Ocak 22). “Bol gevşek kurallarla” sınırda İsrail güvenlik güçlerinin kayıpları ve tehdit algısı nasıl şekilleniyor?https://www.bbc.com/turkce/articles/c72j5058w1no
[12] Anadolu Ajansı. (2025, 14 Şubat). İsrail hükümeti aldığı kararlarla Filistin'in El Halil kentini ilhaka hazırlanıyor.https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-hukumeti-aldigi-kararlarla-filistinin-el-halil-kentini-ilhaka-hazirlaniyor/3825724
[13] B'Tselem, The Separation Barrier.
[14] United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs. (2012, February). Humanitarian fact sheet on the Jordan Valley and Dead Sea area. OCHA.
[15] OCHA, Humanitarian fact sheet.
[16] Düz, S. ve Koçakoğlu, M. S. (2024). Ölümcül algoritmalar: Gazze Savaşı'nda yapay zekanın yıkıcı rolü. SETA.
[17] Lazaroff, T. (2024, 9 Şubat). Israeli checkpoints ‘paralyse’ West Bank life as Gaza war rages. Al-Monitor. https://www.al-monitor.com/originals/2024/02/israeli-checkpoints-paralyse-west-bank-life-gaza-war-rages
[18] World Health Organization. (2019). Right to health: Crossing barriers to access health in the occupied Palestinian territory, 2018. https://www.emro.who.int/images/stories/palestine/documents/who_-_rth_crossing_barriers_to_access_health.pdf
[19] Anadolu Ajansı. (2023, 7 Kasım). BM: Batı Şeria'da zeytin hasadı yapan Filistinlilere saldırılar son 5 yılın en yüksek seviyesinde. https://www.aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti/ayrimcilik/bm-bati-seria-da-zeytin-hasadi-yapan-filistinlilere-saldirilar-son-5-yilin-en-yuksek-seviyesinde/1827895
[20] El-Fadel, M., Quba’a, R., El-Hougeiri, N., Hashisho, Z., & Jamali, D. (2001). The Israeli Palestinian mountain aquifer: A case study in ground water conflict resolution. Journal of Natural Resources and Life Sciences Education, 30, 61.
[21] B’Tselem. (2023, May). Parched: Israel’s policy of water deprivation in the West Bank. https://www.btselem.org/publications/202305_parched
[22] IMPACT-se. (2025). Review of the 2025–2026 Palestinian Authority school curriculum: Grades 1–12 selected examples. https://www.impact-se.org/wp-content/uploads/Review-of-the-2025-2026-Palestinian-Authority-School-Curriculum.pdf
[23] TRT Haber. (2026, 10 Şubat). İsrail işgali, Batı Şeria’da giderek derinleşen eğitim krizine yol açıyor. https://www.trthaber.com/haber/dunya/israil-isgali-bati-seriada-giderek-derinlesen-egitim-krizine-yol-aciyor-934098.html
[24] Tzoreff, Y., & Klor, E. (2024, March 4). Returning Palestinian workers from the West Bank to work in Israel (INSS Insight No. 1832). The Institute for National Security Studies. https://www.inss.org.il/publication/palestinian-workers/
[25] Bishara, A. (2016, October 21). Driving while Palestinian, across the Green Line. +972 Magazine. https://www.972mag.com/driving-while-palestinian-across-the-green-line/
[26] Anadolu Ajansı. (2024, Ocak 24). İsrail’in Batı Şeria’yı ilhakının önünü açan “devlet arazisi” kavramı ne anlama geliyor?https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilin-bati-seriayi-ilhakinin-onunu-acan-devlet-arazisi-kavrami-ne-anlama-geliyor/3831550
HARFLERLE AYRIM: FİLİSTİN’İN BATI ŞERİA’SINA GİRİŞ
Filistin'in tamamını kapsayan bölgenin bir kısmı Batı Şeria olarak adlandırılır. Bu tarz bölge yazılarında sıkça yazının başında bahsedilen “coğrafi tanım” prosedürünü tamamlamak gerek: Batı Şeria, Ürdün Nehri’nin batısında yer alan ve yaklaşık 5.600–5.700 kilometrekare büyüklüğünde bir kara parçası. Bugünkü ismi Şeria Nehri'ne göre Ürdün tarafından verildi. Doğusunda Ürdün Nehri ve Ürdün Krallığı, batısında 1949 Ateşkes Hattı olarak bilinen Yeşil Hat ve İsrail bulunur. Kuzey ve güney sınırları da İsrail topraklarıyla çevrilidir. Coğrafi olarak denize kıyısı yoktur ve kara ile çevrili bir bölgedir. Doğu Kudüs dahil edilirse: toplam Filistinli nüfus —Gazze hariç— yaklaşık 3,3 – 3,4 milyon civarında.
Bölge içinde Ramallah, Nablus, El-Halil (Hebron), Beytüllahim (Bethlehem) ve Eriha (Jericho) gibi önemli şehirler yer alır. Bu şehirler tarihsel olarak Osmanlı döneminden beri var olan yerleşim merkezleridir. Batı Şeria’nın ortası genellikle dağlık ve tepeli bir yapıya sahiptir, doğu kesimi ise Ürdün Vadisi olarak bilinir ve tarıma elverişli bir bölgedir. İleride bahsedeceğimiz gibi İsrail'in yasa dışı yerleşimleri bu vadide de yer almaktadır.
Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı’ya katılan bu coğrafya yaklaşık 400 yıl Osmanlı idaresinde kaldı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiliz Mandası yönetimine geçti. 1948’de İsrail’in kurulmasıyla Arap-İsrail savaşı çıktı ve Batı Şeria Ürdün kontrolüne girdi. 1967 savaşından sonra ise İsrail Batı Şeria’yı ele geçirdi. Böylece bölge kısa aralıklarla üç farklı yönetimin kontrolüne geçmiş oldu.
Doğu Kudüs coğrafi olarak Batı Şeria’nın bir parçasıdır. Ancak 1967’den sonra İsrail tarafından ilhak edilmiş ve İsrail'e ait Kudüs Belediyesi sınırlarına dahil edilmiştir. Bu nedenle hukuki statüsü ile fiili yönetimi arasında fark bulunmaktadır. Hukuki statüsü Filistin toprağı, fiili statüsü karma bir yapıdır.

A, B, C Bölgeleri haritası (Al Jazeera, AJLabs)
Harf Meselesi
Bölge A, B ve C adı verilen üç bölgeden oluşur. Bu ayrım 1990’lı yıllardaki Oslo süreci kapsamında belirlenmiştir.
A Bölgesi’nin sivil yönetimi ve güvenliği Filistin Yönetimi’nin kontrolündedir ve Batı Şeria’nın yaklaşık %18’ini oluşturur. B Bölgesi’nde sivil yönetim Filistin Yönetimi’ne ait olmakla birlikte güvenlik yetkisi büyük ölçüde İsrail’in kontrolündedir. Bu bölge Batı Şeria’nın yaklaşık %22’sini kapsar. C Bölgesi’nde ise sivil planlama ve güvenlik kontrolü İsrail’in elindedir ve Batı Şeria’nın yaklaşık %60’ını oluşturur.
Kudüs
Birçok röportajda geçen ortak ifade şudur:“Şehrimde misafirim.”
Bu ifade gazeteci Amira Hass’ın ve çeşitli insan hakları raporlarının aktardığı mülakatlarda yer almaktadır.[1]
1949'da barış anlaşması ile Kudüs Batı (İsrail kontrolü) ve Doğu (Ürdün kontrolü) olarak ikiye ayrıldı. 1967 savaşında İsrail Doğu Kudüs’ü ele geçirdi. Ardından belediye sınırlarını genişletti ve 1980’de Kudüs’ü “birleşik ve ebedi başkent” ilan etti. 1995 Oslo II ile harf kodlarının dışında kalarak “durumu ileride karara bağlanacak” olarak bırakıldı. Birleşmiş Milletler ve çoğu ülke bu ilhakı tanımadı; Doğu Kudüs’ü işgal altındaki toprak sayan kararlar aldı.
15 Kasım 1988’de Filistin Ulusal Konseyi, Cezayir’de “Filistin Devleti”ni ilan etti ve Kudüs’ü başkent olarak tanımladı.Fiili durumda ise şehir üzerinde idari ve siyasi bir ayrışma bulunuyor. İdari ayrışma; Mescid-i Aksa'nın Ürdün Vakıflar İdaresi’nde olması, geri kalan sivil ve güvenlik yönetiminin ise İsrail yönetiminde olmasıdır. Ancak güvenlik kontrolü İsrail polisindedir. Alanın çevresi ve Eski Şehir’in tamamı İsrail belediyesi ve güvenlik birimleri tarafından yönetilir. Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya girişleri yasak olmasına rağmen - özellikle son 2 yıldır– İsrail güvenlik güçleri korumasına Aksa sınırları içerisine girmektedir. İsrail’in problemli Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir bu baskınlarda başrolü oynamaktadır.[2]
Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin büyük bölümü İsrail vatandaşı değildir. Bu kişiler “daimi ikamet” statüsüne sahiptir. Bu statü, İsrail içinde yaşama, çalışma ve sosyal hizmetlerden yararlanma hakkı tanır; ancak vatandaşlık değildir. İsrail Filistinlilere “misafirlik” hakkı vermiştir. Örneğin yerel seçimlerde oy kullanırlar ancak ulusal seçimlerde kullanamazlar. İkametin devamı için kişinin “hayat merkezinin” Kudüs olması gerekir. Uzun süre şehir dışında yaşadığı tespit edilirse bu statü iptal edilebilir. Örneğin evinden 1 hafta uzaklaşan bir Filistinli'nin evine el konulabilmekte, oturma izinleri iptal edilmektedir.[3] 1967’de İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgalinden 2016 sonuna kadar, Doğu Kudüs’te en az 14.595 Filistinlinin ikamet hakkı iptal edildi.[4] Yetkililer bu iptallerin çoğunu, kişilerin Kudüs’te “yaşam merkezinin” bulunmadığı iddiasına dayandırdı. Ancak son yıllarda, İsraillilere saldırmakla suçlanan Filistinlileri cezalandırmak ve saldırı şüphesi bulunan kişilerin ailelerine toplu ceza uygulamak amacıyla da ikamet iptalleri yapıldı.
Filistin Yönetimi Doğu Kudüs'ü başkent ilan etmiş olsa da hükümet kurumları Batı Şeria’daki Ramallah’ta faaliyet göstermektedir. Bakanlıklar, başbakanlık ve idari kurumlar burada toplanmıştır.
Yerleşim Yoluyla İşgal
“Birisinin toprağını işgal ediyorsunuz. Evine el koyuyorsunuz, dışarı atıyorsunuz, birini getirip oraya koyuyorsunuz, 'yerleşimci' diyorsunuz. Bunun adı hırsızlıktır.”[5]
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ekim 2023
C Bölgesi’nin İsrail kontrolüne bırakılması yerleşimleri meşru yapmaz. Uluslararası hukuka göre (1949 Dördüncü Cenevre Sözleşmesi m.49), bir işgalci güç kendi sivil nüfusunu işgal altındaki topraklara transfer edemez.[6] Batı Şeria’da yaklaşık 450 binden fazla, Doğu Kudüs’te ise 200 bini aşkın İsrailli yerleşimci yaşamaktadır. Toplam sayı 650–700 bin aralığında kabul edilir.
İsrail, Filistin’in özel seçilmiş noktalarına toplu konutlar yaparak, radikal unsurları ve yerleşimci ismiyle meşhur sivillerin buralara oturmasını sağlamaktadır. Bu yerleşimler çoğunlukla Doğu Kudüs çevresi, Ürdün Vadisi ve stratejik tepelerde yoğunlaşmaktadır. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail yerleşimleri rastgele dağılmış yapılar değildir; belirli bloklar ve stratejik hatlar boyunca yoğunlaşmıştır. En yoğun alanların başında Doğu Kudüs ve çevresi gelir. Ma'ale Adumim, Gilo, Pisgat Ze'ev ve Har Homa gibi büyük yerleşimler Kudüs’ün doğu ve kuzey hattında kümelenmiştir. Bu bölge hem demografik dengeyi etkileme hem de Kudüs’ü Batı Şeria’dan coğrafi olarak ayırma stratejisinin merkezindedir. Müslümanlar / Filistinliler için kutsal olan Mescid-i Aksa ve etrafı “bereketli” topraklar yumuşak işgal yoluyla çevrelenerek, Filistin’den koparılmaktadır.

6 Eylül 2024 Pazartesi günü Kudüs'teki bir İsrail inşaat alanından bir görüntü
Batı Şeria’nın orta kesiminde ise Ariel Yerleşimi öne çıkmaktadır.[7] Ariel’de üniversite, yurt, evler gibi sosyal yaşama dair alanlar da kurulmuştur. Ariel ve çevresindeki yerleşimler, Batı Şeria’nın içine doğru uzanarak kuzey-güney bağlantısını bir kama gibi böler. Beklendiği gibi su kaynaklarına yakındır ve ulaşım hatları üzerinde konumlanmıştır; yerleşim yeri önce kendisini düşünür.

Ariel Yerleşimi. (AP Fotoğrafı/Ariel Schalit)
Ürdün sınırındaki Ürdün Vadisi’nde ise yerleşimler nüfus olarak daha azdır fakat kapladıkları alan geniştir. Bu bölge askeri ve stratejik açıdan İsrail için önemlidir. Ürdün Vadisi’nde Filistinlilere belirli tarım arazilerine erişim verilirse yıllık 1 milyar dolar gelir üretilebileceği belirtiliyor (Dünya Bankası verisi).[8]

Özellikle B’Tselem, Yesh Din, El-Halil’de —özellikle eski şehir çevresinde— zeytin hasadı döneminde ürünlere ve ağaçlara zarar verme, yakma, Filistinli çiftçilere saldırılar yaşanıyor. Yerleşimci şiddetini takip edilebileceği platformlar mevcut.[9] Bölgede sık sık “Price tag attacks – תג מחיר – Tag Mechir” adı verilen durum yaşanıyor. Bazı radikal yerleşimcilerin, İsrail’in yerleşimlere müdahalesine veya Filistinlilerin müdahalelerine karşı “bunun bir bedeli olacak” mesajı vermek için yaptığı misilleme eylemleridir.[10] 7 Ekim’den hemen sonra yerleşimciler tarafından 121 Filistinli öldürüldü.[11]

Filistinli bir kişi, 2014 yılında Batı Şeria'da bir evin yakılmasının ardından, üzerinde İbranice "price tag/bedel etiketi" yazan bir evin önünde duruyor. Nasser Ishtayeh / AP
El-Halil (Hebron) ise İsrail harflendirmelerinden nasibini alarak tuhaf bir bölünme ile karşılaştı. H1 ve H2 olarak ikiye ayrıldı. H1 bölgesi El-Halil’in yaklaşık yüzde 80’ini kapsamakta ve burada güvenlik ile sivil idare Filistin Yönetimi tarafından yürütülmektedir. Bu alanda yaklaşık 200 binden fazla Filistinli yaşamaktadır. H2 bölgesi ise şehrin eski merkezini ve İbrahim Camii çevresini kapsamaktadır. Başlıca yerleşim yeri Kiryat Arba’dır. Bu bölgelerde güvenlik kontrolü İsrail ordusu tarafından sağlanmaktadır. H2’de yaklaşık 30–35 bin Filistinli ile birlikte 700–800 civarında İsrailli yerleşimci yaşamaktadır. Yerleşimciler “kutsal ve değerli” noktalara dağıtılmış durumdadır. İsrail 2026 başlarında aldığı kararlarla birçok Batı Şeria bölgesi gibi El-Halil’i de ilhaka hazırlanıyor.[12]
Yerleşimler, yüksek tepelere ve stratejik geçiş noktalarına, İsrailliler için tarihsel ve dini iddialarında bahsi geçen yerlere (özellikle El-Halil çevresi), demografi ve kutsal mekanı ayırmak için Kudüs’ün çevresine yoğunlaşmaktadır. Yerleşim demek, İsrail için ileride bir müzakere veya de facto bir çözüm için elini kuvvetlendiren imkan anlamına gelmektedir.
Duvar
Berlin Duvarı da bir duvardı. 28 yıl ayakta kalabildi.
Batı Şeria ile Kudüs çevresinde İsrail tarafından inşa edilen bir Ayrım Duvarı bulunmaktadır. Bu duvar İsrail’e göre bir güvenlik bariyeridir. Fakat “İsrail’e göre” ler her zaman hazırda bulunan bir bahane gibi politik açıklamalardan ibaret. Meşhur adıyla Utanç Duvarı, Kudüs ile Filistin'in Batı Şeria'sını ayırır. Yer yer beton duvar, yer yer tel örgü ve elektronik çit şeklindedir, bazı bölümlerde yüksekliği sekiz metreye kadar ulaşır. 2000’li yılların başlarında inşa edilmeye başlandı. Kendi içinde işgalin bir parçasıdır fakat güzergahı 1949’daki Yeşil Hat’ı dahi ihlal etmekte, Batı Şeria içine doğru kıvrılmaktadır. Bu durum fiilî sınır oluşturmakta ve toprak bütünlüğünü parçalamaktadır. Özellikle Kudüs çevresi ve El-Halil (Hebron) hattındaki güzergah, uluslararası hukuk açısından da ciddi tartışmalara yol açmıştır. Duvar bazı yasa dışı yerleşimleri “İsrail tarafında” bırakacak şekilde inşa edilmiştir. Bu da gelecekteki bir çözüm sürecinde İsrail'in fiilî sınırları elinde bulundurması sonucuna ulaştıracaktır. 2004 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD), bariyerin Batı Şeria içinden geçen kısımlarının uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde bağlayıcı olmayan bir danışma görüşü yayımladı. İsrail tabi ki bu kararı da dikkate almadı.

Batı Şeria'daki Beytüllahim şehrinde bulunan ayrılık duvarının bir bölümünün görünümü, 17 Eylül 2024. (AP Fotoğrafı/Mahmoud Illean)
Kudüs çevresi ve bazı şehir girişlerinde duvarın beton bölümleri daha belirgindir. Kuzeyinde ve doğusunda, bazı Filistin mahalleleri belediye sınırı içinde kalmasına rağmen fiziki olarak duvarın öte tarafında kalmıştır. El-Halil çevresi ve Batı Şeria’nın batı kıyı hattına yakın bölgelerinde de içeri doğru kıvrılmıştır.[13]
Batı Şeria'daki kısım günlük hayatı zorlaştırmaktadır. Ev ile tarla arasına bariyer girdiğinde, kişi en yakın resmi kapıya kadar kilometrelerce dolaşmak zorunda kalmakta, kısa mesafe sürecek yol saatlerce sürmektedir. Bezdirmenin farklı bir metodu olarak bazı tarım kapıları belirli saatlerde açılır; geç kalınırsa ertesi güne kadar beklenebilir. Filistinliler, en yakın şehre ulaşmak için iki ila beş kat daha uzun güzergâh kullanmak zorundadır.[14]

Rachel’in Türbesi yerleşiminde yaşayan Yahudi yerleşimciler çocukları ve aileleri ile vakit geçiriyor. Arka planda Beytüllahim şehri ve bu ikisini ayıran Ayrım Duvarı. (AP Fotoğrafı / Oded Balilty)
Duvardan dolayı Kudüs ile Batı Şeria arasındaki insani ve sosyal bağ zayıflatılmaya çalışılmakta, kutsal şehirle Filistinliler arasına beton örülmektedir. Daha önce Ramallah’tan Kudüs’e günlük gidip gelen kişiler kendi ülkesinde izin sistemine tabidir. Sağlık, eğitim ve ibadet için yolculuklar katmanlı bir güvenlik kontrolü ve katı bir izin sistemini geçmek zorundadır.
Kontrol Noktaları
Filistin'in Batı Şeria'sında sokaklara, mahallelere, ana arterlere - sabit ve mobil biçimde- kontrol noktası (checkpoint) kurulumları 2000’li yıllarda başladı. Duvar örüldükçe açık olan kısımların birçoğuna bunlar eklendi. Buralar Filistinlilerin şehir içindeki seyahatleri esnasında İsrail askerleri tarafından durdurulup kimlik, araç vb. kontrolü yapılan noktalardır. Bugün Batı Şeria genelinde Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UN OCHA) verilerine göre son yıllarda toplam kontrol noktası veya fiziksel engel sayısı 500’ün üzerinde olduğu raporlanıyor.[15] Özellikle El-Halil, Nablus, Kalkilya, Beytüllahim ve Doğu Kudüs çevresi yoğun kontrol altındaki alanlar arasında.
Örneğin El-Halil’in eski şehir bölgesinde Filistinli mahalleleri ile yerleşimcilerin bulunduğu alanlar arasında çok sayıda askeri kontrol noktası var. Yaya geçişleri metal turnikelerden, x-ray cihazlarından ve kimlik kontrolünden geçiyor. Aynı şehirde bazı sokaklar Filistinlilere tamamen kapalı. Kalkilya çevresinde bir köylü, düz 2–3 km olan tarlasına ulaşmak için kontrol noktası ve bariyer nedeniyle 10–15 km dolanabiliyor. Bazen sadece belirli saatlerde geçiş var.

İşgal altındaki Batı Şeria'da, Beytüllahim'in güneyinde bulunan Filistinli mülteciler için kurulan El-Aroub kampında bir İsrail askeri kontrol noktasında— John Macdougall
Nablus’ta şehir girişleri yıllardır kontrol altında. Bir dönem şehir neredeyse tamamen çevrilmişti. Duvarın içinde kalan Kalkilya ise üç tarafı kapalı, tek ana girişli bir şehir hâline geldi.
Son yıllarda bu noktalarda teknolojik gözetim kullanılmaya başlandı.[16] İsrail'in Batı Şeria’da kullandığı “Blue Wolf” adlı yüz tanıma sistemi, kontrol noktalarında Filistinlilerin yüzünü taramak ve güvenlik sorunu olup olmadığını anında anlamak için kullanılıyor. Askerler cep telefonu benzeri cihazlarla Filistinlilerin yüzünü tarıyor; sistem veri tabanındaki bilgilerle eşleştiriyor. İddialara göre bir asker ne kadar çok yüz tarayıp veri tabanını zenginleştirirse izin vb. ek ödüller alıyor. Daha kapsamlı kamera ağına verilen isim ise “Red Wolf”. Özellikle El-Halil çevresinde sabit kameralarla entegre çalıştığı bildiriliyor. Red Wolf askere ihtiyaç duymadan doğrudan kameradan çalışıyor ve taramayı yaparak güvenlik durumunu görevliye iletiyor, duruma göre izin veriliyor veya asayiş işlemleri yapılıyor. “Wolf Pack” ise bu sistemlerin genel veri tabanı altyapısına verilen isim.

Ramallah-Nablus arası bariyer ile yol kapatılmış durumda.
Bu noktalardaki insan psikolojisini yoran bekleyişler günlük hayatın en zorlayıcı kısmı. Sabah işe giden biri 15 dakikalık mesafe için bir saat harcayabiliyor. Kontrol noktalarında bazen birkaç dakika, bazen saatler süren beklemeler yaşanıyor. Özellikle bayram, gösteri ya da güvenlik olaylarından sonra geçişler çileli bir yolculuğa dönüşüyor. Canlı bir örnek olarak Amer al-Salameen'in Ramallah’taki evinden ailesinin yanına Al-Samou’ya gitmesi bir zamanlar yarım saat iken artık 4 saat.[17]
Tüm bunlar Filistinlilerin kendi topraklarında İsrail tarafından uygulanıyor. Hasta taşıyan bir ambulans Batı Şeria içindeki bir şehirden başka bir Filistin şehrine gidiyorsa, hasta diğer tarafta başka bir Filistin ambulansına aktarılıyor.[18]

Kudüs'teki Kalandiya kontrol noktasında ambulanslar arasında transfer (WHO)
Eğer hasta Doğu Kudüs’teki hastanelere (örneğin Makassed Hastanesi) ya da İsrail içindeki bir hastaneye sevk edilecekse izin süreci başlıyor. Filistin makamları bu tuhaf kontrol sürecinin hayati tehlikelere yol açtığını bildirmişlerdir.
Su, Zeytin, Eğitim
Batı Şeria’da sağlık hizmetleri Filistin Sağlık Bakanlığı, özel hastaneler ve UNRWA tarafından sağlanmaktadır. Temel sağlık hizmetleri bölgede sunulsa da ileri düzey tedaviler için zaman zaman mecburen İsrail hastanelerine sevk gerekebilmektedir. Bu geçişler izin sürecine bağlı ve tedaviye ihtiyaç duyan kişinin ailesinin “asayiş” durumu burada İsrail için ayırt edici bir etken.
Zeytin ağaçları Türkiye’de de olduğu gibi bu bölge için de hem ekonomik hem geleneksel, Filistinli varlığını ispatlayan doğal tapu konumdadır. Zeytin, zeytinyağı üretimi birçok aile için gelir kaynağı ve doğal olarak kimlik sembolüdür. Daha önce Filistinlilerin Filistin’de yaşamadığını ispat etmek için tapular, kimlikler ve sair evrakların işgalciler tarafından ortadan kaldırılmaya çalışıldığı biliniyor. Daha önce de bahsettiğimiz gibi her yıl muhtemelen Eylül gibi zeytin hasadı başladığında yerleşimlere yakın köylerde Filistinli köylülere saldırı ve engelleme vakaları yaşanıyor.[19] Bazı bölgelerde (özellikle Nablus, Salfit, El-Halil hattı) zeytin ağaçlarının kesildiği veya yakıldığı videolar ve raporlarla sabittir.
Batı Şeria’daki ana yeraltı su kaynağı “Dağ Akiferi” (Mountain Aquifer).[20] Büyük bölümü C Bölgesi’nde ve A, B bölgelerini de kapsıyor. En verimli kısmı olan Batı Havzası suyu İsrail kıyı ovasına doğru akmaktadır. Oslo sonrası su paylaşımı geçici kota sistemine bağlandı. Şu anda 1990'lardaki nüfusa göre su veriliyor. Yerleşimlerde sulama ve havuz görüntüleri varken, bazı Filistin köylerine haftalarca su verilemiyor, köylüler tankerle su satın almak zorunda kalıyorlar.[21] Bu bölgenin (C) verimli su ve tarım alanlarına sahip olduğunu bilirsek, burada tarımsal kuyu açmak için neden İsrail izni gerektiği daha iyi anlaşılabilir. Bölgede sulama altyapısı kurmak zor ve bazı bölgelerde yapı izni almak imkansız bir durumda.
Batı Şeria’daki devlet okulları Filistin Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı’na bağlıdır. Müfredat 1990’ların sonundan itibaren kademeli olarak geliştirildi; 2000’lerden sonra tamamen Filistin yönetimi tarafından hazırlanmaya başlandı.
Öne çıkan üniversiteler: Birzeit Üniversitesi, An-Najah National Üniversitesi, Hebron Üniversitesi. Özellikle Birzeit Üniversitesi'nde öğrenci seçimlerinde Hamas ve El-Fetih ekollerinin etkisi görülmekte, zaman zaman İsrail tarafından üniversitelere baskınlar düzenlenmektedir. Toplumda okullaşma oranı bölge ortalamasına göre yüksek; okuryazarlık oranı da %95’in üzerindedir (UNESCO Institute for Statistics. (2025).
Eğitim müfredatının bir bölümünde İsrail’in haritalarda yer almaması, direniş figürlerinin öne çıkarılması ve şehitlik kavramının vurgulanmasına rastlanır. AB tarafından fonlanan Georg Eckert Enstitüsü bu konuları eleştirir ancak kendi tabirleri ile şiddet çağrısının müfredatta sistematik olmadığını da belirtir.[22] IMPACT-se (2025) raporuna göre Batı Şeria okullarındaki haritalarda Tel Aviv, Yafa, Hayfa, Akka ve Nasıra gibi şehirler "Filistin şehirleri" olarak öğretilmekte, İsrail'in adı neredeyse hiç geçmemekte, bunun yerine "Siyonist işgal" veya "Siyonist varlık" terimleri kullanılmaktadır.
2026’da İsrail’in Batı Şeria’daki operasyonlarından dolayı eğitime sık sık ara verilmeye başlandı. Bu zorbalığa karşı öğretmenler tarafından eylemler düzenlendi.[23] Gazze–Batı Şeria arası akademik geçiş zaten zordu, savaşla birlikte imkansızlaştı. Doğu Kudüs’te okuyan Batı Şerialı öğrenciler de izin prosedürüne tabi olarak eğitim görüyorlar.
Kudüs’te “İsrail Belediyeciliği”
Müslümanların yoğunlukta yaşadığı Doğu Kudüs’te (örneğin Silvan, Şuafat, Cebel Mukabber gibi mahallelerde) yapı ruhsatı almak zor ve pahalı. Ruhsat talepleri %95 oranında reddedildiği için mevcut yapılan evler kaçak yapı ilan ediliyor ve yıkılması için ihtarname gönderiliyor. İsraillilerin yaşadığı Batı Kudüs’te ise planlama süreçleri daha hızlı ve geniş imar planları mevcut.
İnsan hakları örgütleri, belediye bütçesinin planlama ve altyapı yatırımlarında Batı Kudüs’e daha fazla pay ayrıldığını vurgulamaktadır.
Doğu Kudüs’te bazı mahallelerde dar ve asfalt kalitesi düşük yollar, eski ve kötü kanalizasyon altyapısı, mahallelerden çöplerin toplanmaması veya düzensiz toplanması hem orada yaşayanlar hem Kudüs’ü ziyarete gidenler tarafından aktarılıyor.
Batı Kudüs’te ise parklar, bisiklet yolları ve kentsel dönüşüm projeleri gibi maddi açıdan gelişmiş bir şehir görebilirsiniz.
Sarı Plaka, Çifte Hukuk ve Ekonomi
Batı Şeria’da İsrailli yerleşimciler İsrail medeni ve ceza hukukuna göre yargılanmakta, İsrail mahkemelerinde işlem görmekte ve İsrail polisinin yetki alanında yer almaktadır. Buna karşılık Filistinliler özellikle güvenlik, arazi ve inşaat konularında İsrail askeri emirleri çerçevesinde askeri yargılama sistemine tabi tutulmaktadır.
Filistin Yönetimi’nin bütçesinin önemli bir bölümü İsrail tarafından toplanan ve daha sonra aktarılan vergi gelirlerine dayanmaktadır. Oslo düzenlemeleri çerçevesinde ithalat vergileri ve katma değer vergisi İsrail tarafından tahsil edilmekte ve belirli dönemlerde Filistin tarafına aktarılmaktadır. Ayrıca uluslararası yardım kuruluşlarının yardımları, vatandaşların gelir vergisi ve vergi ödemeleri de bütçeye para girişini sağlar.
Batı Şeria’da on binlerce Filistinli (7 Ekim’den önce 170.000 ve savaştan sonra 25.000’e düştüğü belirtiliyor) İsrail içinde veya yerleşim bölgelerinde çalışmaktadır.[24]
Filistinlilerin kullandığı araçların plakası genelde beyaz zemin ve yeşil harfler/rakamlar, İsraillilerin kullandığı araçlar ise sarı zemin ve siyah harfler/rakamlardan oluşmaktadır. Sonuç olarak kontrol noktasında Wolf Pack veya askerler “dost” ile “düşmanı” ayırabilmektedir.

Filistinli aracına ait plaka

İsrail aracına ait bir plaka. (Hadas Parush/Flash90 tarafından çekilen örnek fotoğraf)
Bölgede araç kullanımında karşılaşılan ayrımcılık ve ceza sistemleri için +972 Magazine’nin “Filistinli olarak Yeşil Hat'ı geçerken araba kullanmak” başlıklı yazısı incelenebilir.[25]
2026 İtibarıyla İlhakın Zemini
2026 başlarında İsrail Batı Şeria için parlamentoda yürütme organı (kabine/güvenlik kabinesi) idari ve mülkiyet rejimini değiştirerek kontrolü derinleştiren önlemleri onayladı.[26] Bu önlemlerin içeriği şöyle:
● Arazi tescil ve mülkiyet sistemi yeniden başlatıldı: İsrail hükümeti, Batı Şeria’daki toprakların ilk kez 1967’den beri yeniden “devlet mülkü” olarak tescili için prosedür onayladı. Bu, hâlihazırda kayıtlı olmayan geniş arazi parçalarının otomatik olarak İsrail devletine ait sayılmasına yol açacaktır.
● Yerleşimler için arazi edinimi kolaylaştırıldı, satın alma kısıtları gevşetildi ve çeşitli bölgelerde Filistinli idarelerin yetkileri kısmen İsrail idaresine aktarıldı.
● Güvenlik kabinesi tarafından imar ve idari kontrol alanı genişletildi; El-Halil vb. kritik bölgelerde Filistin belediyelerinin planlama yetkileri sınırlandırıldı veya İsrail mekanizmalarına devredildi.
Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye, Avrupa Birliği başta olmak üzere İsrail’in bu işgal altyapısı oluşturan hamlelerine karşı tepki gösterdiler. Filistin Dışişleri uluslararası mahkemelere başvuracaklarını belirttiler.
İsrail’in işgal tarzı sinsi bir şekilde ilerlemek, yasal alt yapıyı oluşturarak uluslararası hukukun karşısında elini güçlendirmek (uluslararası hukuk bunun farkında) ve insanların hayatlarını bezdirmek üzerine kuruludur. Gazze’de soykırım sürerken Batı Şeria bölgesi gözden kaçırılmamalıdır.
Son Notlar
[1] Hasson, N. (2015, 26 Eylül). East Jerusalem residents feel they have nothing left to lose. Haaretz. https://www.haaretz.com/2015-09-26/ty-article/.premium/east-jerusalem-residents-feel-they-have-nothing-left-to-lose/0000017f-e118-d75c-a7ff-fd9d3d550000
[2] Anadolu Ajansı. (2025, 12 Şubat). İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi.https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilin-asiri-sagci-ulusal-guvenlik-bakani-ben-gvir-mescid-i-aksaya-baskin-duzenledi/3798395
[3] HaMoked. (2024, 15 Mayıs). 61 East Jerusalem Palestinians were stripped of their permanent residency status as part of Israel's “quiet deportation” policy. http://www.hamoked.org/document.php?dID=Updates2424
[4] Human Rights Watch. (2017, 8 Ağustos). Israel: Jerusalem Palestinians stripped of status. https://www.hrw.org/news/2017/08/08/israel-jerusalem-palestinians-stripped-status
[5] Stratejik Düşünce Enstitüsü. (2023, 17 Ekim). Bakan Fidan: "Bunun adı yerleşimcilik değil, hırsızlık". https://www.sde.org.tr/haber/bakan-fidan-bunun-adi-yerlesimcilik-degil-hirsizlik-haberi-44167
[6] International Committee of the Red Cross. (1949, 12 Ağustos). Geneva Convention (IV) relative to the protection of civilian persons in time of war: Article 49. https://ihl-databases.icrc.org/en/ihl-treaties/gciv-1949/article-49
[7] Wikipedia. (2026, 18 Şubat). Ariel (Israeli settlement). https://en.wikipedia.org/wiki/Ariel_(Israeli_settlement
[8] United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs. (2012, Şubat). The Jordan Valley: Key humanitarian concerns [Bilgi notu]. https://www.ochaopt.org/sites/default/files/ocha_opt_jordan_valley_factSheet_february_2012_english.pdf
[9] B'Tselem. Settler violence. https://www.btselem.org/settler_violence
[10] Arad, B. (2015, 31 Temmuz). What is the ‘Price Tag’ behind the Israeli extremist movement? NBC News. https://www.nbcnews.com/news/world/what-price-tag-behind-israeli-extremist-movement-n401896
[11] BBC News Türkçe. (2024, Ocak 22). “Bol gevşek kurallarla” sınırda İsrail güvenlik güçlerinin kayıpları ve tehdit algısı nasıl şekilleniyor?https://www.bbc.com/turkce/articles/c72j5058w1no
[12] Anadolu Ajansı. (2025, 14 Şubat). İsrail hükümeti aldığı kararlarla Filistin'in El Halil kentini ilhaka hazırlanıyor.https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-hukumeti-aldigi-kararlarla-filistinin-el-halil-kentini-ilhaka-hazirlaniyor/3825724
[13] B'Tselem, The Separation Barrier.
[14] United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs. (2012, February). Humanitarian fact sheet on the Jordan Valley and Dead Sea area. OCHA.
[15] OCHA, Humanitarian fact sheet.
[16] Düz, S. ve Koçakoğlu, M. S. (2024). Ölümcül algoritmalar: Gazze Savaşı'nda yapay zekanın yıkıcı rolü. SETA.
[17] Lazaroff, T. (2024, 9 Şubat). Israeli checkpoints ‘paralyse’ West Bank life as Gaza war rages. Al-Monitor. https://www.al-monitor.com/originals/2024/02/israeli-checkpoints-paralyse-west-bank-life-gaza-war-rages
[18] World Health Organization. (2019). Right to health: Crossing barriers to access health in the occupied Palestinian territory, 2018. https://www.emro.who.int/images/stories/palestine/documents/who_-_rth_crossing_barriers_to_access_health.pdf
[19] Anadolu Ajansı. (2023, 7 Kasım). BM: Batı Şeria'da zeytin hasadı yapan Filistinlilere saldırılar son 5 yılın en yüksek seviyesinde. https://www.aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti/ayrimcilik/bm-bati-seria-da-zeytin-hasadi-yapan-filistinlilere-saldirilar-son-5-yilin-en-yuksek-seviyesinde/1827895
[20] El-Fadel, M., Quba’a, R., El-Hougeiri, N., Hashisho, Z., & Jamali, D. (2001). The Israeli Palestinian mountain aquifer: A case study in ground water conflict resolution. Journal of Natural Resources and Life Sciences Education, 30, 61.
[21] B’Tselem. (2023, May). Parched: Israel’s policy of water deprivation in the West Bank. https://www.btselem.org/publications/202305_parched
[22] IMPACT-se. (2025). Review of the 2025–2026 Palestinian Authority school curriculum: Grades 1–12 selected examples. https://www.impact-se.org/wp-content/uploads/Review-of-the-2025-2026-Palestinian-Authority-School-Curriculum.pdf
[23] TRT Haber. (2026, 10 Şubat). İsrail işgali, Batı Şeria’da giderek derinleşen eğitim krizine yol açıyor. https://www.trthaber.com/haber/dunya/israil-isgali-bati-seriada-giderek-derinlesen-egitim-krizine-yol-aciyor-934098.html
[24] Tzoreff, Y., & Klor, E. (2024, March 4). Returning Palestinian workers from the West Bank to work in Israel (INSS Insight No. 1832). The Institute for National Security Studies. https://www.inss.org.il/publication/palestinian-workers/
[25] Bishara, A. (2016, October 21). Driving while Palestinian, across the Green Line. +972 Magazine. https://www.972mag.com/driving-while-palestinian-across-the-green-line/
[26] Anadolu Ajansı. (2024, Ocak 24). İsrail’in Batı Şeria’yı ilhakının önünü açan “devlet arazisi” kavramı ne anlama geliyor?https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilin-bati-seriayi-ilhakinin-onunu-acan-devlet-arazisi-kavrami-ne-anlama-geliyor/3831550
HARFLERLE AYRIM: FİLİSTİN’İN BATI ŞERİA’SINA GİRİŞ
Filistin'in tamamını kapsayan bölgenin bir kısmı Batı Şeria olarak adlandırılır. Bu tarz bölge yazılarında sıkça yazının başında bahsedilen “coğrafi tanım” prosedürünü tamamlamak gerek: Batı Şeria, Ürdün Nehri’nin batısında yer alan ve yaklaşık 5.600–5.700 kilometrekare büyüklüğünde bir kara parçası. Bugünkü ismi Şeria Nehri'ne göre Ürdün tarafından verildi. Doğusunda Ürdün Nehri ve Ürdün Krallığı, batısında 1949 Ateşkes Hattı olarak bilinen Yeşil Hat ve İsrail bulunur. Kuzey ve güney sınırları da İsrail topraklarıyla çevrilidir. Coğrafi olarak denize kıyısı yoktur ve kara ile çevrili bir bölgedir. Doğu Kudüs dahil edilirse: toplam Filistinli nüfus —Gazze hariç— yaklaşık 3,3 – 3,4 milyon civarında.
Bölge içinde Ramallah, Nablus, El-Halil (Hebron), Beytüllahim (Bethlehem) ve Eriha (Jericho) gibi önemli şehirler yer alır. Bu şehirler tarihsel olarak Osmanlı döneminden beri var olan yerleşim merkezleridir. Batı Şeria’nın ortası genellikle dağlık ve tepeli bir yapıya sahiptir, doğu kesimi ise Ürdün Vadisi olarak bilinir ve tarıma elverişli bir bölgedir. İleride bahsedeceğimiz gibi İsrail'in yasa dışı yerleşimleri bu vadide de yer almaktadır.
Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı’ya katılan bu coğrafya yaklaşık 400 yıl Osmanlı idaresinde kaldı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiliz Mandası yönetimine geçti. 1948’de İsrail’in kurulmasıyla Arap-İsrail savaşı çıktı ve Batı Şeria Ürdün kontrolüne girdi. 1967 savaşından sonra ise İsrail Batı Şeria’yı ele geçirdi. Böylece bölge kısa aralıklarla üç farklı yönetimin kontrolüne geçmiş oldu.
Doğu Kudüs coğrafi olarak Batı Şeria’nın bir parçasıdır. Ancak 1967’den sonra İsrail tarafından ilhak edilmiş ve İsrail'e ait Kudüs Belediyesi sınırlarına dahil edilmiştir. Bu nedenle hukuki statüsü ile fiili yönetimi arasında fark bulunmaktadır. Hukuki statüsü Filistin toprağı, fiili statüsü karma bir yapıdır.

A, B, C Bölgeleri haritası (Al Jazeera, AJLabs)
Harf Meselesi
Bölge A, B ve C adı verilen üç bölgeden oluşur. Bu ayrım 1990’lı yıllardaki Oslo süreci kapsamında belirlenmiştir.
A Bölgesi’nin sivil yönetimi ve güvenliği Filistin Yönetimi’nin kontrolündedir ve Batı Şeria’nın yaklaşık %18’ini oluşturur. B Bölgesi’nde sivil yönetim Filistin Yönetimi’ne ait olmakla birlikte güvenlik yetkisi büyük ölçüde İsrail’in kontrolündedir. Bu bölge Batı Şeria’nın yaklaşık %22’sini kapsar. C Bölgesi’nde ise sivil planlama ve güvenlik kontrolü İsrail’in elindedir ve Batı Şeria’nın yaklaşık %60’ını oluşturur.
Kudüs
Birçok röportajda geçen ortak ifade şudur:“Şehrimde misafirim.”
Bu ifade gazeteci Amira Hass’ın ve çeşitli insan hakları raporlarının aktardığı mülakatlarda yer almaktadır.[1]
1949'da barış anlaşması ile Kudüs Batı (İsrail kontrolü) ve Doğu (Ürdün kontrolü) olarak ikiye ayrıldı. 1967 savaşında İsrail Doğu Kudüs’ü ele geçirdi. Ardından belediye sınırlarını genişletti ve 1980’de Kudüs’ü “birleşik ve ebedi başkent” ilan etti. 1995 Oslo II ile harf kodlarının dışında kalarak “durumu ileride karara bağlanacak” olarak bırakıldı. Birleşmiş Milletler ve çoğu ülke bu ilhakı tanımadı; Doğu Kudüs’ü işgal altındaki toprak sayan kararlar aldı.
15 Kasım 1988’de Filistin Ulusal Konseyi, Cezayir’de “Filistin Devleti”ni ilan etti ve Kudüs’ü başkent olarak tanımladı.Fiili durumda ise şehir üzerinde idari ve siyasi bir ayrışma bulunuyor. İdari ayrışma; Mescid-i Aksa'nın Ürdün Vakıflar İdaresi’nde olması, geri kalan sivil ve güvenlik yönetiminin ise İsrail yönetiminde olmasıdır. Ancak güvenlik kontrolü İsrail polisindedir. Alanın çevresi ve Eski Şehir’in tamamı İsrail belediyesi ve güvenlik birimleri tarafından yönetilir. Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya girişleri yasak olmasına rağmen - özellikle son 2 yıldır– İsrail güvenlik güçleri korumasına Aksa sınırları içerisine girmektedir. İsrail’in problemli Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir bu baskınlarda başrolü oynamaktadır.[2]
Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin büyük bölümü İsrail vatandaşı değildir. Bu kişiler “daimi ikamet” statüsüne sahiptir. Bu statü, İsrail içinde yaşama, çalışma ve sosyal hizmetlerden yararlanma hakkı tanır; ancak vatandaşlık değildir. İsrail Filistinlilere “misafirlik” hakkı vermiştir. Örneğin yerel seçimlerde oy kullanırlar ancak ulusal seçimlerde kullanamazlar. İkametin devamı için kişinin “hayat merkezinin” Kudüs olması gerekir. Uzun süre şehir dışında yaşadığı tespit edilirse bu statü iptal edilebilir. Örneğin evinden 1 hafta uzaklaşan bir Filistinli'nin evine el konulabilmekte, oturma izinleri iptal edilmektedir.[3] 1967’de İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgalinden 2016 sonuna kadar, Doğu Kudüs’te en az 14.595 Filistinlinin ikamet hakkı iptal edildi.[4] Yetkililer bu iptallerin çoğunu, kişilerin Kudüs’te “yaşam merkezinin” bulunmadığı iddiasına dayandırdı. Ancak son yıllarda, İsraillilere saldırmakla suçlanan Filistinlileri cezalandırmak ve saldırı şüphesi bulunan kişilerin ailelerine toplu ceza uygulamak amacıyla da ikamet iptalleri yapıldı.
Filistin Yönetimi Doğu Kudüs'ü başkent ilan etmiş olsa da hükümet kurumları Batı Şeria’daki Ramallah’ta faaliyet göstermektedir. Bakanlıklar, başbakanlık ve idari kurumlar burada toplanmıştır.
Yerleşim Yoluyla İşgal
“Birisinin toprağını işgal ediyorsunuz. Evine el koyuyorsunuz, dışarı atıyorsunuz, birini getirip oraya koyuyorsunuz, 'yerleşimci' diyorsunuz. Bunun adı hırsızlıktır.”[5]
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ekim 2023
C Bölgesi’nin İsrail kontrolüne bırakılması yerleşimleri meşru yapmaz. Uluslararası hukuka göre (1949 Dördüncü Cenevre Sözleşmesi m.49), bir işgalci güç kendi sivil nüfusunu işgal altındaki topraklara transfer edemez.[6] Batı Şeria’da yaklaşık 450 binden fazla, Doğu Kudüs’te ise 200 bini aşkın İsrailli yerleşimci yaşamaktadır. Toplam sayı 650–700 bin aralığında kabul edilir.
İsrail, Filistin’in özel seçilmiş noktalarına toplu konutlar yaparak, radikal unsurları ve yerleşimci ismiyle meşhur sivillerin buralara oturmasını sağlamaktadır. Bu yerleşimler çoğunlukla Doğu Kudüs çevresi, Ürdün Vadisi ve stratejik tepelerde yoğunlaşmaktadır. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail yerleşimleri rastgele dağılmış yapılar değildir; belirli bloklar ve stratejik hatlar boyunca yoğunlaşmıştır. En yoğun alanların başında Doğu Kudüs ve çevresi gelir. Ma'ale Adumim, Gilo, Pisgat Ze'ev ve Har Homa gibi büyük yerleşimler Kudüs’ün doğu ve kuzey hattında kümelenmiştir. Bu bölge hem demografik dengeyi etkileme hem de Kudüs’ü Batı Şeria’dan coğrafi olarak ayırma stratejisinin merkezindedir. Müslümanlar / Filistinliler için kutsal olan Mescid-i Aksa ve etrafı “bereketli” topraklar yumuşak işgal yoluyla çevrelenerek, Filistin’den koparılmaktadır.

6 Eylül 2024 Pazartesi günü Kudüs'teki bir İsrail inşaat alanından bir görüntü
Batı Şeria’nın orta kesiminde ise Ariel Yerleşimi öne çıkmaktadır.[7] Ariel’de üniversite, yurt, evler gibi sosyal yaşama dair alanlar da kurulmuştur. Ariel ve çevresindeki yerleşimler, Batı Şeria’nın içine doğru uzanarak kuzey-güney bağlantısını bir kama gibi böler. Beklendiği gibi su kaynaklarına yakındır ve ulaşım hatları üzerinde konumlanmıştır; yerleşim yeri önce kendisini düşünür.

Ariel Yerleşimi. (AP Fotoğrafı/Ariel Schalit)
Ürdün sınırındaki Ürdün Vadisi’nde ise yerleşimler nüfus olarak daha azdır fakat kapladıkları alan geniştir. Bu bölge askeri ve stratejik açıdan İsrail için önemlidir. Ürdün Vadisi’nde Filistinlilere belirli tarım arazilerine erişim verilirse yıllık 1 milyar dolar gelir üretilebileceği belirtiliyor (Dünya Bankası verisi).[8]

Özellikle B’Tselem, Yesh Din, El-Halil’de —özellikle eski şehir çevresinde— zeytin hasadı döneminde ürünlere ve ağaçlara zarar verme, yakma, Filistinli çiftçilere saldırılar yaşanıyor. Yerleşimci şiddetini takip edilebileceği platformlar mevcut.[9] Bölgede sık sık “Price tag attacks – תג מחיר – Tag Mechir” adı verilen durum yaşanıyor. Bazı radikal yerleşimcilerin, İsrail’in yerleşimlere müdahalesine veya Filistinlilerin müdahalelerine karşı “bunun bir bedeli olacak” mesajı vermek için yaptığı misilleme eylemleridir.[10] 7 Ekim’den hemen sonra yerleşimciler tarafından 121 Filistinli öldürüldü.[11]

Filistinli bir kişi, 2014 yılında Batı Şeria'da bir evin yakılmasının ardından, üzerinde İbranice "price tag/bedel etiketi" yazan bir evin önünde duruyor. Nasser Ishtayeh / AP
El-Halil (Hebron) ise İsrail harflendirmelerinden nasibini alarak tuhaf bir bölünme ile karşılaştı. H1 ve H2 olarak ikiye ayrıldı. H1 bölgesi El-Halil’in yaklaşık yüzde 80’ini kapsamakta ve burada güvenlik ile sivil idare Filistin Yönetimi tarafından yürütülmektedir. Bu alanda yaklaşık 200 binden fazla Filistinli yaşamaktadır. H2 bölgesi ise şehrin eski merkezini ve İbrahim Camii çevresini kapsamaktadır. Başlıca yerleşim yeri Kiryat Arba’dır. Bu bölgelerde güvenlik kontrolü İsrail ordusu tarafından sağlanmaktadır. H2’de yaklaşık 30–35 bin Filistinli ile birlikte 700–800 civarında İsrailli yerleşimci yaşamaktadır. Yerleşimciler “kutsal ve değerli” noktalara dağıtılmış durumdadır. İsrail 2026 başlarında aldığı kararlarla birçok Batı Şeria bölgesi gibi El-Halil’i de ilhaka hazırlanıyor.[12]
Yerleşimler, yüksek tepelere ve stratejik geçiş noktalarına, İsrailliler için tarihsel ve dini iddialarında bahsi geçen yerlere (özellikle El-Halil çevresi), demografi ve kutsal mekanı ayırmak için Kudüs’ün çevresine yoğunlaşmaktadır. Yerleşim demek, İsrail için ileride bir müzakere veya de facto bir çözüm için elini kuvvetlendiren imkan anlamına gelmektedir.
Duvar
Berlin Duvarı da bir duvardı. 28 yıl ayakta kalabildi.
Batı Şeria ile Kudüs çevresinde İsrail tarafından inşa edilen bir Ayrım Duvarı bulunmaktadır. Bu duvar İsrail’e göre bir güvenlik bariyeridir. Fakat “İsrail’e göre” ler her zaman hazırda bulunan bir bahane gibi politik açıklamalardan ibaret. Meşhur adıyla Utanç Duvarı, Kudüs ile Filistin'in Batı Şeria'sını ayırır. Yer yer beton duvar, yer yer tel örgü ve elektronik çit şeklindedir, bazı bölümlerde yüksekliği sekiz metreye kadar ulaşır. 2000’li yılların başlarında inşa edilmeye başlandı. Kendi içinde işgalin bir parçasıdır fakat güzergahı 1949’daki Yeşil Hat’ı dahi ihlal etmekte, Batı Şeria içine doğru kıvrılmaktadır. Bu durum fiilî sınır oluşturmakta ve toprak bütünlüğünü parçalamaktadır. Özellikle Kudüs çevresi ve El-Halil (Hebron) hattındaki güzergah, uluslararası hukuk açısından da ciddi tartışmalara yol açmıştır. Duvar bazı yasa dışı yerleşimleri “İsrail tarafında” bırakacak şekilde inşa edilmiştir. Bu da gelecekteki bir çözüm sürecinde İsrail'in fiilî sınırları elinde bulundurması sonucuna ulaştıracaktır. 2004 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD), bariyerin Batı Şeria içinden geçen kısımlarının uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde bağlayıcı olmayan bir danışma görüşü yayımladı. İsrail tabi ki bu kararı da dikkate almadı.

Batı Şeria'daki Beytüllahim şehrinde bulunan ayrılık duvarının bir bölümünün görünümü, 17 Eylül 2024. (AP Fotoğrafı/Mahmoud Illean)
Kudüs çevresi ve bazı şehir girişlerinde duvarın beton bölümleri daha belirgindir. Kuzeyinde ve doğusunda, bazı Filistin mahalleleri belediye sınırı içinde kalmasına rağmen fiziki olarak duvarın öte tarafında kalmıştır. El-Halil çevresi ve Batı Şeria’nın batı kıyı hattına yakın bölgelerinde de içeri doğru kıvrılmıştır.[13]
Batı Şeria'daki kısım günlük hayatı zorlaştırmaktadır. Ev ile tarla arasına bariyer girdiğinde, kişi en yakın resmi kapıya kadar kilometrelerce dolaşmak zorunda kalmakta, kısa mesafe sürecek yol saatlerce sürmektedir. Bezdirmenin farklı bir metodu olarak bazı tarım kapıları belirli saatlerde açılır; geç kalınırsa ertesi güne kadar beklenebilir. Filistinliler, en yakın şehre ulaşmak için iki ila beş kat daha uzun güzergâh kullanmak zorundadır.[14]

Rachel’in Türbesi yerleşiminde yaşayan Yahudi yerleşimciler çocukları ve aileleri ile vakit geçiriyor. Arka planda Beytüllahim şehri ve bu ikisini ayıran Ayrım Duvarı. (AP Fotoğrafı / Oded Balilty)
Duvardan dolayı Kudüs ile Batı Şeria arasındaki insani ve sosyal bağ zayıflatılmaya çalışılmakta, kutsal şehirle Filistinliler arasına beton örülmektedir. Daha önce Ramallah’tan Kudüs’e günlük gidip gelen kişiler kendi ülkesinde izin sistemine tabidir. Sağlık, eğitim ve ibadet için yolculuklar katmanlı bir güvenlik kontrolü ve katı bir izin sistemini geçmek zorundadır.
Kontrol Noktaları
Filistin'in Batı Şeria'sında sokaklara, mahallelere, ana arterlere - sabit ve mobil biçimde- kontrol noktası (checkpoint) kurulumları 2000’li yıllarda başladı. Duvar örüldükçe açık olan kısımların birçoğuna bunlar eklendi. Buralar Filistinlilerin şehir içindeki seyahatleri esnasında İsrail askerleri tarafından durdurulup kimlik, araç vb. kontrolü yapılan noktalardır. Bugün Batı Şeria genelinde Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UN OCHA) verilerine göre son yıllarda toplam kontrol noktası veya fiziksel engel sayısı 500’ün üzerinde olduğu raporlanıyor.[15] Özellikle El-Halil, Nablus, Kalkilya, Beytüllahim ve Doğu Kudüs çevresi yoğun kontrol altındaki alanlar arasında.
Örneğin El-Halil’in eski şehir bölgesinde Filistinli mahalleleri ile yerleşimcilerin bulunduğu alanlar arasında çok sayıda askeri kontrol noktası var. Yaya geçişleri metal turnikelerden, x-ray cihazlarından ve kimlik kontrolünden geçiyor. Aynı şehirde bazı sokaklar Filistinlilere tamamen kapalı. Kalkilya çevresinde bir köylü, düz 2–3 km olan tarlasına ulaşmak için kontrol noktası ve bariyer nedeniyle 10–15 km dolanabiliyor. Bazen sadece belirli saatlerde geçiş var.

İşgal altındaki Batı Şeria'da, Beytüllahim'in güneyinde bulunan Filistinli mülteciler için kurulan El-Aroub kampında bir İsrail askeri kontrol noktasında— John Macdougall
Nablus’ta şehir girişleri yıllardır kontrol altında. Bir dönem şehir neredeyse tamamen çevrilmişti. Duvarın içinde kalan Kalkilya ise üç tarafı kapalı, tek ana girişli bir şehir hâline geldi.
Son yıllarda bu noktalarda teknolojik gözetim kullanılmaya başlandı.[16] İsrail'in Batı Şeria’da kullandığı “Blue Wolf” adlı yüz tanıma sistemi, kontrol noktalarında Filistinlilerin yüzünü taramak ve güvenlik sorunu olup olmadığını anında anlamak için kullanılıyor. Askerler cep telefonu benzeri cihazlarla Filistinlilerin yüzünü tarıyor; sistem veri tabanındaki bilgilerle eşleştiriyor. İddialara göre bir asker ne kadar çok yüz tarayıp veri tabanını zenginleştirirse izin vb. ek ödüller alıyor. Daha kapsamlı kamera ağına verilen isim ise “Red Wolf”. Özellikle El-Halil çevresinde sabit kameralarla entegre çalıştığı bildiriliyor. Red Wolf askere ihtiyaç duymadan doğrudan kameradan çalışıyor ve taramayı yaparak güvenlik durumunu görevliye iletiyor, duruma göre izin veriliyor veya asayiş işlemleri yapılıyor. “Wolf Pack” ise bu sistemlerin genel veri tabanı altyapısına verilen isim.

Ramallah-Nablus arası bariyer ile yol kapatılmış durumda.
Bu noktalardaki insan psikolojisini yoran bekleyişler günlük hayatın en zorlayıcı kısmı. Sabah işe giden biri 15 dakikalık mesafe için bir saat harcayabiliyor. Kontrol noktalarında bazen birkaç dakika, bazen saatler süren beklemeler yaşanıyor. Özellikle bayram, gösteri ya da güvenlik olaylarından sonra geçişler çileli bir yolculuğa dönüşüyor. Canlı bir örnek olarak Amer al-Salameen'in Ramallah’taki evinden ailesinin yanına Al-Samou’ya gitmesi bir zamanlar yarım saat iken artık 4 saat.[17]
Tüm bunlar Filistinlilerin kendi topraklarında İsrail tarafından uygulanıyor. Hasta taşıyan bir ambulans Batı Şeria içindeki bir şehirden başka bir Filistin şehrine gidiyorsa, hasta diğer tarafta başka bir Filistin ambulansına aktarılıyor.[18]

Kudüs'teki Kalandiya kontrol noktasında ambulanslar arasında transfer (WHO)
Eğer hasta Doğu Kudüs’teki hastanelere (örneğin Makassed Hastanesi) ya da İsrail içindeki bir hastaneye sevk edilecekse izin süreci başlıyor. Filistin makamları bu tuhaf kontrol sürecinin hayati tehlikelere yol açtığını bildirmişlerdir.
Su, Zeytin, Eğitim
Batı Şeria’da sağlık hizmetleri Filistin Sağlık Bakanlığı, özel hastaneler ve UNRWA tarafından sağlanmaktadır. Temel sağlık hizmetleri bölgede sunulsa da ileri düzey tedaviler için zaman zaman mecburen İsrail hastanelerine sevk gerekebilmektedir. Bu geçişler izin sürecine bağlı ve tedaviye ihtiyaç duyan kişinin ailesinin “asayiş” durumu burada İsrail için ayırt edici bir etken.
Zeytin ağaçları Türkiye’de de olduğu gibi bu bölge için de hem ekonomik hem geleneksel, Filistinli varlığını ispatlayan doğal tapu konumdadır. Zeytin, zeytinyağı üretimi birçok aile için gelir kaynağı ve doğal olarak kimlik sembolüdür. Daha önce Filistinlilerin Filistin’de yaşamadığını ispat etmek için tapular, kimlikler ve sair evrakların işgalciler tarafından ortadan kaldırılmaya çalışıldığı biliniyor. Daha önce de bahsettiğimiz gibi her yıl muhtemelen Eylül gibi zeytin hasadı başladığında yerleşimlere yakın köylerde Filistinli köylülere saldırı ve engelleme vakaları yaşanıyor.[19] Bazı bölgelerde (özellikle Nablus, Salfit, El-Halil hattı) zeytin ağaçlarının kesildiği veya yakıldığı videolar ve raporlarla sabittir.
Batı Şeria’daki ana yeraltı su kaynağı “Dağ Akiferi” (Mountain Aquifer).[20] Büyük bölümü C Bölgesi’nde ve A, B bölgelerini de kapsıyor. En verimli kısmı olan Batı Havzası suyu İsrail kıyı ovasına doğru akmaktadır. Oslo sonrası su paylaşımı geçici kota sistemine bağlandı. Şu anda 1990'lardaki nüfusa göre su veriliyor. Yerleşimlerde sulama ve havuz görüntüleri varken, bazı Filistin köylerine haftalarca su verilemiyor, köylüler tankerle su satın almak zorunda kalıyorlar.[21] Bu bölgenin (C) verimli su ve tarım alanlarına sahip olduğunu bilirsek, burada tarımsal kuyu açmak için neden İsrail izni gerektiği daha iyi anlaşılabilir. Bölgede sulama altyapısı kurmak zor ve bazı bölgelerde yapı izni almak imkansız bir durumda.
Batı Şeria’daki devlet okulları Filistin Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı’na bağlıdır. Müfredat 1990’ların sonundan itibaren kademeli olarak geliştirildi; 2000’lerden sonra tamamen Filistin yönetimi tarafından hazırlanmaya başlandı.
Öne çıkan üniversiteler: Birzeit Üniversitesi, An-Najah National Üniversitesi, Hebron Üniversitesi. Özellikle Birzeit Üniversitesi'nde öğrenci seçimlerinde Hamas ve El-Fetih ekollerinin etkisi görülmekte, zaman zaman İsrail tarafından üniversitelere baskınlar düzenlenmektedir. Toplumda okullaşma oranı bölge ortalamasına göre yüksek; okuryazarlık oranı da %95’in üzerindedir (UNESCO Institute for Statistics. (2025).
Eğitim müfredatının bir bölümünde İsrail’in haritalarda yer almaması, direniş figürlerinin öne çıkarılması ve şehitlik kavramının vurgulanmasına rastlanır. AB tarafından fonlanan Georg Eckert Enstitüsü bu konuları eleştirir ancak kendi tabirleri ile şiddet çağrısının müfredatta sistematik olmadığını da belirtir.[22] IMPACT-se (2025) raporuna göre Batı Şeria okullarındaki haritalarda Tel Aviv, Yafa, Hayfa, Akka ve Nasıra gibi şehirler "Filistin şehirleri" olarak öğretilmekte, İsrail'in adı neredeyse hiç geçmemekte, bunun yerine "Siyonist işgal" veya "Siyonist varlık" terimleri kullanılmaktadır.
2026’da İsrail’in Batı Şeria’daki operasyonlarından dolayı eğitime sık sık ara verilmeye başlandı. Bu zorbalığa karşı öğretmenler tarafından eylemler düzenlendi.[23] Gazze–Batı Şeria arası akademik geçiş zaten zordu, savaşla birlikte imkansızlaştı. Doğu Kudüs’te okuyan Batı Şerialı öğrenciler de izin prosedürüne tabi olarak eğitim görüyorlar.
Kudüs’te “İsrail Belediyeciliği”
Müslümanların yoğunlukta yaşadığı Doğu Kudüs’te (örneğin Silvan, Şuafat, Cebel Mukabber gibi mahallelerde) yapı ruhsatı almak zor ve pahalı. Ruhsat talepleri %95 oranında reddedildiği için mevcut yapılan evler kaçak yapı ilan ediliyor ve yıkılması için ihtarname gönderiliyor. İsraillilerin yaşadığı Batı Kudüs’te ise planlama süreçleri daha hızlı ve geniş imar planları mevcut.
İnsan hakları örgütleri, belediye bütçesinin planlama ve altyapı yatırımlarında Batı Kudüs’e daha fazla pay ayrıldığını vurgulamaktadır.
Doğu Kudüs’te bazı mahallelerde dar ve asfalt kalitesi düşük yollar, eski ve kötü kanalizasyon altyapısı, mahallelerden çöplerin toplanmaması veya düzensiz toplanması hem orada yaşayanlar hem Kudüs’ü ziyarete gidenler tarafından aktarılıyor.
Batı Kudüs’te ise parklar, bisiklet yolları ve kentsel dönüşüm projeleri gibi maddi açıdan gelişmiş bir şehir görebilirsiniz.
Sarı Plaka, Çifte Hukuk ve Ekonomi
Batı Şeria’da İsrailli yerleşimciler İsrail medeni ve ceza hukukuna göre yargılanmakta, İsrail mahkemelerinde işlem görmekte ve İsrail polisinin yetki alanında yer almaktadır. Buna karşılık Filistinliler özellikle güvenlik, arazi ve inşaat konularında İsrail askeri emirleri çerçevesinde askeri yargılama sistemine tabi tutulmaktadır.
Filistin Yönetimi’nin bütçesinin önemli bir bölümü İsrail tarafından toplanan ve daha sonra aktarılan vergi gelirlerine dayanmaktadır. Oslo düzenlemeleri çerçevesinde ithalat vergileri ve katma değer vergisi İsrail tarafından tahsil edilmekte ve belirli dönemlerde Filistin tarafına aktarılmaktadır. Ayrıca uluslararası yardım kuruluşlarının yardımları, vatandaşların gelir vergisi ve vergi ödemeleri de bütçeye para girişini sağlar.
Batı Şeria’da on binlerce Filistinli (7 Ekim’den önce 170.000 ve savaştan sonra 25.000’e düştüğü belirtiliyor) İsrail içinde veya yerleşim bölgelerinde çalışmaktadır.[24]
Filistinlilerin kullandığı araçların plakası genelde beyaz zemin ve yeşil harfler/rakamlar, İsraillilerin kullandığı araçlar ise sarı zemin ve siyah harfler/rakamlardan oluşmaktadır. Sonuç olarak kontrol noktasında Wolf Pack veya askerler “dost” ile “düşmanı” ayırabilmektedir.

Filistinli aracına ait plaka

İsrail aracına ait bir plaka. (Hadas Parush/Flash90 tarafından çekilen örnek fotoğraf)
Bölgede araç kullanımında karşılaşılan ayrımcılık ve ceza sistemleri için +972 Magazine’nin “Filistinli olarak Yeşil Hat'ı geçerken araba kullanmak” başlıklı yazısı incelenebilir.[25]
2026 İtibarıyla İlhakın Zemini
2026 başlarında İsrail Batı Şeria için parlamentoda yürütme organı (kabine/güvenlik kabinesi) idari ve mülkiyet rejimini değiştirerek kontrolü derinleştiren önlemleri onayladı.[26] Bu önlemlerin içeriği şöyle:
● Arazi tescil ve mülkiyet sistemi yeniden başlatıldı: İsrail hükümeti, Batı Şeria’daki toprakların ilk kez 1967’den beri yeniden “devlet mülkü” olarak tescili için prosedür onayladı. Bu, hâlihazırda kayıtlı olmayan geniş arazi parçalarının otomatik olarak İsrail devletine ait sayılmasına yol açacaktır.
● Yerleşimler için arazi edinimi kolaylaştırıldı, satın alma kısıtları gevşetildi ve çeşitli bölgelerde Filistinli idarelerin yetkileri kısmen İsrail idaresine aktarıldı.
● Güvenlik kabinesi tarafından imar ve idari kontrol alanı genişletildi; El-Halil vb. kritik bölgelerde Filistin belediyelerinin planlama yetkileri sınırlandırıldı veya İsrail mekanizmalarına devredildi.
Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye, Avrupa Birliği başta olmak üzere İsrail’in bu işgal altyapısı oluşturan hamlelerine karşı tepki gösterdiler. Filistin Dışişleri uluslararası mahkemelere başvuracaklarını belirttiler.
İsrail’in işgal tarzı sinsi bir şekilde ilerlemek, yasal alt yapıyı oluşturarak uluslararası hukukun karşısında elini güçlendirmek (uluslararası hukuk bunun farkında) ve insanların hayatlarını bezdirmek üzerine kuruludur. Gazze’de soykırım sürerken Batı Şeria bölgesi gözden kaçırılmamalıdır.
Son Notlar
[1] Hasson, N. (2015, 26 Eylül). East Jerusalem residents feel they have nothing left to lose. Haaretz. https://www.haaretz.com/2015-09-26/ty-article/.premium/east-jerusalem-residents-feel-they-have-nothing-left-to-lose/0000017f-e118-d75c-a7ff-fd9d3d550000
[2] Anadolu Ajansı. (2025, 12 Şubat). İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi.https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilin-asiri-sagci-ulusal-guvenlik-bakani-ben-gvir-mescid-i-aksaya-baskin-duzenledi/3798395
[3] HaMoked. (2024, 15 Mayıs). 61 East Jerusalem Palestinians were stripped of their permanent residency status as part of Israel's “quiet deportation” policy. http://www.hamoked.org/document.php?dID=Updates2424
[4] Human Rights Watch. (2017, 8 Ağustos). Israel: Jerusalem Palestinians stripped of status. https://www.hrw.org/news/2017/08/08/israel-jerusalem-palestinians-stripped-status
[5] Stratejik Düşünce Enstitüsü. (2023, 17 Ekim). Bakan Fidan: "Bunun adı yerleşimcilik değil, hırsızlık". https://www.sde.org.tr/haber/bakan-fidan-bunun-adi-yerlesimcilik-degil-hirsizlik-haberi-44167
[6] International Committee of the Red Cross. (1949, 12 Ağustos). Geneva Convention (IV) relative to the protection of civilian persons in time of war: Article 49. https://ihl-databases.icrc.org/en/ihl-treaties/gciv-1949/article-49
[7] Wikipedia. (2026, 18 Şubat). Ariel (Israeli settlement). https://en.wikipedia.org/wiki/Ariel_(Israeli_settlement
[8] United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs. (2012, Şubat). The Jordan Valley: Key humanitarian concerns [Bilgi notu]. https://www.ochaopt.org/sites/default/files/ocha_opt_jordan_valley_factSheet_february_2012_english.pdf
[9] B'Tselem. Settler violence. https://www.btselem.org/settler_violence
[10] Arad, B. (2015, 31 Temmuz). What is the ‘Price Tag’ behind the Israeli extremist movement? NBC News. https://www.nbcnews.com/news/world/what-price-tag-behind-israeli-extremist-movement-n401896
[11] BBC News Türkçe. (2024, Ocak 22). “Bol gevşek kurallarla” sınırda İsrail güvenlik güçlerinin kayıpları ve tehdit algısı nasıl şekilleniyor?https://www.bbc.com/turkce/articles/c72j5058w1no
[12] Anadolu Ajansı. (2025, 14 Şubat). İsrail hükümeti aldığı kararlarla Filistin'in El Halil kentini ilhaka hazırlanıyor.https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-hukumeti-aldigi-kararlarla-filistinin-el-halil-kentini-ilhaka-hazirlaniyor/3825724
[13] B'Tselem, The Separation Barrier.
[14] United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs. (2012, February). Humanitarian fact sheet on the Jordan Valley and Dead Sea area. OCHA.
[15] OCHA, Humanitarian fact sheet.
[16] Düz, S. ve Koçakoğlu, M. S. (2024). Ölümcül algoritmalar: Gazze Savaşı'nda yapay zekanın yıkıcı rolü. SETA.
[17] Lazaroff, T. (2024, 9 Şubat). Israeli checkpoints ‘paralyse’ West Bank life as Gaza war rages. Al-Monitor. https://www.al-monitor.com/originals/2024/02/israeli-checkpoints-paralyse-west-bank-life-gaza-war-rages
[18] World Health Organization. (2019). Right to health: Crossing barriers to access health in the occupied Palestinian territory, 2018. https://www.emro.who.int/images/stories/palestine/documents/who_-_rth_crossing_barriers_to_access_health.pdf
[19] Anadolu Ajansı. (2023, 7 Kasım). BM: Batı Şeria'da zeytin hasadı yapan Filistinlilere saldırılar son 5 yılın en yüksek seviyesinde. https://www.aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti/ayrimcilik/bm-bati-seria-da-zeytin-hasadi-yapan-filistinlilere-saldirilar-son-5-yilin-en-yuksek-seviyesinde/1827895
[20] El-Fadel, M., Quba’a, R., El-Hougeiri, N., Hashisho, Z., & Jamali, D. (2001). The Israeli Palestinian mountain aquifer: A case study in ground water conflict resolution. Journal of Natural Resources and Life Sciences Education, 30, 61.
[21] B’Tselem. (2023, May). Parched: Israel’s policy of water deprivation in the West Bank. https://www.btselem.org/publications/202305_parched
[22] IMPACT-se. (2025). Review of the 2025–2026 Palestinian Authority school curriculum: Grades 1–12 selected examples. https://www.impact-se.org/wp-content/uploads/Review-of-the-2025-2026-Palestinian-Authority-School-Curriculum.pdf
[23] TRT Haber. (2026, 10 Şubat). İsrail işgali, Batı Şeria’da giderek derinleşen eğitim krizine yol açıyor. https://www.trthaber.com/haber/dunya/israil-isgali-bati-seriada-giderek-derinlesen-egitim-krizine-yol-aciyor-934098.html
[24] Tzoreff, Y., & Klor, E. (2024, March 4). Returning Palestinian workers from the West Bank to work in Israel (INSS Insight No. 1832). The Institute for National Security Studies. https://www.inss.org.il/publication/palestinian-workers/
[25] Bishara, A. (2016, October 21). Driving while Palestinian, across the Green Line. +972 Magazine. https://www.972mag.com/driving-while-palestinian-across-the-green-line/
[26] Anadolu Ajansı. (2024, Ocak 24). İsrail’in Batı Şeria’yı ilhakının önünü açan “devlet arazisi” kavramı ne anlama geliyor?https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilin-bati-seriayi-ilhakinin-onunu-acan-devlet-arazisi-kavrami-ne-anlama-geliyor/3831550
HARFLERLE AYRIM: FİLİSTİN’İN BATI ŞERİA’SINA GİRİŞ
Filistin'in tamamını kapsayan bölgenin bir kısmı Batı Şeria olarak adlandırılır. Bu tarz bölge yazılarında sıkça yazının başında bahsedilen “coğrafi tanım” prosedürünü tamamlamak gerek: Batı Şeria, Ürdün Nehri’nin batısında yer alan ve yaklaşık 5.600–5.700 kilometrekare büyüklüğünde bir kara parçası. Bugünkü ismi Şeria Nehri'ne göre Ürdün tarafından verildi. Doğusunda Ürdün Nehri ve Ürdün Krallığı, batısında 1949 Ateşkes Hattı olarak bilinen Yeşil Hat ve İsrail bulunur. Kuzey ve güney sınırları da İsrail topraklarıyla çevrilidir. Coğrafi olarak denize kıyısı yoktur ve kara ile çevrili bir bölgedir. Doğu Kudüs dahil edilirse: toplam Filistinli nüfus —Gazze hariç— yaklaşık 3,3 – 3,4 milyon civarında.
Bölge içinde Ramallah, Nablus, El-Halil (Hebron), Beytüllahim (Bethlehem) ve Eriha (Jericho) gibi önemli şehirler yer alır. Bu şehirler tarihsel olarak Osmanlı döneminden beri var olan yerleşim merkezleridir. Batı Şeria’nın ortası genellikle dağlık ve tepeli bir yapıya sahiptir, doğu kesimi ise Ürdün Vadisi olarak bilinir ve tarıma elverişli bir bölgedir. İleride bahsedeceğimiz gibi İsrail'in yasa dışı yerleşimleri bu vadide de yer almaktadır.
Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı’ya katılan bu coğrafya yaklaşık 400 yıl Osmanlı idaresinde kaldı. Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiliz Mandası yönetimine geçti. 1948’de İsrail’in kurulmasıyla Arap-İsrail savaşı çıktı ve Batı Şeria Ürdün kontrolüne girdi. 1967 savaşından sonra ise İsrail Batı Şeria’yı ele geçirdi. Böylece bölge kısa aralıklarla üç farklı yönetimin kontrolüne geçmiş oldu.
Doğu Kudüs coğrafi olarak Batı Şeria’nın bir parçasıdır. Ancak 1967’den sonra İsrail tarafından ilhak edilmiş ve İsrail'e ait Kudüs Belediyesi sınırlarına dahil edilmiştir. Bu nedenle hukuki statüsü ile fiili yönetimi arasında fark bulunmaktadır. Hukuki statüsü Filistin toprağı, fiili statüsü karma bir yapıdır.

A, B, C Bölgeleri haritası (Al Jazeera, AJLabs)
Harf Meselesi
Bölge A, B ve C adı verilen üç bölgeden oluşur. Bu ayrım 1990’lı yıllardaki Oslo süreci kapsamında belirlenmiştir.
A Bölgesi’nin sivil yönetimi ve güvenliği Filistin Yönetimi’nin kontrolündedir ve Batı Şeria’nın yaklaşık %18’ini oluşturur. B Bölgesi’nde sivil yönetim Filistin Yönetimi’ne ait olmakla birlikte güvenlik yetkisi büyük ölçüde İsrail’in kontrolündedir. Bu bölge Batı Şeria’nın yaklaşık %22’sini kapsar. C Bölgesi’nde ise sivil planlama ve güvenlik kontrolü İsrail’in elindedir ve Batı Şeria’nın yaklaşık %60’ını oluşturur.
Kudüs
Birçok röportajda geçen ortak ifade şudur:“Şehrimde misafirim.”
Bu ifade gazeteci Amira Hass’ın ve çeşitli insan hakları raporlarının aktardığı mülakatlarda yer almaktadır.[1]
1949'da barış anlaşması ile Kudüs Batı (İsrail kontrolü) ve Doğu (Ürdün kontrolü) olarak ikiye ayrıldı. 1967 savaşında İsrail Doğu Kudüs’ü ele geçirdi. Ardından belediye sınırlarını genişletti ve 1980’de Kudüs’ü “birleşik ve ebedi başkent” ilan etti. 1995 Oslo II ile harf kodlarının dışında kalarak “durumu ileride karara bağlanacak” olarak bırakıldı. Birleşmiş Milletler ve çoğu ülke bu ilhakı tanımadı; Doğu Kudüs’ü işgal altındaki toprak sayan kararlar aldı.
15 Kasım 1988’de Filistin Ulusal Konseyi, Cezayir’de “Filistin Devleti”ni ilan etti ve Kudüs’ü başkent olarak tanımladı.Fiili durumda ise şehir üzerinde idari ve siyasi bir ayrışma bulunuyor. İdari ayrışma; Mescid-i Aksa'nın Ürdün Vakıflar İdaresi’nde olması, geri kalan sivil ve güvenlik yönetiminin ise İsrail yönetiminde olmasıdır. Ancak güvenlik kontrolü İsrail polisindedir. Alanın çevresi ve Eski Şehir’in tamamı İsrail belediyesi ve güvenlik birimleri tarafından yönetilir. Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya girişleri yasak olmasına rağmen - özellikle son 2 yıldır– İsrail güvenlik güçleri korumasına Aksa sınırları içerisine girmektedir. İsrail’in problemli Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir bu baskınlarda başrolü oynamaktadır.[2]
Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin büyük bölümü İsrail vatandaşı değildir. Bu kişiler “daimi ikamet” statüsüne sahiptir. Bu statü, İsrail içinde yaşama, çalışma ve sosyal hizmetlerden yararlanma hakkı tanır; ancak vatandaşlık değildir. İsrail Filistinlilere “misafirlik” hakkı vermiştir. Örneğin yerel seçimlerde oy kullanırlar ancak ulusal seçimlerde kullanamazlar. İkametin devamı için kişinin “hayat merkezinin” Kudüs olması gerekir. Uzun süre şehir dışında yaşadığı tespit edilirse bu statü iptal edilebilir. Örneğin evinden 1 hafta uzaklaşan bir Filistinli'nin evine el konulabilmekte, oturma izinleri iptal edilmektedir.[3] 1967’de İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgalinden 2016 sonuna kadar, Doğu Kudüs’te en az 14.595 Filistinlinin ikamet hakkı iptal edildi.[4] Yetkililer bu iptallerin çoğunu, kişilerin Kudüs’te “yaşam merkezinin” bulunmadığı iddiasına dayandırdı. Ancak son yıllarda, İsraillilere saldırmakla suçlanan Filistinlileri cezalandırmak ve saldırı şüphesi bulunan kişilerin ailelerine toplu ceza uygulamak amacıyla da ikamet iptalleri yapıldı.
Filistin Yönetimi Doğu Kudüs'ü başkent ilan etmiş olsa da hükümet kurumları Batı Şeria’daki Ramallah’ta faaliyet göstermektedir. Bakanlıklar, başbakanlık ve idari kurumlar burada toplanmıştır.
Yerleşim Yoluyla İşgal
“Birisinin toprağını işgal ediyorsunuz. Evine el koyuyorsunuz, dışarı atıyorsunuz, birini getirip oraya koyuyorsunuz, 'yerleşimci' diyorsunuz. Bunun adı hırsızlıktır.”[5]
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ekim 2023
C Bölgesi’nin İsrail kontrolüne bırakılması yerleşimleri meşru yapmaz. Uluslararası hukuka göre (1949 Dördüncü Cenevre Sözleşmesi m.49), bir işgalci güç kendi sivil nüfusunu işgal altındaki topraklara transfer edemez.[6] Batı Şeria’da yaklaşık 450 binden fazla, Doğu Kudüs’te ise 200 bini aşkın İsrailli yerleşimci yaşamaktadır. Toplam sayı 650–700 bin aralığında kabul edilir.
İsrail, Filistin’in özel seçilmiş noktalarına toplu konutlar yaparak, radikal unsurları ve yerleşimci ismiyle meşhur sivillerin buralara oturmasını sağlamaktadır. Bu yerleşimler çoğunlukla Doğu Kudüs çevresi, Ürdün Vadisi ve stratejik tepelerde yoğunlaşmaktadır. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail yerleşimleri rastgele dağılmış yapılar değildir; belirli bloklar ve stratejik hatlar boyunca yoğunlaşmıştır. En yoğun alanların başında Doğu Kudüs ve çevresi gelir. Ma'ale Adumim, Gilo, Pisgat Ze'ev ve Har Homa gibi büyük yerleşimler Kudüs’ün doğu ve kuzey hattında kümelenmiştir. Bu bölge hem demografik dengeyi etkileme hem de Kudüs’ü Batı Şeria’dan coğrafi olarak ayırma stratejisinin merkezindedir. Müslümanlar / Filistinliler için kutsal olan Mescid-i Aksa ve etrafı “bereketli” topraklar yumuşak işgal yoluyla çevrelenerek, Filistin’den koparılmaktadır.

6 Eylül 2024 Pazartesi günü Kudüs'teki bir İsrail inşaat alanından bir görüntü
Batı Şeria’nın orta kesiminde ise Ariel Yerleşimi öne çıkmaktadır.[7] Ariel’de üniversite, yurt, evler gibi sosyal yaşama dair alanlar da kurulmuştur. Ariel ve çevresindeki yerleşimler, Batı Şeria’nın içine doğru uzanarak kuzey-güney bağlantısını bir kama gibi böler. Beklendiği gibi su kaynaklarına yakındır ve ulaşım hatları üzerinde konumlanmıştır; yerleşim yeri önce kendisini düşünür.

Ariel Yerleşimi. (AP Fotoğrafı/Ariel Schalit)
Ürdün sınırındaki Ürdün Vadisi’nde ise yerleşimler nüfus olarak daha azdır fakat kapladıkları alan geniştir. Bu bölge askeri ve stratejik açıdan İsrail için önemlidir. Ürdün Vadisi’nde Filistinlilere belirli tarım arazilerine erişim verilirse yıllık 1 milyar dolar gelir üretilebileceği belirtiliyor (Dünya Bankası verisi).[8]

Özellikle B’Tselem, Yesh Din, El-Halil’de —özellikle eski şehir çevresinde— zeytin hasadı döneminde ürünlere ve ağaçlara zarar verme, yakma, Filistinli çiftçilere saldırılar yaşanıyor. Yerleşimci şiddetini takip edilebileceği platformlar mevcut.[9] Bölgede sık sık “Price tag attacks – תג מחיר – Tag Mechir” adı verilen durum yaşanıyor. Bazı radikal yerleşimcilerin, İsrail’in yerleşimlere müdahalesine veya Filistinlilerin müdahalelerine karşı “bunun bir bedeli olacak” mesajı vermek için yaptığı misilleme eylemleridir.[10] 7 Ekim’den hemen sonra yerleşimciler tarafından 121 Filistinli öldürüldü.[11]

Filistinli bir kişi, 2014 yılında Batı Şeria'da bir evin yakılmasının ardından, üzerinde İbranice "price tag/bedel etiketi" yazan bir evin önünde duruyor. Nasser Ishtayeh / AP
El-Halil (Hebron) ise İsrail harflendirmelerinden nasibini alarak tuhaf bir bölünme ile karşılaştı. H1 ve H2 olarak ikiye ayrıldı. H1 bölgesi El-Halil’in yaklaşık yüzde 80’ini kapsamakta ve burada güvenlik ile sivil idare Filistin Yönetimi tarafından yürütülmektedir. Bu alanda yaklaşık 200 binden fazla Filistinli yaşamaktadır. H2 bölgesi ise şehrin eski merkezini ve İbrahim Camii çevresini kapsamaktadır. Başlıca yerleşim yeri Kiryat Arba’dır. Bu bölgelerde güvenlik kontrolü İsrail ordusu tarafından sağlanmaktadır. H2’de yaklaşık 30–35 bin Filistinli ile birlikte 700–800 civarında İsrailli yerleşimci yaşamaktadır. Yerleşimciler “kutsal ve değerli” noktalara dağıtılmış durumdadır. İsrail 2026 başlarında aldığı kararlarla birçok Batı Şeria bölgesi gibi El-Halil’i de ilhaka hazırlanıyor.[12]
Yerleşimler, yüksek tepelere ve stratejik geçiş noktalarına, İsrailliler için tarihsel ve dini iddialarında bahsi geçen yerlere (özellikle El-Halil çevresi), demografi ve kutsal mekanı ayırmak için Kudüs’ün çevresine yoğunlaşmaktadır. Yerleşim demek, İsrail için ileride bir müzakere veya de facto bir çözüm için elini kuvvetlendiren imkan anlamına gelmektedir.
Duvar
Berlin Duvarı da bir duvardı. 28 yıl ayakta kalabildi.
Batı Şeria ile Kudüs çevresinde İsrail tarafından inşa edilen bir Ayrım Duvarı bulunmaktadır. Bu duvar İsrail’e göre bir güvenlik bariyeridir. Fakat “İsrail’e göre” ler her zaman hazırda bulunan bir bahane gibi politik açıklamalardan ibaret. Meşhur adıyla Utanç Duvarı, Kudüs ile Filistin'in Batı Şeria'sını ayırır. Yer yer beton duvar, yer yer tel örgü ve elektronik çit şeklindedir, bazı bölümlerde yüksekliği sekiz metreye kadar ulaşır. 2000’li yılların başlarında inşa edilmeye başlandı. Kendi içinde işgalin bir parçasıdır fakat güzergahı 1949’daki Yeşil Hat’ı dahi ihlal etmekte, Batı Şeria içine doğru kıvrılmaktadır. Bu durum fiilî sınır oluşturmakta ve toprak bütünlüğünü parçalamaktadır. Özellikle Kudüs çevresi ve El-Halil (Hebron) hattındaki güzergah, uluslararası hukuk açısından da ciddi tartışmalara yol açmıştır. Duvar bazı yasa dışı yerleşimleri “İsrail tarafında” bırakacak şekilde inşa edilmiştir. Bu da gelecekteki bir çözüm sürecinde İsrail'in fiilî sınırları elinde bulundurması sonucuna ulaştıracaktır. 2004 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD), bariyerin Batı Şeria içinden geçen kısımlarının uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde bağlayıcı olmayan bir danışma görüşü yayımladı. İsrail tabi ki bu kararı da dikkate almadı.

Batı Şeria'daki Beytüllahim şehrinde bulunan ayrılık duvarının bir bölümünün görünümü, 17 Eylül 2024. (AP Fotoğrafı/Mahmoud Illean)
Kudüs çevresi ve bazı şehir girişlerinde duvarın beton bölümleri daha belirgindir. Kuzeyinde ve doğusunda, bazı Filistin mahalleleri belediye sınırı içinde kalmasına rağmen fiziki olarak duvarın öte tarafında kalmıştır. El-Halil çevresi ve Batı Şeria’nın batı kıyı hattına yakın bölgelerinde de içeri doğru kıvrılmıştır.[13]
Batı Şeria'daki kısım günlük hayatı zorlaştırmaktadır. Ev ile tarla arasına bariyer girdiğinde, kişi en yakın resmi kapıya kadar kilometrelerce dolaşmak zorunda kalmakta, kısa mesafe sürecek yol saatlerce sürmektedir. Bezdirmenin farklı bir metodu olarak bazı tarım kapıları belirli saatlerde açılır; geç kalınırsa ertesi güne kadar beklenebilir. Filistinliler, en yakın şehre ulaşmak için iki ila beş kat daha uzun güzergâh kullanmak zorundadır.[14]

Rachel’in Türbesi yerleşiminde yaşayan Yahudi yerleşimciler çocukları ve aileleri ile vakit geçiriyor. Arka planda Beytüllahim şehri ve bu ikisini ayıran Ayrım Duvarı. (AP Fotoğrafı / Oded Balilty)
Duvardan dolayı Kudüs ile Batı Şeria arasındaki insani ve sosyal bağ zayıflatılmaya çalışılmakta, kutsal şehirle Filistinliler arasına beton örülmektedir. Daha önce Ramallah’tan Kudüs’e günlük gidip gelen kişiler kendi ülkesinde izin sistemine tabidir. Sağlık, eğitim ve ibadet için yolculuklar katmanlı bir güvenlik kontrolü ve katı bir izin sistemini geçmek zorundadır.
Kontrol Noktaları
Filistin'in Batı Şeria'sında sokaklara, mahallelere, ana arterlere - sabit ve mobil biçimde- kontrol noktası (checkpoint) kurulumları 2000’li yıllarda başladı. Duvar örüldükçe açık olan kısımların birçoğuna bunlar eklendi. Buralar Filistinlilerin şehir içindeki seyahatleri esnasında İsrail askerleri tarafından durdurulup kimlik, araç vb. kontrolü yapılan noktalardır. Bugün Batı Şeria genelinde Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UN OCHA) verilerine göre son yıllarda toplam kontrol noktası veya fiziksel engel sayısı 500’ün üzerinde olduğu raporlanıyor.[15] Özellikle El-Halil, Nablus, Kalkilya, Beytüllahim ve Doğu Kudüs çevresi yoğun kontrol altındaki alanlar arasında.
Örneğin El-Halil’in eski şehir bölgesinde Filistinli mahalleleri ile yerleşimcilerin bulunduğu alanlar arasında çok sayıda askeri kontrol noktası var. Yaya geçişleri metal turnikelerden, x-ray cihazlarından ve kimlik kontrolünden geçiyor. Aynı şehirde bazı sokaklar Filistinlilere tamamen kapalı. Kalkilya çevresinde bir köylü, düz 2–3 km olan tarlasına ulaşmak için kontrol noktası ve bariyer nedeniyle 10–15 km dolanabiliyor. Bazen sadece belirli saatlerde geçiş var.

İşgal altındaki Batı Şeria'da, Beytüllahim'in güneyinde bulunan Filistinli mülteciler için kurulan El-Aroub kampında bir İsrail askeri kontrol noktasında— John Macdougall
Nablus’ta şehir girişleri yıllardır kontrol altında. Bir dönem şehir neredeyse tamamen çevrilmişti. Duvarın içinde kalan Kalkilya ise üç tarafı kapalı, tek ana girişli bir şehir hâline geldi.
Son yıllarda bu noktalarda teknolojik gözetim kullanılmaya başlandı.[16] İsrail'in Batı Şeria’da kullandığı “Blue Wolf” adlı yüz tanıma sistemi, kontrol noktalarında Filistinlilerin yüzünü taramak ve güvenlik sorunu olup olmadığını anında anlamak için kullanılıyor. Askerler cep telefonu benzeri cihazlarla Filistinlilerin yüzünü tarıyor; sistem veri tabanındaki bilgilerle eşleştiriyor. İddialara göre bir asker ne kadar çok yüz tarayıp veri tabanını zenginleştirirse izin vb. ek ödüller alıyor. Daha kapsamlı kamera ağına verilen isim ise “Red Wolf”. Özellikle El-Halil çevresinde sabit kameralarla entegre çalıştığı bildiriliyor. Red Wolf askere ihtiyaç duymadan doğrudan kameradan çalışıyor ve taramayı yaparak güvenlik durumunu görevliye iletiyor, duruma göre izin veriliyor veya asayiş işlemleri yapılıyor. “Wolf Pack” ise bu sistemlerin genel veri tabanı altyapısına verilen isim.

Ramallah-Nablus arası bariyer ile yol kapatılmış durumda.
Bu noktalardaki insan psikolojisini yoran bekleyişler günlük hayatın en zorlayıcı kısmı. Sabah işe giden biri 15 dakikalık mesafe için bir saat harcayabiliyor. Kontrol noktalarında bazen birkaç dakika, bazen saatler süren beklemeler yaşanıyor. Özellikle bayram, gösteri ya da güvenlik olaylarından sonra geçişler çileli bir yolculuğa dönüşüyor. Canlı bir örnek olarak Amer al-Salameen'in Ramallah’taki evinden ailesinin yanına Al-Samou’ya gitmesi bir zamanlar yarım saat iken artık 4 saat.[17]
Tüm bunlar Filistinlilerin kendi topraklarında İsrail tarafından uygulanıyor. Hasta taşıyan bir ambulans Batı Şeria içindeki bir şehirden başka bir Filistin şehrine gidiyorsa, hasta diğer tarafta başka bir Filistin ambulansına aktarılıyor.[18]

Kudüs'teki Kalandiya kontrol noktasında ambulanslar arasında transfer (WHO)
Eğer hasta Doğu Kudüs’teki hastanelere (örneğin Makassed Hastanesi) ya da İsrail içindeki bir hastaneye sevk edilecekse izin süreci başlıyor. Filistin makamları bu tuhaf kontrol sürecinin hayati tehlikelere yol açtığını bildirmişlerdir.
Su, Zeytin, Eğitim
Batı Şeria’da sağlık hizmetleri Filistin Sağlık Bakanlığı, özel hastaneler ve UNRWA tarafından sağlanmaktadır. Temel sağlık hizmetleri bölgede sunulsa da ileri düzey tedaviler için zaman zaman mecburen İsrail hastanelerine sevk gerekebilmektedir. Bu geçişler izin sürecine bağlı ve tedaviye ihtiyaç duyan kişinin ailesinin “asayiş” durumu burada İsrail için ayırt edici bir etken.
Zeytin ağaçları Türkiye’de de olduğu gibi bu bölge için de hem ekonomik hem geleneksel, Filistinli varlığını ispatlayan doğal tapu konumdadır. Zeytin, zeytinyağı üretimi birçok aile için gelir kaynağı ve doğal olarak kimlik sembolüdür. Daha önce Filistinlilerin Filistin’de yaşamadığını ispat etmek için tapular, kimlikler ve sair evrakların işgalciler tarafından ortadan kaldırılmaya çalışıldığı biliniyor. Daha önce de bahsettiğimiz gibi her yıl muhtemelen Eylül gibi zeytin hasadı başladığında yerleşimlere yakın köylerde Filistinli köylülere saldırı ve engelleme vakaları yaşanıyor.[19] Bazı bölgelerde (özellikle Nablus, Salfit, El-Halil hattı) zeytin ağaçlarının kesildiği veya yakıldığı videolar ve raporlarla sabittir.
Batı Şeria’daki ana yeraltı su kaynağı “Dağ Akiferi” (Mountain Aquifer).[20] Büyük bölümü C Bölgesi’nde ve A, B bölgelerini de kapsıyor. En verimli kısmı olan Batı Havzası suyu İsrail kıyı ovasına doğru akmaktadır. Oslo sonrası su paylaşımı geçici kota sistemine bağlandı. Şu anda 1990'lardaki nüfusa göre su veriliyor. Yerleşimlerde sulama ve havuz görüntüleri varken, bazı Filistin köylerine haftalarca su verilemiyor, köylüler tankerle su satın almak zorunda kalıyorlar.[21] Bu bölgenin (C) verimli su ve tarım alanlarına sahip olduğunu bilirsek, burada tarımsal kuyu açmak için neden İsrail izni gerektiği daha iyi anlaşılabilir. Bölgede sulama altyapısı kurmak zor ve bazı bölgelerde yapı izni almak imkansız bir durumda.
Batı Şeria’daki devlet okulları Filistin Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı’na bağlıdır. Müfredat 1990’ların sonundan itibaren kademeli olarak geliştirildi; 2000’lerden sonra tamamen Filistin yönetimi tarafından hazırlanmaya başlandı.
Öne çıkan üniversiteler: Birzeit Üniversitesi, An-Najah National Üniversitesi, Hebron Üniversitesi. Özellikle Birzeit Üniversitesi'nde öğrenci seçimlerinde Hamas ve El-Fetih ekollerinin etkisi görülmekte, zaman zaman İsrail tarafından üniversitelere baskınlar düzenlenmektedir. Toplumda okullaşma oranı bölge ortalamasına göre yüksek; okuryazarlık oranı da %95’in üzerindedir (UNESCO Institute for Statistics. (2025).
Eğitim müfredatının bir bölümünde İsrail’in haritalarda yer almaması, direniş figürlerinin öne çıkarılması ve şehitlik kavramının vurgulanmasına rastlanır. AB tarafından fonlanan Georg Eckert Enstitüsü bu konuları eleştirir ancak kendi tabirleri ile şiddet çağrısının müfredatta sistematik olmadığını da belirtir.[22] IMPACT-se (2025) raporuna göre Batı Şeria okullarındaki haritalarda Tel Aviv, Yafa, Hayfa, Akka ve Nasıra gibi şehirler "Filistin şehirleri" olarak öğretilmekte, İsrail'in adı neredeyse hiç geçmemekte, bunun yerine "Siyonist işgal" veya "Siyonist varlık" terimleri kullanılmaktadır.
2026’da İsrail’in Batı Şeria’daki operasyonlarından dolayı eğitime sık sık ara verilmeye başlandı. Bu zorbalığa karşı öğretmenler tarafından eylemler düzenlendi.[23] Gazze–Batı Şeria arası akademik geçiş zaten zordu, savaşla birlikte imkansızlaştı. Doğu Kudüs’te okuyan Batı Şerialı öğrenciler de izin prosedürüne tabi olarak eğitim görüyorlar.
Kudüs’te “İsrail Belediyeciliği”
Müslümanların yoğunlukta yaşadığı Doğu Kudüs’te (örneğin Silvan, Şuafat, Cebel Mukabber gibi mahallelerde) yapı ruhsatı almak zor ve pahalı. Ruhsat talepleri %95 oranında reddedildiği için mevcut yapılan evler kaçak yapı ilan ediliyor ve yıkılması için ihtarname gönderiliyor. İsraillilerin yaşadığı Batı Kudüs’te ise planlama süreçleri daha hızlı ve geniş imar planları mevcut.
İnsan hakları örgütleri, belediye bütçesinin planlama ve altyapı yatırımlarında Batı Kudüs’e daha fazla pay ayrıldığını vurgulamaktadır.
Doğu Kudüs’te bazı mahallelerde dar ve asfalt kalitesi düşük yollar, eski ve kötü kanalizasyon altyapısı, mahallelerden çöplerin toplanmaması veya düzensiz toplanması hem orada yaşayanlar hem Kudüs’ü ziyarete gidenler tarafından aktarılıyor.
Batı Kudüs’te ise parklar, bisiklet yolları ve kentsel dönüşüm projeleri gibi maddi açıdan gelişmiş bir şehir görebilirsiniz.
Sarı Plaka, Çifte Hukuk ve Ekonomi
Batı Şeria’da İsrailli yerleşimciler İsrail medeni ve ceza hukukuna göre yargılanmakta, İsrail mahkemelerinde işlem görmekte ve İsrail polisinin yetki alanında yer almaktadır. Buna karşılık Filistinliler özellikle güvenlik, arazi ve inşaat konularında İsrail askeri emirleri çerçevesinde askeri yargılama sistemine tabi tutulmaktadır.
Filistin Yönetimi’nin bütçesinin önemli bir bölümü İsrail tarafından toplanan ve daha sonra aktarılan vergi gelirlerine dayanmaktadır. Oslo düzenlemeleri çerçevesinde ithalat vergileri ve katma değer vergisi İsrail tarafından tahsil edilmekte ve belirli dönemlerde Filistin tarafına aktarılmaktadır. Ayrıca uluslararası yardım kuruluşlarının yardımları, vatandaşların gelir vergisi ve vergi ödemeleri de bütçeye para girişini sağlar.
Batı Şeria’da on binlerce Filistinli (7 Ekim’den önce 170.000 ve savaştan sonra 25.000’e düştüğü belirtiliyor) İsrail içinde veya yerleşim bölgelerinde çalışmaktadır.[24]
Filistinlilerin kullandığı araçların plakası genelde beyaz zemin ve yeşil harfler/rakamlar, İsraillilerin kullandığı araçlar ise sarı zemin ve siyah harfler/rakamlardan oluşmaktadır. Sonuç olarak kontrol noktasında Wolf Pack veya askerler “dost” ile “düşmanı” ayırabilmektedir.

Filistinli aracına ait plaka

İsrail aracına ait bir plaka. (Hadas Parush/Flash90 tarafından çekilen örnek fotoğraf)
Bölgede araç kullanımında karşılaşılan ayrımcılık ve ceza sistemleri için +972 Magazine’nin “Filistinli olarak Yeşil Hat'ı geçerken araba kullanmak” başlıklı yazısı incelenebilir.[25]
2026 İtibarıyla İlhakın Zemini
2026 başlarında İsrail Batı Şeria için parlamentoda yürütme organı (kabine/güvenlik kabinesi) idari ve mülkiyet rejimini değiştirerek kontrolü derinleştiren önlemleri onayladı.[26] Bu önlemlerin içeriği şöyle:
● Arazi tescil ve mülkiyet sistemi yeniden başlatıldı: İsrail hükümeti, Batı Şeria’daki toprakların ilk kez 1967’den beri yeniden “devlet mülkü” olarak tescili için prosedür onayladı. Bu, hâlihazırda kayıtlı olmayan geniş arazi parçalarının otomatik olarak İsrail devletine ait sayılmasına yol açacaktır.
● Yerleşimler için arazi edinimi kolaylaştırıldı, satın alma kısıtları gevşetildi ve çeşitli bölgelerde Filistinli idarelerin yetkileri kısmen İsrail idaresine aktarıldı.
● Güvenlik kabinesi tarafından imar ve idari kontrol alanı genişletildi; El-Halil vb. kritik bölgelerde Filistin belediyelerinin planlama yetkileri sınırlandırıldı veya İsrail mekanizmalarına devredildi.
Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye, Avrupa Birliği başta olmak üzere İsrail’in bu işgal altyapısı oluşturan hamlelerine karşı tepki gösterdiler. Filistin Dışişleri uluslararası mahkemelere başvuracaklarını belirttiler.
İsrail’in işgal tarzı sinsi bir şekilde ilerlemek, yasal alt yapıyı oluşturarak uluslararası hukukun karşısında elini güçlendirmek (uluslararası hukuk bunun farkında) ve insanların hayatlarını bezdirmek üzerine kuruludur. Gazze’de soykırım sürerken Batı Şeria bölgesi gözden kaçırılmamalıdır.
Son Notlar
[1] Hasson, N. (2015, 26 Eylül). East Jerusalem residents feel they have nothing left to lose. Haaretz. https://www.haaretz.com/2015-09-26/ty-article/.premium/east-jerusalem-residents-feel-they-have-nothing-left-to-lose/0000017f-e118-d75c-a7ff-fd9d3d550000
[2] Anadolu Ajansı. (2025, 12 Şubat). İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir, Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi.https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilin-asiri-sagci-ulusal-guvenlik-bakani-ben-gvir-mescid-i-aksaya-baskin-duzenledi/3798395
[3] HaMoked. (2024, 15 Mayıs). 61 East Jerusalem Palestinians were stripped of their permanent residency status as part of Israel's “quiet deportation” policy. http://www.hamoked.org/document.php?dID=Updates2424
[4] Human Rights Watch. (2017, 8 Ağustos). Israel: Jerusalem Palestinians stripped of status. https://www.hrw.org/news/2017/08/08/israel-jerusalem-palestinians-stripped-status
[5] Stratejik Düşünce Enstitüsü. (2023, 17 Ekim). Bakan Fidan: "Bunun adı yerleşimcilik değil, hırsızlık". https://www.sde.org.tr/haber/bakan-fidan-bunun-adi-yerlesimcilik-degil-hirsizlik-haberi-44167
[6] International Committee of the Red Cross. (1949, 12 Ağustos). Geneva Convention (IV) relative to the protection of civilian persons in time of war: Article 49. https://ihl-databases.icrc.org/en/ihl-treaties/gciv-1949/article-49
[7] Wikipedia. (2026, 18 Şubat). Ariel (Israeli settlement). https://en.wikipedia.org/wiki/Ariel_(Israeli_settlement
[8] United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs. (2012, Şubat). The Jordan Valley: Key humanitarian concerns [Bilgi notu]. https://www.ochaopt.org/sites/default/files/ocha_opt_jordan_valley_factSheet_february_2012_english.pdf
[9] B'Tselem. Settler violence. https://www.btselem.org/settler_violence
[10] Arad, B. (2015, 31 Temmuz). What is the ‘Price Tag’ behind the Israeli extremist movement? NBC News. https://www.nbcnews.com/news/world/what-price-tag-behind-israeli-extremist-movement-n401896
[11] BBC News Türkçe. (2024, Ocak 22). “Bol gevşek kurallarla” sınırda İsrail güvenlik güçlerinin kayıpları ve tehdit algısı nasıl şekilleniyor?https://www.bbc.com/turkce/articles/c72j5058w1no
[12] Anadolu Ajansı. (2025, 14 Şubat). İsrail hükümeti aldığı kararlarla Filistin'in El Halil kentini ilhaka hazırlanıyor.https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-hukumeti-aldigi-kararlarla-filistinin-el-halil-kentini-ilhaka-hazirlaniyor/3825724
[13] B'Tselem, The Separation Barrier.
[14] United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs. (2012, February). Humanitarian fact sheet on the Jordan Valley and Dead Sea area. OCHA.
[15] OCHA, Humanitarian fact sheet.
[16] Düz, S. ve Koçakoğlu, M. S. (2024). Ölümcül algoritmalar: Gazze Savaşı'nda yapay zekanın yıkıcı rolü. SETA.
[17] Lazaroff, T. (2024, 9 Şubat). Israeli checkpoints ‘paralyse’ West Bank life as Gaza war rages. Al-Monitor. https://www.al-monitor.com/originals/2024/02/israeli-checkpoints-paralyse-west-bank-life-gaza-war-rages
[18] World Health Organization. (2019). Right to health: Crossing barriers to access health in the occupied Palestinian territory, 2018. https://www.emro.who.int/images/stories/palestine/documents/who_-_rth_crossing_barriers_to_access_health.pdf
[19] Anadolu Ajansı. (2023, 7 Kasım). BM: Batı Şeria'da zeytin hasadı yapan Filistinlilere saldırılar son 5 yılın en yüksek seviyesinde. https://www.aa.com.tr/tr/ayrimcilikhatti/ayrimcilik/bm-bati-seria-da-zeytin-hasadi-yapan-filistinlilere-saldirilar-son-5-yilin-en-yuksek-seviyesinde/1827895
[20] El-Fadel, M., Quba’a, R., El-Hougeiri, N., Hashisho, Z., & Jamali, D. (2001). The Israeli Palestinian mountain aquifer: A case study in ground water conflict resolution. Journal of Natural Resources and Life Sciences Education, 30, 61.
[21] B’Tselem. (2023, May). Parched: Israel’s policy of water deprivation in the West Bank. https://www.btselem.org/publications/202305_parched
[22] IMPACT-se. (2025). Review of the 2025–2026 Palestinian Authority school curriculum: Grades 1–12 selected examples. https://www.impact-se.org/wp-content/uploads/Review-of-the-2025-2026-Palestinian-Authority-School-Curriculum.pdf
[23] TRT Haber. (2026, 10 Şubat). İsrail işgali, Batı Şeria’da giderek derinleşen eğitim krizine yol açıyor. https://www.trthaber.com/haber/dunya/israil-isgali-bati-seriada-giderek-derinlesen-egitim-krizine-yol-aciyor-934098.html
[24] Tzoreff, Y., & Klor, E. (2024, March 4). Returning Palestinian workers from the West Bank to work in Israel (INSS Insight No. 1832). The Institute for National Security Studies. https://www.inss.org.il/publication/palestinian-workers/
[25] Bishara, A. (2016, October 21). Driving while Palestinian, across the Green Line. +972 Magazine. https://www.972mag.com/driving-while-palestinian-across-the-green-line/
[26] Anadolu Ajansı. (2024, Ocak 24). İsrail’in Batı Şeria’yı ilhakının önünü açan “devlet arazisi” kavramı ne anlama geliyor?https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilin-bati-seriayi-ilhakinin-onunu-acan-devlet-arazisi-kavrami-ne-anlama-geliyor/3831550
Bu Sayfada:
title
title
title
İlginizi çekebilir
İlginizi çekebilir
İlginizi çekebilir







